ÖNEMLİ BİR KISMINDA
HİÇBİR BELİRTİ GÖRÜLMÜYOR
Birçok hastalığa
davetiye çıkaran diyabet, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de her geçen gün
hızla artmaktadır. Günümüzdeki diyabetli hastaların oranını belirlemek için
geniş kapsamlı araştırmalar sürmektedir. Diyabet, hastaların yarısına yakınında
hiçbir belirti vermeden ortaya çıkarken, geri kalan kısımda ise aşağıdaki
belirtiler ortaya çıkmaktadır:
Sık idrara çıkma
Yorgunluk
Yaraların geç
iyileşmesi
Aşırı acıkma ve susama
Cinsel sorunlar
Bulanık görmek
Ellerde ve ayaklarda
uyuşma ve karıncalanma
Sık sık enfeksiyon
geçirmek
Cilt kuruluğu ve
kaşıntı
Gereğinden fazla su
içmek
Ani kilo kaybı veya
ani kilo almak
DİYABET KONTROL ALTINA
ALINABİLİYOR
Diyabet, insülin
salgısında veya hem salgısında hem de etkisindeki bozukluk sonucu oluşan ve kan
şekeri yüksekliği ile ortaya çıkan metabolik bir hastalıktır. Diyabetin tanısında
açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri, şeker yükleme testleri kullanılmaktadır.
Diyabet hastalarında kan şekeri 300’ün üzerinde olduğunda veya kan şekeri 65’in
altına düştüğünde acil müdahale gerekmektedir. Diyabet hastalığının ameliyat
dışında iyileşmesi mümkün değildir. Bu nedenle ameliyat kalıcı tedavi olarak
uygulanmaktadır
YAŞAM TARZINIZI
DEĞİŞTİRİN
Teknolojik gelişmeler
diyabet hastalarında sürekli kan şekeri takibinde büyük kolaylık sağlamaya
başlamış durumdadır. Ayrıca insülin pompaları da vücutta deri altına takılarak
kontrolsüz Tip 1 diyabet hastalarının tedavisinde önemli rol oynamaktadır.
Diyabetin kontrol altına alınması için yaşam tarzında değişiklikler de yapılması
gerekmektedir. Hastalıkla mücadele için; kilo verilmesi, glisemik indeksi düşük
besinlerin tercih edilmesi, doymamış yağ asitlerinin olduğu besinlerin alınması
ve fiziksel aktivitede bulunulması gerekmektedir. Diyabet tedavisinde insülin;
ilaçlarla kontrol altına alınamayan diyabetlilerde kullanılmaktadır. Ayrıca kan
şekerleri aşırı yüksek giden diyabet hastalarında şekerin zararlarından
korunmak için yine insülin tedavisi verilir ve ilerleyen zamanlarda da uygun
görülürse kesilebilir. Açlık şekerinin 100’ün altında; tokluk şekerinin 140’ın
altında olması normal kabul edilmektedir.
GİZLİ ŞEKERİ HAFİFE
ALMAYIN
Kan şekeri oranları
normalin üzerinde olan ancak diyabet tanısı konulacak kadar yüksek kan şekeri
olmayan kişilerin rahatsızlıkları gizli şeker hastalığıdır. Bu nedenle gizli
şeker hastası olan kişilerin yaşam şekli ve belli aralıklarla yaptıracakları
takipler önemlidir. Çünkü gizli şekeri olanların zamanla şeker hastası olma
riski vardır. Diyabet hastaları; insülinin kendilerinde bağımlık yapacağı,
çocuk sahibi olamayacakları, diyabetin bulaşıcı bir hastalık olduğu gibi yanlış
bilgilere sahip olabilmektedir. Tüm bu yanlış bilgiler, diyabet hastalarının
tedavi süreçlerini olumsuz etkilemektedir. İnsülin bağımlılık yapmaz ancak diyabet
hastası çocuk ve gençler rahatsızlıkları nedeniyle genel olarak ömür boyu
insülin kullanmak zorunda kalır. Bu kişiler, genelde kilo verirler. Bu
hastaların takiplerinin daha sıkı yapılması gerekir. Diyabet hastalarının beslenmeleri
ve fiziksel aktiviteleri de çok önemlidir. Beslenme için düşük karbonhidratlı
ve düşük yağlı, kalorisi kısıtlanmış diyetler uygulanmalı; glisemik indeksi
düşük besinler tüketilmelidir. Diyette karbonhidrat; meyve, sebze, tam tahıllı
gıdalar kurubaklagiller ve düşük yağlı süt ürünleri tercih edilmelidir. Ayrıca
fiziksel aktivite de önemlidir, haftada 3 gün en az 45 dakika tempolu yürüyüş
yapılmalıdır.