1.Üst
solunum yolu enfeksiyonu
Üst
solunum yolu, burun ve ağız girişinden soluk borusuna kadar olan geniş bir
alanı kapsıyor. Bu bölgenin grip ve nezle gibi viral enfeksiyonları ya da
bunların üzerine gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyonlar, üst solunum yolunu
döşeyen ve mukoza adı verilen özelleşmiş dokusunda ödem ile akıntılara sebep
olabiliyor. Bu akıntılardan ses telleri dolaylı olarak etkilenebiliyor. Ayrıca
bu enfeksiyonlar bazen “larenjit” adı verilen ve ses tellerinin kendisini doğrudan etkileyen bir tablo şeklinde ortaya çıkabiliyor. Bu
durumların tümünde değişik şiddette ses kısıklığı gelişebiliyor. Üst solunum
yolu enfeksiyonları komplike olmadığı durumlarda bir kaç gün içinde tedaviyle
düzeldiğinde ses kısıklığı sorunu da ortadan kalkıyor.
2.
Reflü
Reflü mide
içeriğinin mide alt kapağındaki zayıflıktan dolayı yukarı yemek borusuna ve
boğaza doğru çıktığı duruma deniyor. Mide içeriğindeki kuvvetli asit genellikle
yemek borusuna doğru çıkıp bu bölgeyi rahatsız ediyor. Ancak bazen larengofarengeal
reflü denilen durumda bu asidin daha yukarıya, gırtlak bölgesine ulaştığı da oluyor.
Bu durumda asit maruziyetine alışık olmayan gırtlak ve ses telleri ciddi olarak
etkilenip zarar görebiliyor. Bu da ses tellerinin yapısında bozulmalara yol
açarak ses kısıklığı oluşturabiliyor. Yemek
sonrası artan ses kısıklığı ve boğazda temizleme ihtiyacı geliştiğinde mutlaka Gastroenteroloji
ve Kulak Burun Boğaz uzmanlarına muayene olmak gerekiyor.
3.
Geniz akıntısı
Geniz
akıntısı boğaza doğru inip rahatsızlık yaratabiliyor. Bu akıntıların altında yatan
nedenler kronik sinüzit, sigara kullanımı veya allerjik burun iltihabı gibi
durumlar ise hayat kalitesinde ciddi düşüşe sebep olabiliyor. Geniz akıntısı,
boğazda takılma hissi, sürekli yutkunma ve boğaz temizleme alışkanlığına sebep
olduğu gibi, bu akıntının daha aşağıya inmesi durumunda ses tellerini de
etkileyip ses kısıklığına yol açabiliyor. Özellikle sabahları yoğun
boğaz temizleme ihtiyacı duyulduğunda, boğazda takılma hissi ile beraber ara
ara ses kısıklıkları yaşandığında, geniz akıntısının varlığı ve altta yatan
sebebin tedavisi için mutlaka kulak burun boğaz uzmanına başvurmalı.
4. Ses
tellerine ait nodül ve polipler
Sesin
yanlış ve yoğun kullanımı ile sigara gibi sebepler ses tellerinde uzun vadede
nasırlaşma (nodüller) ile lokal ödemin ilerlemesine bağlı küçük yumrular
(polipler) oluşturabiliyor. Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Dr. Ahmet Kılavuz bu
nodül ve poliplerin ses tellerinin titreşimlerini engelledikleri için ses
kısıklığına neden olabildiklerini belirterek, “Bu durum özelikle sesini yoğun
kullanan ses ve performans sanatçıları ile öğretmenler gibi meslek gruplarında
daha sık görülüyor. Nodül ve poliplerin gerekli durumlarda cerrahi olarak
tedavi edilmesinin yanı sıra, daha öncelikli olarak altta yatan yanlış ses
kullanımını düzeltmek için ses terapistleri ve kulak burun boğaz uzmanları
beraber çalışarak çözüm üretiyor” diyor.
5.
Yanlış ses alışkanlıkları
Yanlış ses
alışkanlıkları ses yapısının oturduğu ergenlik dönemi de dahil olmak üzere ses
tellerinin fonksiyonel hareketlerini bozabiliyor. Ses tellerinin doğru
kapanmasını ve titreşimlerini engelleyebileceği gibi ciddi durumlarda ses
tellerinin yapısında da değişiklik oluşturarak ses kısıklığına yol açabiliyor. Ayrıca maç gibi ortamlarda sürekli bağırmanın veya konserlerde
şarkılara yüksek sesle iştirak etmenin neden olduğu ses tellerindeki travma da
ses kısıklığı oluşturabiliyor. Yanlış ses kullanımının öncelikli sebep olduğu
bu durumlarda doğru ses terapisi sorunun üstesinden gelmede yardımcı olabiliyor.
6. Ses
tellerine ait hareket bozuklukları
Ses
tellerinin hareketini sağlayan kasları, bunun için özelleşmiş sinirler çalıştırıyor.
Her iki ses teli için ayrı olan bu sinirleri etkileyen çeşitli durumlar ses
tellerinin hareketlerini kısıtlayıp ses kısıklığına yol açabiliyor. Bu durumlar
arasında çeşitli nörolojik bozukluklar, sinirin uzandığı yol boyunca siniri
etkileyen çeşitli hastalıklar ve kitleler sayılabileceği gibi, bazen bu bölgeye
yapılan, özellikle tiroid ameliyatı gibi cerrahi işlemler de etken olabiliyor. Ses
tellerinin sinirine ait bozukluklardan şüphelenilmesi durumunda Kulak Burun
Boğaz uzmanı, Nöroloji ve Göğüs Hastalıkları uzmanlarının ortaklaşa
değerlendirilmesi sonucu tanı ve tedaviye ulaşılabiliyor.
7. Gırtlak
kanseri
Gırtlak
bölgesinin kanserleri genellikle sigara kullanımı, eşlik eden alkol kullanımı,
genetik sebepler ve bazı viral hastalıkların etkisiyle oluşuyor. Gırtlak ve ses
tellerini tutan bu tümörler ses tellerinin hareket ve titreşimlerini etkiledikleri
gibi gırtlağın kas, sinir ve eklem yapısını da tutması durumunda da ses
kısıklığına neden olabiliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Ahmet Erdem Kılavuz gırtlak kanserinin erken dönemde de belirti vermesi
sayesinde erken tanı ve tedaviye olanak sağlayabilen nadir kanserlerden
olduğuna dikkat çekerek şunları söylüyor: “Dolayısıyla uzun süren ses
kısıklıklarında özellikle yoğun sigara kullanımı öyküsü olan kişilerin hiç
ertelemeden bir kulak burun boğaz uzmanına başvurmaları yaşamsal önem taşıyor. Erken
dönemde tespit edilen gırtlak kanseri uygun tedaviyle tamamen iyileşebiliyor. Erken tanı ve tedavi ayrıca gırtlağın
korunmasına ve kişinin sesini koruyabildiği tedavi çözümlerine de olanak
verebiliyor. Bunların yanı sıra hastalığın erken tespiti kanserin bölgesel
yayılımının ve akciğer gibi uzak organlara sıçrayabilmesinin de önüne geçiyor.”