Adana Barosu avukatlarından olan Mustafa Çözeli, gündüz
mahkemelerde savunma, gece ise eğlence mekanlarında müzisyenlik yapıyor. Adliye
koridorlarında dosyaları ile gezip duruşmalarda davayı kazanabilmenin stresini
yaşayan Çözeli, günün yorgunluğunu müzikle uğraşarak atmaya çalışıyor. Mesainde
müvekkilleri için ilgili kanunları elinden düşürmeyen Çözeli, zamanının geri
kalan bölümünü kanun çalarak geçiriyor.
MÜZİK İLE UĞRAŞMAK PAHALIYA MAL OLDU
1957 Kadirli doğumlu Avukat Mustafa Çözeli’nin, musikiye
karşı derin sevgisi çocuk yaşlarda başlamış. Henüz 7 yaşındayken saza ve söze
merak saran Çözeli, ilkokuldan başlayıp hukuk eğitimini aldığı Ankara
Üniversitesi’ni bitirene kadar ilgisini daha da geliştirdi. Müzik ile
uğraşmanın sonucunda Çözeli, 1976’da kazandığı üniversiteyi 9 yılda bitirmek
zorunda kaldı.1988’de Adana’ya döndükten sonra da Türk sanat müziğinden
kopmayan Çözeli, Adana Barosu’na kayıt yaptırıp, bir taraftan avukatlık, diğer
yandan müzisyenlik ile uğraştı. Kanun çalmanın yanı sıra def, davul, ud gibi
birçok müzik aletini kullanan Çözeli, şiir yazıp beste de yapıyor.
GÜNDÜZ DURUŞMADA, AKŞAM SAHNEDE
Çözeli, her profesyonel insanın mutlaka sanatın bir
dalıyla uğraşması gerektiğine inanıyor. Sanatın her türlüsünün güzel olduğunu
düşünen Çözeli, haftanın belli günlerinde akşamları restoran, kafe ve benzeri
yerlerde ekip arkadaşlarıyla sahne alıyor ve bu işi maddi beklentiden öte
aldığı manevi hazza bağlıyor. İcra ettiği sanat dolayısıyla yerel düzeyde
birçok teşekkür ve takdir belgesi alan avukat, gündüz duruşmada, gece kanun
başında bulunmanın aslında fedakarlık istediğini ifade ediyor. Avukatlığı ekmek
teknesi, müzisyenliği hayatına renk veren önemli bir sanat dalı olarak gören
Çözeli, programa çıktığı yerlerde her isteği yerine getiriyor.
MÜZİĞİN EVRENSEL DİLİ HAKKINDA
“İnsanın gönül dünyası, gökyüzü ile yeryüzü arasındaki
denge ve uyumun simgesi olan müzikle beslenir” diyen Çözeli, “Müzik herkesin
gönlünde bahar rüzgarları estiren, kimsenin ilgisiz kalamadığı, diller üstü bir
dildir” şeklinde konuştu. Çözeli, “Bir müzik eseri, hangi dilde seslenirse
seslensin, her dil onun dilinden anlar. Müziğin dili, bütün dilleri aşar.
Dünyanın neresinde olursa olsun, herkes müziğin dilini bilir. Güzel müzik, güzel
düşünen, güzelliği arayan, güzel insanların işidir. Gönül dünyasının kapıları,
güzellikle açılır. Gönüller müzikle kazanılır” dedi.
MÜZİK SEVGİ VE BARIŞ İÇEREN BİR SANATTIR
Müzik tutkusu üzerine konuşan Çözeli, şunları kaydetti; “Şiir
kelimelerin, müzik seslerin yeryüzünden gökyüzüne yükselmesidir. Yeryüzü ile
gökyüzünün kucaklaştığı yerde, mısralar ve nağmeler, bir yakarışa dönüşür.
Müzik şiire, şiir müziğe dönüştüğü ölçüde, insanların hayatın ritminin
bilincine varırlar. Müzik bir sanattır. Sanat, kuşların ötüşünde ya da kıyıda
dalgaların geliş ve gidişlerinde, büyük uyum ve düzeni, yakalamadaki
başarısıyla, kusursuzluk kazanır. Sanatın etki ve gücü, insanın iç ve dış
dünyasında, yol açtığı dalgalanmalarda gizlidir. Bütün sanatların değişmez amacı,
insanı savaş ortamından alıp, barış ortamına taşımaktır. Sanatın her alanında,
barışın güçleriyle savaşın güçleri, birbirleriyle kıran kırana
yarışmaktadırlar. Sanatın tarihi, insanlığın tarihi gibi, diyalektik bir
gelişme gösterir. Hayatın ölümü içinde taşıdığı gibi, barışın güçleri, savaşın
güçlerini içinde taşır. Savaşın güçlerine karşı, barışın güçlerinin başarısı,
inanç ve sevgiyle silahlanmalarına bağlıdır.”