Öldürürken tereddüt etmediler

Öldürürken tereddüt etmediler

Kızına önce fare zehiri içirdi, sonra yastıkla boğarak öldürdü ve intihar süsü vererek olayı kapatmaya çalıştı. Bir diğer olayda ise eşine laf atan adamı gözünü kırpmadan öldüren adam, cinayetten 5 yıl sonra yakalandı. Geçmişte meydana gelip hafızalarımızda kalıcı yer edinen cinayetleri, ibret olması açısından değerlendirmeye kaldığımız yerden devam ediyoruz.


Öldürürken tereddüt etmediler

ADANA’NIN NAMUS CİNAYETLERİ

GAZETTE – Adana’da, gün geçmiyor ki yeni bir cana kıyılmasın, hayatlar yıkılmasın. Geçmişte,  sonu gözyaşı ve pişmanlıkla biten cinayet hikayelerinden bugün iki farklı olayı derliyoruz.  İkisinin de gerekçesi ‘Namus..’

Kızın önce zehirledi, sonra boğarak öldürdü

Denizli Mahallesi’ndeki bir tuhafiye mağazasında tezgahtar olarak çalışan Melek Demir, ablasının da çalıştığı komşu mağaza sahibi 2 çocuk babası 30 yaşındaki Mehmet Demir ile aşk yaşadı. Aralarında soyadı benzerliği bulunan evli bir erkekle kızının ilişkisi olduğu öğrenen İrep Demir çılgına döndü. İrep Demir, 3 Şubat 2009’da kızına zorla faze zehiri ve çok miktarda kalp ilacı içirdi. Kızının ölmediğini gören İrep Demir, yastıkla yüzüne bastırıp boğdu.

Bir tuhafiye mağazasında çalışan 18 yaşındaki Melek Demir’in, 3 Şubat günü saat 08.00'da, Denizli Mahallesi’ndeki evlerinde intihar ederek hayatına son verdiği ihbar edildi. Ancak yapılan otopside genç kızın boğularak öldürüldüğü anlaşıldı. Bunun üzerine gözaltına alınan 46 yaşındaki anne İrep Demir, kızını namusunu korumak için öldürdüğünü itiraf etti. Cinayet bürosu dedektifleri tarafından çapraz sorguya alınan anne Demir, cinayetin tüm detaylarını tek tek anlattı. Evlat katili anne İrep Demir, “Kızım, ablasının patronu olan kadının kocası, 2 çocuk babası 30 yaşındaki Mehmet Demir ile cep telefonundan mesajlaşmaya başlamış. 107 adet aşk mesajı vardı. Eşinin cep telefonunda kızımdan gelen mesajları gören Ebru Demir, kocasını evden kovup durumu bana anlattı. Kızımın evden kaçmasından endişe edip, intihar etmesini istedim” dedi.  Kızının teklifini kabul ettiğini belirten İrep Demir, “Ben olayı öğrendiğimde kendisine ‘Baban senin ölmeni kabullenebilir ama bu durumu kabullenemez’ dedim. Kendisine intihar etmesini söyledim. Bana, ‘Anne kendimi suya atayım mı?’ diye sordu. Ben de kendisine cenazeni bulmamız zor olur, fare zehiri iç ve yat dedim. Teklifimi kabul etti. Kendisine babasının kalp ilaçları ve zehir vererek içmesini istedim. Kızım da içti. Gece bir kaç kez kendisini kontrol ettim. Kusmuştu ancak baygındı. Sabah saatlerinde babası işe gittikten sonra tekrar kontrol ettim. Hala yaşadığı için bir elimle boynunu sıkarken yüzüne de yastıkla bastırıp boğup öldürdüm. Daha sonrada polise, kızım cansız bir şekilde yatıyor diye haber verdim. Ancak sonra her şey ortaya çıktı” diye konuştu.

