Sağlık
turizminin başkenti olması planlanan Adana, elindeki bu tarihi fırsatı altına
çevirmekte şimdilik duyarsız gibi görünse de, şehir hastanesinin açılmasıyla
birlikte kamuoyunun hareketleneceği tahmin ediliyor. Şehir Hastanesinin hizmete
girmesiyle birlikte sadece Adanalılar değil, çevre iller ve komşu ülke
vatandaşları da, sağlık hizmeti alacağı modern bir şehir hastanesine kavuşmuş
olacak.
Adana Tabip
Odası Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, Adana’nın sağlık turizmi açısından
yakın geçmişte belirli bir noktaya geldiğini ancak Suriye ve Irak’ta meydana
gelen gelişmelerin bunu baltaladığını belirtirken, Adana Sağlık Turizmi Derneği
Başkanı Dr. Halis Bayrak ise, “Dünyanın her ülkesinden tedavi için Adana’ya
binlerce hasta gelebilir” diye konuştu.
GAZETTE –
Çukurova, binlerce yıl sağlık ve şifa merkezi olarak tarihte yer edindi. Lokman
Hekim’in yaşadığı rivayet edilen bu topraklar, eski çağlardan günümüze büyük
bir şifa kaynağı bulunan hastaneleri ile de ün saldı. Tarihte Ortadoğu’dan,
Batı Anadolu’ya hastaların akın akın gelip şifa bulduğu bölge olan Çukurova, tarihi
misyonunu, sağlıkta büyük onur eseri olan Şehir Hastanesi ile yeniden
kazanacak. 2013’te Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından temeli
atılan Adana Şehir Hastanesi’nin, 7 ayrı hastaneden oluşan bir hastaneler
kompleksi, Adana’yı Ortadoğu’nun sağlık başkenti haline getirecek. Adana Şehir
Hastanesi, Adana halkının aldığı sağlık hizmetlerinin kalitesini yükseltecek.
Şehir Hastanesinin hizmete girmesiyle birlikte sadece Adanalılar değil, çevre
iller ve komşu ülke vatandaşları da, sağlık hizmeti alacağı modern bir şehir
hastanesine kavuşmuş olacak. Önümüzdeki
Ekim ayında açılması planlanan Adana Şehir Hastanesi, bin 550 yatak kapasiteli
olacak. 60’a yakın ameliyathanesi bulunacak hastanede, günde 15 bin hasta
tedavi görebilecek. Dünyada benzer hastanelerin sayısı parmakla gösterildiği
bir kampusa sahip olacak Adana, makus talihini de ‘Sağlık Turizmi’ ile yenme
peşinde.
ORTADOĞU’DA
YAŞANAN OLAYLAR ADANA’YI ETKİLEDİ
Konuyla
ilgili görüşlerine aldığımız isimlerden biri olan Adana Tabip Odası Başkanı
Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, Adana’nın sağlık turizmi açısından yakın geçmişte
belirli bir noktaya geldiğini ancak Suriye ve Irak’ta meydana gelen
gelişmelerin bunu baltaladığını belirtti. Ökten, “Adana, özellikle Ortadoğu’nun
sağlık turizmi açısından merkezi olma yolunda gayet iyi ilerliyordu. Ama
Ortadoğu’da yaşanan olaylar hedefi çok ciddi derece sekteye uğrattı. Ben
biliyorum ki burada bazı hocalarımıza ameliyat olmak için Avrupa’dan gelen
hastalar var. İlgili branşın ve ilgili hocaların tanınmışlığı ile alakalı bir
konu. Adana bölgesel olarak daha çok Ortadoğu’ya hitap edecek bir konumda. Eğer
Ortadoğu’daki bu dengeler düzelirse daha iyi olabilir” dedi.
ADANA’DA TECRÜBELİ
VE ALANINDA UZMAN HEKİMLER VAR
Adana’daki
bütün hekimlerin alanlarında yetkin ve uzman kişiler olduğunu kaydeden Doç. Dr.
Ali İhsan Ökten, “İstanbul’da ya da dünyada ne yapılıyorsa Adana’da da aynısı
yapılıyor. Tedaviler, ameliyatlar vb. şeyler de bir sıkıntı yok” diye konuştu.
Kentte hekim sayısının yeterli olduğuna dikkat çeken Ökten, şunları söyledi; “Sadece
istihdam da sorun var. Daha düzenli bir hekim dağılımı yapılırsa bir sorun
kalacağını sanmıyorum. Acilde ki hasta sayısının fazlalığı, hekim
yetersizliğinden kaynaklanmıyor. 2002-2003 yılından beri Sağlıkta Dönüşüm
Projesi uygulanıyor ve uygulandığından beri poliklinik başvuruları 4-5 kat
artmış, ameliyat sayıları da en az 4 kat çıkmış durumda. Bir sürü özel hastane
açıldı. O kadar açılan hastanelere rağmen giderek artan bir hasta sayısı var.
