Kanun adamı kanun çalıyor

Kanun adamı kanun çalıyor

Adana Barosu’nun 25 yıllık avukatlarından Mustafa Çözeli, gündüz adliye koridorlarında bir duruşmadan diğerine koşturup davayı kazanabilmenin stresini yaşarken, günün yorgunluğunu geceleri sahne aldığı mekanlarda şarkı söyleyip kanun çalarak atmaya çalışıyor. Mesaisinde kanun kitaplarını, gün sonunda kanun enstürmanını elinden düşürmeyen Çözeli, “Gönül dünyasının kapıları, güzellikle açılır. Gönüller müzikle kazanılır” diyor. 


Kanun adamı kanun çalıyor

Adana Barosu avukatlarından olan Mustafa Çözeli, gündüz mahkemelerde savunma, gece ise eğlence mekanlarında müzisyenlik yapıyor. Adliye koridorlarında dosyaları ile gezip duruşmalarda davayı kazanabilmenin stresini yaşayan Çözeli, günün yorgunluğunu müzikle uğraşarak atmaya çalışıyor. Mesainde müvekkilleri için ilgili kanunları elinden düşürmeyen Çözeli, zamanının geri kalan bölümünü kanun çalarak geçiriyor.

MÜZİK İLE UĞRAŞMAK PAHALIYA MAL OLDU

1957 Kadirli doğumlu Avukat Mustafa Çözeli’nin, musikiye karşı derin sevgisi çocuk yaşlarda başlamış. Henüz 7 yaşındayken saza ve söze merak saran Çözeli, ilkokuldan başlayıp hukuk eğitimini aldığı Ankara Üniversitesi’ni bitirene kadar ilgisini daha da geliştirdi. Müzik ile uğraşmanın sonucunda Çözeli, 1976’da kazandığı üniversiteyi 9 yılda bitirmek zorunda kaldı.1988’de Adana’ya döndükten sonra da Türk sanat müziğinden kopmayan Çözeli, Adana Barosu’na kayıt yaptırıp, bir taraftan avukatlık, diğer yandan müzisyenlik ile uğraştı. Kanun çalmanın yanı sıra def, davul, ud gibi birçok müzik aletini kullanan Çözeli, şiir yazıp beste de yapıyor.

GÜNDÜZ DURUŞMADA, AKŞAM SAHNEDE

Çözeli, her profesyonel insanın mutlaka sanatın bir dalıyla uğraşması gerektiğine inanıyor. Sanatın her türlüsünün güzel olduğunu düşünen Çözeli, haftanın belli günlerinde akşamları restoran, kafe ve benzeri yerlerde ekip arkadaşlarıyla sahne alıyor ve bu işi maddi beklentiden öte aldığı manevi hazza bağlıyor. İcra ettiği sanat dolayısıyla yerel düzeyde birçok teşekkür ve takdir belgesi alan avukat, gündüz duruşmada, gece kanun başında bulunmanın aslında fedakarlık istediğini ifade ediyor. Avukatlığı ekmek teknesi, müzisyenliği hayatına renk veren önemli bir sanat dalı olarak gören Çözeli, programa çıktığı yerlerde her isteği yerine getiriyor.

MÜZİĞİN EVRENSEL DİLİ HAKKINDA

“İnsanın gönül dünyası, gökyüzü ile yeryüzü arasındaki denge ve uyumun simgesi olan müzikle beslenir” diyen Çözeli, “Müzik herkesin gönlünde bahar rüzgarları estiren, kimsenin ilgisiz kalamadığı, diller üstü bir dildir” şeklinde konuştu. Çözeli, “Bir müzik eseri, hangi dilde seslenirse seslensin, her dil onun dilinden anlar. Müziğin dili, bütün dilleri aşar. Dünyanın neresinde olursa olsun, herkes müziğin dilini bilir. Güzel müzik, güzel düşünen, güzelliği arayan, güzel insanların işidir. Gönül dünyasının kapıları, güzellikle açılır. Gönüller müzikle kazanılır” dedi. 

MÜZİK SEVGİ VE BARIŞ İÇEREN BİR SANATTIR

Müzik tutkusu üzerine konuşan Çözeli, şunları kaydetti; “Şiir kelimelerin, müzik seslerin yeryüzünden gökyüzüne yükselmesidir. Yeryüzü ile gökyüzünün kucaklaştığı yerde, mısralar ve nağmeler, bir yakarışa dönüşür. Müzik şiire, şiir müziğe dönüştüğü ölçüde, insanların hayatın ritminin bilincine varırlar. Müzik bir sanattır. Sanat, kuşların ötüşünde ya da kıyıda dalgaların geliş ve gidişlerinde, büyük uyum ve düzeni, yakalamadaki başarısıyla, kusursuzluk kazanır. Sanatın etki ve gücü, insanın iç ve dış dünyasında, yol açtığı dalgalanmalarda gizlidir. Bütün sanatların değişmez amacı, insanı savaş ortamından alıp, barış ortamına taşımaktır. Sanatın her alanında, barışın güçleriyle savaşın güçleri, birbirleriyle kıran kırana yarışmaktadırlar. Sanatın tarihi, insanlığın tarihi gibi, diyalektik bir gelişme gösterir. Hayatın ölümü içinde taşıdığı gibi, barışın güçleri, savaşın güçlerini içinde taşır. Savaşın güçlerine karşı, barışın güçlerinin başarısı, inanç ve sevgiyle silahlanmalarına bağlıdır.”