'Kamu görevlisinin
resmi belgede sahteciliği, iftira, suç uydurma, haberleşmenin gizliliğini
ihlal, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, özel
hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verilerin kaydedilmesi' iddiasıyla
suçlanan sanık polislerin tutuklanması talep edildi. Dinlemelerin yapıldığı dönemde İstihbarat Şube Müdürü olan İsmail
Bilgin ile Şube Müdür Yardımcısı olan Ertuğrul Yetkin'in avukatı İsa Ayanoğlu,
Adana Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak 'hukuka aykırı
davranışlarıyla müvekkilerinin manevi zarara uğratıldığını' öne
sürerek, iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet Savcısı Ali Doğan'dan, 100'er
bin lira manevi tazminat istedi.
HAKİM VE SAVCI ŞİKAYETÇİ OLDU
Bir ulusal
gazetenin geçen 18 Mart tarihli sayısında yayınlanan yasa dışı dinleme
iddialarıyla ilgili Adana Cumhuriyet Savcısı Şükrü Uçkan ve Adana 3'üncü Ağır
Ceza Mahkemesi Başkanı Süleyman Köse, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç
duyurusunda bulundu. Şükrü Uçkan, kendisinin 'Fırat Yalçıntekin' kimliğiyle
Adana 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi'nden alınan, Süleyman Köse ise 'Tunahan İnan'
kimliğiyle Adana 8'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nden alınan dinleme kararıyla cep
telefonlarının yasa dışı dinlendiğini öne sürerek, şikayetçi oldu.
Bunun üzerine
yürütülen soruşturmada 8 Nisan'da 9 polis memuru gözaltına alındı. Sorgularının
ardından adliyeye sevk edilen polislerden 8'i tutuklandı. Bu karara yapılan
itirazlar sonunda, tutuklu polisler 6 gün sonra tahliye edildi.
SAVCI 107 KİŞİNİN DİNLENDİĞİNİ SAPTADI
Adana
Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ali Doğan, 'cebir, tehdit kullanarak zorla haraç
almak , silahla adam yaralamak, çek senet tahsilatı yapmak gibi haksız ekonomik
çıkar sağlamak üzere örgüt kurduğu ve yönettiği' iddiasıyla mahkeme kararıyla
yapılan telefon dinlemelerinin yasadışı olduğuna dair Cumhuriyet Savcısı Şükrü
Uçkan ve 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Süleyman Köse'nin şikayetlerini
soruşturdu. Yapılan soruşturmada şikayetçilerin yanı sıra aralarında başka
hakim, savcı ve polislerin de olduğu 107 kişinin telefonlarının dinlendiğini
saptadı.
POLİSLER SUÇLAMALARI REDDETTİ
Başsavcı
Vekili Ali Doğan, suç tarihinde İstihbarat Şube Müdürü İsmail Bilgin, Şube
Müdür Yardımcıları Ertuğrul Yetkin ve Aytaç Akyol ile polis memurları Fevzi Mert, Ramazan Kasap,
Abdullah Karaca, Ahmet Senal, Hasan Serçe, Mehtap Avcu ifadeleri aldı. Zanlı
polisler, haklarındaki suçlamaları kabul etmeyip, dinleme yaptıkları kişilerin
hakim veya savcı olduğunu bilmediklerini savundu.
SAVCI TUTUKLAMA İSTEDİ
42 sayfalık
iddianame hazırlayan Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ali Doğan, dinlemelerin sahte
isimler ve suç uydurmak suretiyle bilerek, isteyerek ve sistemli şekilde
yapıldığını öne sürüp, konuyla ilgili hakim kararı olmasına rağmen eylemi suç
olmaktan çıkarmadığını iddia etti.
Ali Doğan,
iddianamesinde şikayetçilerin yanı sıra Cumhuriyet Savcıları A.G., Y.K., C.T.
ve H.Ö. ile Hakim K.V.'nin de benzer şekilde telefonlarının dinlendiğini, aynı
yöntemlerle 102 kişinin dinlenmesiyle ilgili de soruşturmaların halen devam
ettiği bilgisine yer verdi.
Savcı Doğan,
çok sayıda hakim, savcı ve kamu görevlisini sistemli şekilde yasa dışı
dinlemekle suçladığı 9 polisin delilleri karartma ihtimali olduğunu öne sürüp,
tutuklanmalarını istedi.
'SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK'
İddianamenin
kabul edilmesinin ardından açıklama yapan eski Adana İl Emniyet Müdür
Yardımcısı İsmail Bilgin'in avukatı İsa Ayanoğlu, "Bu soruşturmanın usulü,
esasından daha fazla konuşulur hale geldi. İddianamenin kabulu kararı
verilmeden önce, iddianame düzenlenir düzenlenmez belli basın yayın
organlarında iddianame metni, içeriğinden alınmış cümlelerin verildiğini
gördük. Biz buna ilişkin suç duyurusunda bulunduk" dedi.
İDDİANAMEDE 'PARALEL' YOK
Yasal olarak
soruşturmanın gizliliğinin ihlal edilmiş olmasının suç olduğunu vurgulayan
Avukat İsa Ayanoğlu, şunları kaydetti:
"İddianameyi
bize bile vermeyen iddia makamının nasıl oluyor da, belli basın yayın
organlarına bunu nasıl verdiğini sormak istiyoruz. İddinamede, soruşturma
aşamasında müvekkillere sorulan sorulardan daha farklı bir suçlama yok. 'Resmi
belgede sahtecilik', 'Suç uydurma', 'İftira' ve 'Özel hayatın gizliliğini ihlal
etmek' gibi suçlamalar var. Buna ilişkin biz zaten savunmamızı yaptık.
Kamuoyunda soruşturmanın başladığı günden itibaren, hatta öncesinde dahi,
'Paralel yapıya operasyon', 'Paralel örgüt çökertildi', 'Paralel örgütün
inlerine girildi' gibi haberler verildi. Şimdi ben onlara soruyorum. Bu
iddianamenin neresinde 'paralel' ifadesi geçiyor, neresinde örgüt suçlaması
var, neresinde casusluk suçlaması var? Hadi bunu söylesinler. 'Paralel, paralel,
paralel' diye bağırıp duranlar buna cevap versin. Bırakın delili, iddianamede
yok bunlar. Müvekkillerim yurt genelinde bir örgüt varmış, bunun mensuplarıymış
gibi yansıtılmaya çalışılıyor. Oysa müvekkiller hakkında böyle bir suçlama dahi
yok. Böyle bir suçlama yokken nasıl oluyor da, 'Paralel örgüte operasyon' diye
haber yapılabilir, ya da en yetkili ağızlar tarafından bunlar nasıl
dillendirilebilir? Müvekkilerimin bize göre sadece 'resmi belgede sahtecilik'
suçlamasıyla ilgili olarak, değerlendirilebilecek bir yargılaması var, diğer
yönden bir suç yok. Zaten sahtecilik suçlamasıyla ilgili de ortada bir suç
yok"
Yusuf BAŞTUĞ - Bünyamin YIL/DHA