“KARDEŞİME İŞKENCE YAPTILAR”

İrep Demir, çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderilirken, soruşturmayı derinleştiren polis, maktülün ablası Dilek Demir’in patronu olan ve kendileriyle soyadı benzerliği taşıyan Ebru Demir (28), kızkardeşi Eda Kapar (22) ve Hamdullah Son’u (28) gözaltına aldı. Dilek Demir, kardeşinin annesi tarafından öldürülmeden bir gün önce, gözaltına alınan zanlılar tarafından işkence gördüğünü iddia etti. Demir şikayetinde, “Patronum Ebru, kocasının kardeşimle mesajlaştığını öğrendiğinde Melek’i sahibi olduğu giyim mağazasının kabininde sıkıştırmış. Kardeşi Eda, yere yatırıp midesine oturarak yüzüne tokat atıp saçını çekmiş. Daha sonra iş yaptıkları Hamdullah’ın arabasına zorla bindirip bir otele götürmüşler. Ebru burada kardeşimin saçını keserek, ‘Bu sana ibret olsun’ demiş. Daha sonra da dayak zoruyla kocası Mehmet Demir ile olan ilişkisini anlattırmış. Bütün bunları da açacağı boşanma davasında delil olsun diye cep telefonuna kaydetmiş. Ayrıca çıplak fotoğraflarını çekmişler. Ölmeden önce kardeşim bana bunları anlatmıştı” dedi. Bu iddialar üzerine olayı soruşturan Cumhuriyet Savcısı, her bir sanık hakkında “hürriyeti yoksun kılmadan” 5, “şantaj”dan 3 olmak üzere 8’er yıl hapis cezası istedi.

“HİÇBİR ŞEY HATIRLAMIYORUM”

1 Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktığında, olay sırasında kızıyla kavga ettiğini söyleyen İrep Demir, “Kızım beni itekleyerek yere düşürdü. Sonra kardeşim Erdal eve gelmiş. Neden geldiğini bilmiyorum. Bana, ‘Kendine gel’ diyerek tokat attı. Neler olduğunu hatırlamıyorum” dedi. Bir gün önce, kızının Ebru Demir tarafından alıkonulduğunu ifade eden İrep Demir, “O gün 3 defa kızımı onlardan almaya gittim. Her defasında da yalvardım ancak hiç birinde kızımı bana teslim etmediler. Ebru, kızımın kocasıyla ilişkisi olduğunu ve bunu bizim ailenin yanına bırakmayacağını söyledi. Melek’i kabinde tutuyorlardı. Kabini açıp baktığımda ayakta zor duruyordu. Onu alamayınca eve geldim. Son gittiğimde ise dükkanda kimse yoktu. 10 dakika sonra Ebru, Eda ve Hamdullah ile birlikte kızım geldi. Kızımın elinde kabanı ve kazağı vardı. Niye çıkarttığını sorduğumda, Eda, “Sıcaktı teyze, ondan çıkardı” dedi. Sonra kızımı verdiler, eve getirdim” diye konuştu. Evde kızıyla tartıştıklarını söyleyen İrep Demir, “Eşim yattıktan sonra kızım kustu. Fare zehri içtiğini söyledi. Bende, ‘keşke ölseydin’ dedim. Ancak bunu söylerken sinirliydim. Sonra pişman oldum. Sabah yine konuşmak istedim. ‘Çıplak fotoğraflarını çekmişler, ne yapacağız?” diye sordum. ‘Bıktım artık sizden. Namusunuzdan ve şerefinizden çekip gideceğim’ dedi. Kavga etmeye başladık. Neler olduğunu hatırlamıyorum. En son kardeşim Erdal Çopuroğlu’nun bana attığı tokatla kendime geldim” dedi. Duruşmaya davacı pozisyonunda katılan Nejdet Demir ise, kızını öldürmekten yargılanan eşinden şikayetçi olmadığını söyledi. Olay hakkında bilgisi bulunmadığını söyleyen Nejdet Demir, “Kızımın intihar ettiğini söyleyerek beni eve çağırdılar. Her şeyi sonradan öğrendim. Eşim, 3 çocuğunun harçlığını kazanmak için çöpten pet şişe toplamış insandır. Bir karıncayı dahi incitmez. Nasıl böyle bir olay oldu, anlamıyorum” dedi. Mahkeme heyeti, alınan ifadelerin ardından tanıkların dinlenmesi için davayı ileri bir tarihe ertelerken, sanık kadının akli dengesinin yerinde olup olmadığının anlaşılması için Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edilmesine karar verdi.  Akıl sağlığı yerinde olduğuna dair rapor verilen İrep Demir, önce ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına, ardından cinayeti tahrik altında işlediği için 24 yıla, mahkemedeki iyi halinden dolayı da indirim yapılarak 20 yıl hapis cezasına çarptırdı. Melek Demir’in öldürülmeden önce saçını kesip, çıplak fotoğraflarını çektiği iddia edilen sevgilisinin eşi Ebru Demir, kız kardeşi Eda ve arkadaşları Hamdullah Son, yargılandıkları Adana 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde ’kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaktan’ 2’şer yıl, ’şantajdan’ ise 1’er yıl olmak üzere 3’er yıl hapis cezasına çarptırıldı.

