Kaygı; kişinin bir uyaranla karşılaştığında yaşadığı
bedensel, duygusal ve zihinsel aşırı uyarılmışlık halidir. Sınav kaygısı ise bu
aşırı uyarılmışlık halinin sınavdan önce, sınav esnasında ve sınavdan sonra
yaşanmasıdır. Sınav kaygısında sınavın kendisi strese yol açmaz, sınavın kişi
tarafından algılanış biçimi kaygıya neden olur. Bu nedenledir ki bazı
öğrenciler sınavlarda çok rahat ve başarılıdır, bazıları ise kaygılı ve
başarısız olur. Karşılaştıkları olayları felaketleştirme ya da abartma
eğiliminde olan çocuk ve ergenlerde, endişe duyulan bir durumun korkunç olacağı
ve felaketle sonuçlanacağı yönündeki mantıkdışı bir inanç, genellikle kaygıya
eşlik etmektedir. Sınavın tehlike yaratan bir durum olarak düşünülmesi kaygıya
neden olur. Zihnin sürekli sınav anı ve sınav sonrası olacaklarla (hayal
kırıklığı gibi) meşgul edilmesi ve bu konuda endişe duyulması, sınav kaygısının
yaşanmasına yol açar.
NEDEN SINAV KAYGISI YAŞARLAR?
Mükemmeliyetçi kişilik yapısı
Yüksek beklenti düzeyi
Kötü çalışma alışkanlığı
Görev ve sorumlulukları erteleme
Başarısız olma ve değerlendirilme korkusu
Yorgunluk, uykusuzluk ve yanlış beslenme
Her durumu felaketmiş gibi algılama
KAYGININ ÇÖZÜMÜNDE EBEVEYNLERE ÖNERİLER
Anne ve babanın kendi beklentileri ile çocuğun kapasitesi-sınırları
arasında gerçekçi bir denge kurulmalıdır.
Anne ve babalar çocuğun çalışma isteğini arttırmak
niyetiyle “Bu kadar çalışmaşla kazanamazsın”, Az bir zaman kaldı, bizi mahcup
etme” gibi kaygıyı arttırıcı yaklaşımlardan kaçınmalıdır.
Çocuk sınav hakkında konuştuğunda çocuk yorumsuz; fakat
anlayarak, empati göstererek dinlenmelidir. Böylece gerçek duygularını anlanmış
olur. Bu konuşmalarda çocuğun başarısıyla ve başarısızlığıyla anne ve baba
tarafından kabul edildiği hissettirilmelidir.
Sürekli “Çalış, çalışmıyorsun!” demek yerine, “Nasıl
gidiyor? Neler yaptın? Birlikte göz gezdirelim ister misin? Bizden istediğin
bir şey var mı?” şeklindeki bir yaklaşım benimsenmelidir. Çok uyarıcı, çok
yönlendirici, nasihat edici tutumlar çocuğun kaygı düzeyini artırır. Yine çok
koruyucu kollayıcı tutumlardan kaçınılmalı, çocuğun yaşına uygun girişimselliği
desteklenmelidir.
Olumlu geri bildirimlerin ön planda olduğu bir yaklaşım
çok önemlidir.
Çocuk “Onlar başarılı sen başarısızsın, onlar iyi sen
değilsin” gibi çevresiyle, arkadaşlarıyla ya da kardeşleriyle kıyaslanmamalıdır.
Çocuk anne ve baba tarafından yaşına ve kişisel
özelliklerine göre yeterince iyi tanınmalıdır.
Hoşlandığı faaliyetleri yapması sağlanmalıdır.
Çocuğa sınavın sadece bir fırsat olduğu, yaşamda başka
fırsatların da olduğu anlatılmalıdır. Huzurlu bir aile ortam sunulmalıdır.
Anne ve baba tarafından çocuğa zaman ayrılmalıdır.
Göstermiş olduğu çaba takdir edilmelidir.
“Sonuç ne olursa olsun senin yanındayız” mesajı
verilmelidir.
GÜNLÜK YAŞAMI NE KADAR ETKİLEDİĞİ ÖNEMLİ
Öncelikle çocuk ve gençlerde sınav kaygısının çocuğun akademik
becerilerini ve günlük yaşamını ne kadar etkilediği değerlendirilir. Yine
kaygının ruhsal sorunların bir sonucu olup olmadığı (dikkat sorunları,
hareketlilik, dürtüsellik, öğrenme sorunları gibi) ya da kaygı nedeniyle ek
ruhsal sorunlar yaşanıp yaşanmadığı (depresif yakınmalar, takıntılar, uyku ve
dikkat sorunları gibi) değerlendirilir. Kaygının nedenlerine ve ek sorunlara
yönelik tedavi yaklaşımı geliştirilir.
Etiketler:
SAĞLIK
SINAV STRESİ