İYİ GİZLENME MERKEZİ OLDU!..
Kendini aklamak için başkalarını suçlayarak bir bakıma "itirafçı" gibi görünüp temize çıkmak isteyenler de cabası. Bu siyasiye örnek Ceyhan Belediye Başkanı Alemdar Öztürk. Demokrasi nöbetleri esnasında her gece olmasa da bir kaç gece Ceyhan'daki havayı koklama fırsatımız oldu. Nöbete gelenlerin bazıları "iyi bir gizlenme merkezi oldu bu alanlar bazıları iyi gizleniyor" cümlelerine şahit olduk.
BURÇ SEVDASINDAN VAZGEÇEMİYOR
Şimdi sizlerle bir belge paylaşacağız. Alemdar Öztürk'ün çocuğunu 17/25'ten sonra bile Burç Okullarından almadığının belgesi bu. Paralelden vazgeçememesinin sebebini şimdi tüm kamuoyu merak ediyor. Çocuğun velisi Ceyhan Belediye Başkanı Alemdar Öztürk. Bu belgenin ışığında son sözü biz söyleyip kimseyi yargılayamayız. Bu görev savcıların. Son söz sahibi yüce milletimiz ve yargımızındır.
Kıyısından köşesinden kim bu örgüte bulaşmışsa cezasını çekmelidir. Ülke olarak 15 Temmuz gecesi ülkemiz üzerinde büyük bir kalkışma sergilendi. Bu kalkışmanın sebebi ülkemizde büyük bir kaos ve iç çatışma çıkarmak, meşru hükümeti alaşağı etmek ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'sız bir Türkiye önümüze sunulmak istendi.
Cumhurbaşkanımızın talimatı ile milyonlar sokağa indi ve bu girişim püskürtüldü. Bu kalkışma gerçekleşmiş olsaydı şayet şu anda gizlenen tüm kripto FETÖ'cüler devletin farklı yönetim kademelerinde göreve başlamış, ülke sevdalısı insanlar ise ya idam sehpasında ya da zillet içinde aşağılık bir hayata mahkum edilmişti.
1 aydır devletimiz bu örgüt mensuplarına gereken cezayı veriyor. Askerinden polisine, savcısından hakimine, memurundan, iş dünyasına, kimi ararsanız örgütlenmiş insanlarla karşılaşıyoruz. Ancak FETÖ'nün elebaşı ABD'den örgütün Türkiye'deki ayağına pes etmeyin talimatı yağdırıyor. Türkiye Cumhuriyeti devletini hafife almanın bedelini en ağır şekilde ödemeye devam ediyorlar.
Bu örgütün en iyi yaptığı şey "gizlenmek" ve bu konuda çok mahirler. Şu sıralar örgüt elebaşından gelen talimat yine bu yönde mensuplarına "gizlenin".
Ancak az öncede söylediğimiz gibi devletimiz bu yapının çözümüne hızla ulaşıyor ve gizlenmeleri kar etmiyor. Süreçte gördük ki, demokrasi nöbetlerinde en ön safta olan sürekli fotoğraf paylaşanlar bu da kesmez diyerek Beştepe'de selfie yapanlar bile şu anda cezaevinde.
Gelelim bu örgütün Adana ayağına. Temizlik tam manası ile yapıldı mı sorusuna verecek yanıt hayır olur. Fakat yetkili kurumlar bu konuda kararlı ve istikrarlı bir çalışma yürütüyorlar. Tam da bu süreçte bunu fırsat bilen siyasiler ani bir manevra ile demokrasi nöbetlerini kendilerini aklama fırsatına çevirmeye başladılar. Kısa vadede sonuç almış olabilirler belki ama uzun vade de kurtuluşları yok.
Buna ek olarak bir de, kendini aklamak için başkalarını suçlayarak bir bakıma "itirafçı" gibi görünüp temize çıkmak isteyenler de cabası. Bu siyasiye örnek Ceyhan Belediye Başkanı Alemdar Öztürk.
Demokrasi nöbetleri esnasında her gece olmasa da bir kaç gece Ceyhan'daki havayı koklama fırsatımız oldu. Nöbete gelenlerin bazıları "iyi bir gizlenme merkezi oldu bu alanlar bazıları iyi gizleniyor" cümlelerine şahit olduk.
Örgütle mücadelede bazı kriterler var malumunuz. Biz kimseyi örgüt üyesi diye suçlamıyoruz. Bu polisin, savcılığın işi. Ancak hükümetin 17/25 Aralık’ı milat kabul ettiği ve bu tarihten sonra FETÖ'den uzaklaşmayanlar üzerinde yoğunlaştığını kabul edersek bazı isimlerin ilişkileri gözler önünde.
Hatırlayalım bu kriterleri; 17/25’ten sonra FETÖ'nün talimatı ile destek için Bank Asya'ya para yatıranlar, himmete devam edenler, çocuklarını bu örgütün dershanelerinden ve okullarından almayanlar, gazetelerine abone olanlar, bu örgütün derneklerine üye olanlar vs…
Şimdi sizlerle bir belge paylaşacağız. Bu belge yukarıda saydığımız kriterlerden biri olan 17/25 Aralık sonrası çocuklarını bu örgütün okullarından almayanlar kriterine sahip. Alemdar
Öztürk'ün çocuğunu 17/25'ten sonra bile Burç Okullarından almadığının belgesi bu. Paralelden vazgeçememesinin sebebini şimdi tüm kamuoyu merak ediyor. Çocuğun velisi Ceyhan Belediye Başkanı Alemdar Öztürk. Bu belgenin ışığında son sözü biz söyleyip kimseyi yargılayamayız. Bu görev savcıların. Son söz sahibi yüce milletimiz ve yüce yargımızdır.