5 yıl sonra gelen adalet

Adana’da, eşine laf attığı gerekçesiyle 52 yaşındaki Şükrü Eşli’yi bıçakla öldürüp kaçak hayat yaşayan 32 yaşındaki Hüseyin Biçer, adaletin pençesinde 5 yıl kaçabildi. 

11 Mayıs 2003’de Ulus Parkı’ndaki bir bankta Şükrü Eşli’nin cesedi bulundu. Bıçaklanarak öldürüldüğü belirlenen Şükrü Eşli’nin katili, yapılan inceleme ve soruşturmalara karşın delil bulunamadığı için yakalanamadı. Dava dosyası faili meçhuller arasına kondu. Faili Meçhuller Bürosu ekipleri, 2003 yılında ayrı ayrı tarihlerde Mustafa Pehlivan, Şükrü Eliş ve Mehmet Sıddık Kızılboğa’nın öldürülmesi olaylarıyla ilgili bazı ihbarların gelmesi üzerine bu cinayet dosyalarını tozlu raflardan indirip yeniden incelemeye aldı. İhbarlarda, her 3 ayrı cinayetin katil zanlısının da Hüseyin Biçer olabileceği şüphesi üzerinde soruşturma başlatıldı. Polisler, ‘hırsızlık’, ‘bıçakla yaralama’ ve ‘gasp’ suçlarından sabıkalı Biçer’in kan örneğini almak için Barbaros Mahallesi’ndeki evine gitti. Polis, evde bulamadığı Biçer’in yakınlarına, Cinayet Büro Amirliği’ne gelmesi gerektiği notunu bırakıp, ayrıldı.Basit bir olay nedeniyle çağrıldığını sanan Hüseyin Biçer, gittiği Cinayet Bürosu’nda 3 ayrı cinayetin faili olabileceği iddiasıyla delillerle karşılaştırılmak üzere kan örneğinin alınacağının bildirilmesi üzerine, 5 yıl önce Şükrü Eşli’yi öldürdüğünü itiraf etti. Tutuklanıp cezaevine gönderilen katil zanlısı, karar duruşması için hakim karşısına çıkarıldı. Olay günü Eşli’in eşine ‘yavrum’ diyerek laf attığını öne süren Biçer, verdiği ifadede şunları söyledi: “Eşimle dolaşıyorduk. Eşime ’yavrum’ diye laf attı. Eşimi eve götürdükten sonra sarkıntılık yapan kişinin yanına gittim. ‘Ayıp değil mi? Benim yanımda eşime niçin sarkıntılık yaptın?’ diye sorduğumda ‘Yanındaki kadını kaça satıyorsun?’ diyerek cevap verdi. Bu lafı çok zoruma gitti. ‘O benim eşim bunu nasıl söylersin?’ dediğimde bıçakla üzerime saldırdı. Boğuşma sırasında bıçağı elinden aldım. Karnından yaralandığını görünce kaçtım." Mahkeme heyeti, ömür boyu hapse hüküm giydirdiği sanığın cezasını suçu ağır tahrik altında işlediği gerekçesiyle, duruşmalardaki iyi halini de göz önünde bulundurarak 15 yıla indirdi.