Doç.Dr. Elife Hatun Kılıçbeyli, getirilen yayın yasağının
uluslararası camiada nasıl karşılanıp yorumlandığını değerlendirdi.
Türkiye'nin, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ni onayladığını ve anayasada da
vatandaşın haber alma hakkının bulunduğunu anımsatan Doç.Dr. Kılıçbeyli,
"Temel hak ve özgürlükler açısından Türkiye uluslararası sözleşmeleri
kabul etmiş ve bunları uygulayacağını taahhüt etmiştir. Ayrıca anayasada da
temel hak ve özgürlüklere yer vermiştir. Haberleşme gibi bazı temel hak ve
özgürlüklerin istisnai durumlarda kısıtlanması uygulaması olabiliyor. Meşruluğu
tartışılmakla birlikte bu durumlar da, savaş, olağanüstü hal, seferberlik veya
devletin güvenliği gibi gerekçeler olabiliyor. Ama şu anda Türkiye'de şu anda
ifade ve basın özgürlüğünü kısıtlamayı gerektiren bir meşru gerekçe yok"
dedi.
'TÜRKİYE'YE UYARI GELİR'
Avrupa Birliği'nce (AB) Türkiye ile ilgili yayınlanan
ilerleme raporlarında temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasıyla ilgili bazı
uyarıların yer aldığını aktaran Doç.Dr. Kılıçbeyli, şunları kaydetti:
"Meşru görülmeyen bu yasaklamayla vatandaşın haber
alma hakkı ve ifade özgürlüğü engelleniyor. Oysa Türkiye, uluslararası hukuk
kurallarını kabul edip uygulamayı taahhüt ediyor. TBMM'de görüşülen konu
yolsuzlukların araştırılması. Kısıtlama gerektirecek savaş ve devletin
güvenliğiyle ilgili bir durum olmadığı için bu yasaklama evrensel hukuk
kuralları ve insan hakları açısından meşru değil. Türkiye henüz AB üyesi değil
ama yapılan anlaşmalar çerçevesinde bazı programlar ortak uygulanıyor.
Bunlardan birisi de milyonlarca üniversite öğrencisinin yararlandığı 'Erasmus'
adındaki uluslararası öğrenci değişim programı. Böylesi yasaklamalar, uygulanan
ortak programların geleceği açısından sorun yaratıyor. Siyasi iradenin görevini
kötüye kullandığına dair algıya yol açan bu yasaklamayla ilgili daha önce
yapıldığı gibi AB tarafından Dışişleri Bakanlığı veya Avrupa Birliği Bakanlığı
üzerinden Türkiye'ye hak ve özgürlükleri anımsatan uyarılar yine gelir." Yusuf
BAŞTUĞ/DHA