Ama hekim sayısı o kadar artmıyor. Bu sefer hasta sayısı o kadar çok arttığı
için hekim açığı gibi görünüyor. Örneğin hasta sayısı 4 kat artmış ama hekim
sayısı onun iki katı artmadı ki... Hekim açığı yok. Gereksiz, kışkırtılmış bir
hasta potansiyeli var.”
TÜRKİYE
SEKTÖRÜN SON 5 YILDA FARKINA VARDI
Sağlık
turizmi hakkında bilgi veren Adana Sağlık Turizmi Derneği Başkanı Dr. Halis
Bayrak ise, kentin önünde kaçırılmaması gereken bir fırsat bulunduğunun altını
çizdi. Bayrak, “Sağlık turizmi, hastaların
bir yandan kaliteli ve uygun fiyatlı sağlık hizmetlerini almalarını sağlarken
bir yandan da gezip kültürel ziyaretlerde bulunmalarına imkân tanımaktadır. Son
dönemde oldukça popüler bir hizmet halini alan uluslararası sağlık turizmi,
dünya çapında halihazırda 28 ülkede adeta bir yarış şeklinde uygulanmaktadır”
dedi. Bayrak, şu bilgileri paylaştı; “Ülkemiz
de, gerek coğrafi yapısı, iklimi, doğal ve tarihi zenginlikleri, gerekse mevcut
turizm ve sağlık altyapısı ile medikal turizm için tercih edilen ülkelerin
arasında bulunmaktadır. Bu büyük rekabette Türkiye’nin rakiplerine göre başlıca
avantajı, sağladığı sağlık hizmetlerinin hem ucuz hem de ABD ve Avrupa
standartlarında olmasıdır. Ayrıca, hastanelerdeki bekleme süresinin diğer
medikal turizm hizmeti veren ülkelere göre daha kısa olması, ülkemizin bu
alanda tercih edilmesinin bir başka sebebidir. Bunun yanı sıra, yurtdışında
eğitim görmüş, sık sık sempozyumlara katılıp bilgilerini güncelleyen ve akıcı
yabancı dile sahip Türk doktorların varlığının da, Türkiye’nin sektörde ön
plana çıkmasında büyük bir etken olduğu bilinmektedir. Sağlık turizminin Türk
ekonomisine olan katkısı da yadsınamaz bir gerçektir. Bunu, rakamlar açıkça
ortaya koymaktadır. Son yapılan araştırmalara göre, Türkiye’ye gelen bir hastanın,
seyahat ve hastane dışı masrafları hariç, sadece tıbbi müdahale için 3 bin 500
ile 35 bin dolar arasında harcama yaptığı bilinmektedir. Kimi zaman bu rakam
çok daha yukarılara çıkabilmektedir. Tedavi dışındaki konaklama, ulaşım,
refakatçi gibi diğer masraflar da düşünülürse, ülkemize ciddi rakamlarda turizm
girdisi olduğu açıkça görülmektedir. Ayrıca, ödenen dolaylı ve dolaysız
vergiler de göz önüne alınınca, sağlık turizminin ekonomik anlamda ne denli
önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Hizmete olan talep artışı ve bu bağlamda
sektörde yapılan iyileştirme ve geliştirme çalışmaları da, bir yan fayda
olarak, Türk halkının daha iyi bir sağlık hizmetine kavuşmasına da vesile
olmuştur. Sağlık turizmi, insanların sağlık amacıyla bir başka ülke veya bölgeye
hareket etmesidir. Bunun birçok nedeni var. Başta, bulunduğu ülkenin tedavi
imkanlarının ve teknolojinin yetersizliği olabiliyor. Ya da fiyatların
yüksekliği veya sağlık hizmeti alımının çok uzun sürmesi olabiliyor. Bazı
ülkelerde ameliyat için hastalar 1 yıl bile bekleyebiliyor. Bunlar birleştiği
zaman dünyada 100 milyar dolarlık bir pazar hacmini ortaya çıkarıyor. Türkiye
sektörün son 5 yılda farkına vardı. Hükümetin uyguladığı sağlık politikalarıyla
birlikte özel yatırımlar arttı. Önemli bir rekabet ortaya çıktı ve iç pazarda
bir daralma söz konusu oldu. Sağlık kuruluşları dış pazara yönelmeye ve
dünyadaki çok büyük 100 milyar dolarlık pazarı fark etmeye başladılar. Bu
pastadan pay almak isteyen özel sağlık kuruluşları kendi çabalarıyla, hasta
almaya başladılar.”