Türkiye ‘Endüstri 4.0’da yerini almalıdır

Türkiye ‘Endüstri 4.0’da yerini almalıdır

Gazetemiz yazarı, Girişimcilik ve İnovasyon Uzmanı- Koç Cüneyt Örkmez, “Endüstri 4,0’a hazır mıyız? Şahlanır mıyız?” başlıklı yazısında, başta Almanya, ABD, Güney Kore gibi ülkelerde yoğun olarak tartışılan ve 4. Sanayi Devrimi’ni başlatacağına inanılan “Endüstri 4.0”da, Türkiye’nin nerede olabileceğini irdeledi.


Türkiye ‘Endüstri 4.0’da yerini almalıdır

GELİŞİM STRATEJİSİNİN BİR PARÇASI

Cüneyt Örkmez, Türkiye’nin 2023 vizyonunun temelini oluşturan en gelişmiş ilk 10 ekonomi arasında yer alma hedefi için “Endüstri 4.0” yaklaşımının, gelişim stratejisinin bir parçası olarak görülebileceğine vurgu yaparken, “Yani ne yapılırsa hedefe ulaşırız sorusunun cevabı biraz bu Endüstri 4,0’da saklı” diye konuştu.

DEĞİŞİME AYAK UYDURMA ZORUNLULUĞU

Küresel boyutta yaşanan çevresel, ekonomik ve sosyal değişimlerin ülkeler ve şirketlerin bu değişime ayak uydurma zorunluluğunu beraberinde getirdiğini kaydeden yazarımız Cüneyt Örkmez, “Almanya’da gündeme gelen ve kısa sürede bu alana yeni bir soluk getiren ‘Endüstri 4,0’ bu rekabet stratejilerden biri” dedi. 

HERŞEY DAHA GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN

Kısa bir süre önce Varşova’da yapılan NATO Zirvesi’nde yaşanan gelişmeleri, Türkiye’nin bu hedefe ulaşma yolunda önemli bir adım olarak niteleyen Örkmez, “NATO bilim ekibine 8 uzmanla sağladığımız katkı ile geliştirilen insansız hava aracı önemli bir testi başarıyla geçti. Bu işlerde parmağımız varsa endüstri 4,0’da 4.5’da daha bereketlileri olsun. Her şey daha güçlü bir Türkiye için” dedi.

Yazarımız Cüneyt Örkmez’in konuya ilişkin köşe yazısı 

Endüstri 4,0’a hazır mıyız? Şahlanır mıyız?

Su ve buhar gücünü kullanarak mekanik üretim sistemi ile başlayan sanayi devriminden bu güne oldukça hızlı bir dönüşüm geçirdik. 1712’de ilk buhar makinasının icadı ile İlk sanayileşmenin başlangıcı olarak adlandırılan 1,0‘lık endüstrileşmenin yani 1. Sanayi Devrimi’nin gerçekleşmesi bir anlamda bu gün yaşadığımız modernliğin temellerinin atılması anlamına geliyor.

İlk Sanayi devrimi İngiltere’den çıkıp tüm dünyaya yayıldığında, aletli üretimden makineleşmeye dayalı fabrika ortamlı üretim, ekonomik ilişkiler için bir dönüm noktası oldu. 1. Sanayi Devrimi toplumsal yaşamın muhteviyatına getirdiği iki sınıflı yaşam ile de bu gün geldiğimiz sosyal ve ekonomik yapıya damgasını vurmuştur.

Ardından 2. Sanayi Devrimi ve Ford fabrikasından çıkan yeni üretim yöntemi. İlk üretim hattı kullanılmaya başlandığından bu güne 100 yılı aşkın bir süre geçti. Henry Ford, kullandığı üretim bandı ile, fabrikanın tümünü iş akışına dahil ederek süreci daha yönetilebilir hale getirdi. Bu gelişme elektriğin tüm yapılara girmesini tetikledi. 1870 yılında Cincinnati’de çalışan elektrikli bant sistemli mezbaha ise bu 2. Sanayi devriminin bir diğer simgesel üretim biçimi olarak tarihe geçti.

