‘’KUDÜS SAVAŞIN DEĞİL BARIŞIN ŞEHRİDİR’’

‘’KUDÜS SAVAŞIN DEĞİL BARIŞIN ŞEHRİDİR’’

ABD Başkanı Donald Trump’un, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacağı yolundaki kararına, ülkemizde her kesimden tepkiler giderek büyüyor. TBMM’de grubu bulunan 4 partinin ortak deklarasyonla şiddetle karşı çıktığı karara, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sert eleştiriler yöneltmişti.


‘’KUDÜS SAVAŞIN DEĞİL BARIŞIN ŞEHRİDİR’’

ABD’nin sözkonusu kararına, Adana’da Memur-Sen de büyük tepki gösterdi. Memur-Sen, “Kudüs savaşın değil barışın şehridir” açıklaması yaptı. İl Başkanı Mehmet Sezer, “Kudüs’ü işgal eden İsrail’e, İsrail’e destek veren ABD ve bütün bunlara sessiz kalanlar ile birlikte, insanlığa dönük bu ihtarın nedeni de hedefi de bellidir” diye konuştu.

Sendika üyelerinin de katıldığı basın toplantısında, Memur-Sen Adana İl Başkanı Mehmet Sezer, şunları dile getirdi:

“İnsanlık tarihinin en kanlı, en şedit dönemlerinin yaşandığı bir zaman dilimindeyiz. Şiddeti daha da derinleştirerek kanlı iktidarlarını sürdürmek isteyen bir zihniyet, Kudüs üzerinden yeni bir hamle yapmaya hazırlanıyor. Bunu gören tarihsel gerekçelerini bilen ve dünyanın bu devrine itiraz eden vicdan sahiplerinin sesi olarak ihtarda bulunmak üzere burada toplandık.

Kudüs’ü işgal eden İsrail’e, İsrail’e destek veren ABD ve bütün bunlara sessiz kalanlar ile birlikte, insanlığa dönük bu ihtarın nedeni de hedefi de bellidir. Kudüs insanlığın ortak mirası, özgürlük Kudüs’ün hakkıdır. Bizde bu haklı iradeyi yansıtmak için buradayız.

‘’ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma’’ ve ‘’Amerikan Büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasına’’ yönelik söylem saçmalığını fiiliyata geçirmeyi amaçlayan ABD ve Başkanı Trump ihtarımızın öncelikli muhataplarıdır.

ABD’nin bu hamlesi, insanlık için manevi ve tarihi kıymete sahip, bu yönüyle de dünyanın barış adası olmuş Kudüs’ü savaş gerekçesine dönüştürmek amacı taşımaktadır.

Bu yolla, diplomatik ve ekonomik zeminde devam eden örtülü üçüncü dünya savaşının ateşli bölümünün, İslam coğrafyası üzerinden gerçekleşmesini istemektedir. Oysa Kudüs, bütün inançlar için ortak tarih, ortak coğrafya, ortak kültür ve hepsinden öte ortak kader ve birlikte yaşamak demektir. Kudüs’ün bu vasıflarının yok edilmesine izin vermeyiz.

Kudüs’ün insanlığın ortak mirası olması gerçeğine ihanet ettirmeyiz.

ABD-İsrail ortak yapımı bu kirli strateji, şiddet ve krizlerle kavrulan bütün insanlık için eğer engellenmezse daha da büyük sorunların kapısını aralayacaktır. Tam da bu yüzden dünyanın bütün iyi insanları barışı geliştirme ve barış adası Kudüs’ü koruma noktasında çağrımızın muhatabıdır.

Adana’dan diyoruz ki, korsan İsrail Kudüs’ü başkent yapmak gibi bir hataya düşmemeli, ABD İsrail’in başkentinin Washington olduğunu idrak etmelidir.

Değerli basın mensupları, aziz dava arkadaşlarım.

Kudüs, bizim nazarımızda bir mihenktir. Her bir karışı ilahi vahyi insanlığa bildiren peygamberlerin izlerini taşıması hasebiyle Kudüs; insan olma şuuru, selamete erme bilinci ve sulhun mihengidir.

