Ayşe Kabaklı: Mimarlık ve Çocukluk Hikayesi

Ayşe Kabaklı çocukluğunu projelerinde hissettiriyor

Adana’da yaklaşık 20 yıldır Mimarlık yapan Ayşe Kabaklı, Gazette TV’de yayınlanan Prestij programına konuk olarak özel ve mesleki hayat hikayesini anlattı. İçe kapanık, izole bir çocukluk geçirdiğini söyleyen Kabaklı, çocukluğunda yaşadığı sıcak, samimi Türkiye’nin çalışmalarına yansıdığını belirtti.


Ayşe Kabaklı çocukluğunu projelerinde hissettiriyor

HABER - FOTOĞRAF: FATİH GÜLTOPLAYAN

Gazette TV’de her hafta yayınlanan Prestij programının konuğu Mimar Ayşe Kabaklı oldu. Program kendisini tanıtan Kabaklı, “Adana doğumluyum. Çukurova Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi’nde okudum. 2005 yılında mezun oldum. O zamandan bu yana çeşitli şehirlerde çeşitli projelerde görev yaptım. İlk beş yıl farklı ofislerde çalıştım. Sonrasında kendi ofisimi açtım. Kendi ofisimde tadilat, mimari proje ve baştan sıfırdan bir inşaatın yapımıyla ilgili yaptım diyebilirim.” dedi.


MİMARLIK VE MÜHENDİSLİK ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?

Mimarlığın bir şeyi tasarlamak olduğunu söyleyen Kabaklı, “Olmayan bir konutu bir ofisi veya X bir mekanı baştan tasarlarsınız. Mühendislik bunun daha teknik bir dalı. Yani bir tarafta tasarım süreci var öbür tarafta teknik bir oluşum süreci var. Biz hayal kuruyoruz, tasarım yapıyoruz daha sonra inşaat mühendislerimiz, makine mühendislerimiz bu işin alt yapısı ve donanımıyla ilgili önümüzü açıyorlar.” diye konuştu.

ÇOCUKLUK VE EĞİTİM HAYATI

Çocukluk ve eğitim hayatına değinen Kabaklı yaşadığı ve büyüdüğü ortamı şu şekilde anlattı:

“Ben daha izole bir çocuktum. Kız çocukları daha kıskanılan bir konumda olur. Biraz da ailenin üçüncü ve tek kız çocuğu olunca o dönemde daha korunaklı büyüdüm. Güzel bir çocukluğum oldu. Mahallede geçen bir çocukluğum vardı. Zaten bunlar şu an tasarımlarıma yansıyor. Şu anda dışarı çıkamadığımız, çocuklarımızı gönderemediğimiz bir yaşam tarzı var. Bunu biraz değiştirmeye çalışıyorum çocukluğumuzdaki o neşeli hali yeniden yakalamak için. Başarılı bir eğitim hayatım oldu. Üniversite sınavında neredeyse fulle yakın bir sonuçla çıkmıştım. Zaten benim dönemimde Mimarlık bölümü için çok ciddi puanlar almanız gerekiyordu.”

İNSANLARIN MİMARİYE BAKIŞ AÇISI

Mimariye her alanda ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kabaklı şöyle devam etti:

“Bence her konuda her yaşam alanında mimariye ihtiyaç var. Hepimiz iyi ya da kötü bir hastaneye gidiyoruz. Ya da bir ofise gidiyoruz. Her kamu binası bir mimar tarafından tasarlanıyor. Dolayısıyla her noktada bir mimarın dokunduğu bir yapı var. Alt gelirdeki insanların ulaşamadığı bir lüks gibi görünse de bana göre iyi yapılmış bir konut her zaman için ileride tasarruf sağlar. Isıtmada tasarruf sağlar. Depremde gördük statiği düzgün yapılmamış binalarda. Mimarlık insanların yaşamına bile mal olabiliyor. Herkesin bu noktada bir mimara başvurmasında fayda var.

Fiyatlar çok yüksek değil ama maalesef insanlar mimariye pek başvurmuyor. Aslında fazlaymış gibi görünen bir önden ödeme var. Ama onu alırken onun dizaynını yaparken o tasarrufu aslında sağlatıyoruz. Bir ürünü alırken mimarla almak farklı kendisinin tek başına alması farklı.”


BİR MİMARIN TASARIMINA ŞEHİR DE DAHİL MİDİR?

Çevre planlamasının şehir tasarımından başladığını ifade eden Kabaklı şunları söyledi:

“Bir şehrin planı güzel olmalı ki içinde yaşayan halk mutlu olsun. Daha sonra konuta daha sonra sosyal alanlara indirgenir bu konu. Öncelikle şehir güzel olmalı. Ben evi dört duvar çevrili bir alan olarak görmemek lazım. Ev bir yaşam alanıdır. Onun dışında çocuğunun oynayacağı bir alanın olması lazım. Sizin sosyalleşebileceğiniz bir alan olması lazım. Komşularınızla vakit geçirebileceğiniz bir alan olması lazım. Komşuluk ilişkileri apartmanlarda neredeyse sıfırlanmış vaziyette. Ben bunu biraz aşmaya çalışıyorum. Konut alanlarına yaptığım bir çocuk oyun alanıyla bir cafeyle, eskiden olduğu gibi anneler ve çocuklar bir araya gelebilsin ki eskiden yaşadığımız o sıcak ve samimi Türkiye’yi tekrardan yaşatabilelim.”

MİMARİDE BAŞARILI ŞEHİRLER İNŞA ETMEYİ NEDEN BAŞARAMADIK?

Türkiye’de mimari alanda arz talep ilişkisine değinen Kabaklı güzel şehirlerde yaşamanın hepimizin hakkı olduğunu söyleyerek şöyle devam etti:

“Halk talep edecek ki yetkililer yapacak. Bence biraz biz talep etmeliyiz. Ben kişi olarak haklarımı bileyim, neyi talep etmem gerektiğini bileyim. Düzgün bir şehirde yaşamak benim hakkım. Biz bunu talep etmezsek kimsenin umurunda olmaz.”

 

Etiketler:
mimar ayşe kabaklı