Meme kanserinde can kaybı azalıyor

Meme kanserinde can kaybı azalıyor

HABER MERKEZİ- Meme kanseri günümüzde kadınlarda en sık görülen kanser türü ve gün geçtikçe de görülme yaşı düşüyor. Ancak tüm bu olumsuz gibi görülen tabloya rağmen can kayıplarının azaldığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, toplumsal farkındalığın artması, tarama yöntemlerinin yaygınlaşması ve hedefe yönelik tedavilerle meme kanserine karşı son yıllarda yüz güldürücü sonuçlar elde edildiğini de vurguladı.


HABER MERKEZİ- Meme kanseri günümüzde kadınlarda en sık görülen kanser türü ve gün geçtikçe de görülme yaşı düşüyor. Ancak tüm bu olumsuz gibi görülen tabloya rağmen can kayıplarının azaldığına dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Neşet Köksal, toplumsal farkındalığın artması, tarama yöntemlerinin yaygınlaşması ve hedefe yönelik tedavilerle meme kanserine karşı son yıllarda yüz güldürücü sonuçlar elde edildiğini de vurguladı.

Meme kanseri tedavisinin mümkün olduğunu ve erken tanı konulduğunda tedavi başarısının oldukça yükseldiğini söyleyen Prof. Dr. Neşet Köksal, “İstatistiklere göre, dünyada her 7-8 kadından birinin hayatının belirli bir döneminde meme kanserine yakalanabiliyor. Bununla paralel genç yaşta meme kanseri görülme sıklığı da günümüzde artış gösteriyor. Ancak bana bir şey olmaz demeden, 20'li yaşlardan başlayarak her genç kadının kendi kendine elle muayeneye başlaması gerekli. Erken tanı sayesinde meme kanserine karşı mücadeleyi kazanmak mümkün” diye konuştu.

Meme kanserinin erken teşhisi için yapılması gereken üç yöntem olduğunun altını çizen Prof. Dr. Neşet Köksal, öncelikle kadınların 20’li yaşlarından itibaren düzenli kendi kendine elle meme muayenesi yapmasını, elle yapılan muayenede şüpheli bir durum olduğunda hekim tarafından meme muayenesinin gerekli olduğunu ifade etti. Hekim muayenesi sonrasında yine şüpheli bir durum olduğunda mamografi ve/veya meme ultrasonu gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulması gerektiği uyarısında bulunan Prof. Dr. Neşet Köksal, bu şekilde hem erken tanı, hem de meme kanserine bağlı can kayıplarının azalmasının mümkün olduğunu dile getirdi.

Son yıllarda ülkemizde de toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalarla birlikte insanların çok daha bilinçli hale geldiğini söyleyen Prof. Dr. Köksal, 30-40 yaş arasındaki her kadın 3 yılda bir uzman hekim kontrolünden geçmelidir. 40 yaşından sonra ise yıllık mamografik kontrolleri yapılmalıdır. Birinci derece akrabalarında genç yaşta meme kanseri saptanan kadınlarda ise taramaya kanserin saptandığı yaştan 10 yıl önce başlanması gerekir” dedi.

Düzenli yapılan mamografinin de meme kanserine karşı önemli olduğuna işaret eden Prof. Dr. Köksal, düzenli mamografi taramaları sayesinde meme kanserinden yaşam kaybının önemli ölçüde düştüğünü de sözlerine ekledi.

“İstatistiklere göre, kadınlarda meme kanseri yaklaşık yüzde 70-80 oranında 40 yaşından sonra ortaya çıkıyor. Ancak 40 yaş altında görülen meme kanserinin daha agresif seyirli olması önemini artırıyor” diye konuşan Prof. Dr. Neşet Köksal şunları da söyledi:

“BRCA1 ve BRCA2 gen mutasyonlu kalıtsal meme kanserleri, meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 15’ni oluşturur. Anne, kız kardeş gibi birinci derece akrabalarında meme kanseri olması bu hastalığa yakalanma riskini 2 kat artırır.  BRCA gen mutasyonu olan ya da ailesinde meme kanseri olan kadınlar daha genç yaşta meme kanserine yakalanabilir. Bu nedenle bu gruptaki kadınlar meme kanseri taramalarını yaptırmak için 40 yaş sonrasını beklememelidir.”

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.

DİĞER HABERLER