Kudüs, son peygamberin risaleti sırasında ilk kıble olarak seçilmesiyle de bizim için varoluşumuzun ve medeniyet kodlarımızın ifadesidir.

Muharref bir inancı kendisine payanda olarak kullanan ve batıdaki faşist düşüncelerden hız alan şiddet ideolojisi Siyonizm’in ateşine odun taşımak, nereden bakarsanız bakın akıl tutulmasıdır.

Yüz yılı aşkın süredir Filistinlilere karşı şiddet uygulayan Siyonist çetenin ideallerine bu derece destek çıkmak sadece akıl tutulmasıyla açıklanabilecek bir durum değildir elbette. Asıl neden kanlı müstebitlerin her ne olursa olsun iktidarlarını sürdürme stratejileridir.

Görünen odur ki Kudüs; çökmekte olan köhne dünya düzeninin merkezindeki ABD oligarşisinin yaşadığı iktidar çatışmasını gizleme aparatı olarak seçilmiştir. Bu yönüyle de çağrımızın bir diğer muhatabı Siyonizm’e karşı çıkan samimi Yahudilerdir. Çünkü Kudüs, samimi Yahudilerin de sığınağı ve inançlarını yaşama alanıdır.

Tam da bu noktada en güçlü ihtarı kendimizden başlayarak millete ve ümmete yapıyoruz.

Nasıl ki, Hz. Ömer’in fethiyle, Selahaddin Eyyubi’den bu yana medeniyetimizin önemli merkezlerinden biri olan Kudüs’ü Haçlılara karşı yüz yıllar boyu savunduysak;

Nasıl ki, Yavuz Sultan Selim Han’ın hilafetiyle birlikte Kudüs’ü bütün inançların barış adalarından biri yaptıysak;

Nasıl ki, Abdülhamid Han’ın mücadelesiyle Siyonizm’i Filistin ve Kudüs’ten uzak tuttuysak;

Şimdi de aynı şuurla mücadelemizi sürdürüp, haçlı artığı düşünceleri payanda olarak kullanan emperyalizme ve Siyonizm’e karşı bütün insanlığı da içine alan bir söz söyleyebiliriz.

İslam coğrafyasında günü kurtarma politikaları peşinde koşan devlet yöneticilerinin ikircikli tutumlarına karşı çıkarak, inancımızın ve tarihimizin bize verdiği güçle barışın sesini yükseltebiliriz.

Şiddetten boğulmuş, krizlerle boğuşan bütün insanlık, doğru ve adil bir söz bekliyor. Anadolu bu sözü söylemeye hazırdır. Ümmetin gönlü hakikate açıktır. Bu konudaki inancımız ve kararlılığımız tamdır. Şimdi bu inancı ve kararlılığı fiiliyata dökme vaktidir. Kudüs’ün Siyonizm’e başkent yapılmasını engellemek için harekete geçmek, birlikte ses vermek ve insanlığın beklediği o sözü söylemek için buradayız. Müstebitler de en çok bundan korkuyor. Emin olun ki Kudüs’e özgürlük haykırışı bunun için şiddetle susturulmak isteniyor.

Eğer insanı özgürleştirecek söz söyleyebilirsek, müstebit iktidarlar yerle yeksen olur, özgürlüğün nefesi bütün dünyaya ulaşır.

Tam da bu yüzden özgür Kudüs

Tam da bu yüzden kahrolsun Siyonizm

Tam da bu yüzden defolsun ABD

Tam da bu yüzden bağımsız Filistin

Bu inanç ve kararlılıkla Mescid-i Aksa’nın selamını alıyor, Kudüs ve Aksa’nın islamla kucaklaşması için haykırıyoruz.

Yaşasın başkenti Kudüs olan Filistin devleti.

Yaşasın işgalden kurtulmuş Kudüs şehri.

Memur-Sen’imizin Kurucu Genel Başkanı olan ve aynı zamanda Kudüs Şairi olarak da bilinen Mehmet Akif İnan’ı rahmet ve saygıyla anıyoruz”