1960’lı yılların sonuna kadar devam eden Fordizm, 1969’da ilk defa geliştirilen programlanabilir makinalar ve endüstriyel robotlarla tüketici tercihlerine cevap verebilen esnekliğin gösterildiği bir dönemin başlamasıyla yerini 3,0 çağına bırakmış oldu. 3. Sanayi Devrimi’nin esnek ve programlanabilir üretimi ile öne çıkan müşteri tercihleri artık “ne üretirsek alınır” anlayışının sonunu getirdi.  Daha çok değer yaratmaya ve inovasyona dayalı ekonomilere geçilmesine önemli katkısı olan 3,0 çağı bu gün 4.0 ile hatta 4.5 ile sarsıntıya uğrayarak yakın bir geçmişten yeni bir dönemin açılışına tanık oluyor.

Yeni bir yaklaşım

Türkiye’nin 2023 vizyonunun temelini oluşturan en gelişmiş ilk 10 ekonomi arasında yer alma hedefi için endüstri 4,0 yaklaşımı gelişim stratejisinin bir parçası olarak görülebilir. Yani ne yapılırsa hedefe ulaşırız sorusunun cevabı biraz bu Endüstri 4,0’da saklı. Endüstri 4,0’ın ilk yoğun tartışıldığı ülke Almanya oldu. Küresel boyutta yaşanan çevresel, ekonomik ve sosyal değişimler ülkeler ve şirketlerin bu değişime ayak uydurma zorunluluğunu beraberinde getiriyor.  Almanya’da gündeme gelen ve kısa sürede bu alana yeni bir soluk getiren “Endüstri 4,0” bu rekabet stratejilerden biri.  Kısaca, “Bilişim teknolojilerindeki atılımları geleneksel endüstriyel süreçleri tamamen değiştirme amacıyla kullanma yaklaşımı” olarak tanımlanabilen Endüstri 4,0’ın dördüncü sanayi devrimini başlatacağına inanılıyor. Biz belki 1. 2. ve 3. devrimlere fazlaca katkı sağlayamadık ama bu gün dünyada teknolojiye yeni bir nefes veren genç girişimcilerin, genç tarafı açısından oldukça zengin bir ülke olduğumuzu düşündüğümüzde genç beyinlerle yeniçağı yakalayabileceğimize inanmak ve bu yönde kararlar almak durumundayız. Tıpkı Almanya gibi. Sadece Almanya değil tabii ki endüstri 4,0’ı yoğun tartışanlar. ABD, Japonya, Güney Kore başarılı diğer ülkeler. Almanya ile birlikte bu ülkelerin ortak özelliği bilime verdikleri önem. Parlak yenilikler için bilime, bilim ve teknoloji politikalarına ve hepsinin temeli olan eğitime daha çok önem vermeliyiz. Bu konuyu bir sonraki yazımda biraz daha geniş değerlendireceğim.

Güzel haberler de var. Jüpiter’e giden uzay aracında Bursa havası var.

Varşova’da yapılan NATO Zirvesi önemli savunma sanayi projelerinin değerlendirilmesine ev sahipliği yaptı. NATO bilim ekibine 8 uzmanla sağladığımız katkı ile geliştirilen insansız hava aracı önemli bir testi başarıyla geçti. Sicilya’dan havalanan İHA, Norveç’e giderek üç saat orada veri toplayıp hiç ikmal yapmadan Sicilya’ya dönebilecek uzun uçuşu başarıyla gerçekleştirebilecek özellikte. Şimdi bu ekipteki uzman sayımızın 22’ye yükseltilmesi kararlaştırıldı.

Bursa’da Boss Rexroth fabrikalarında üretilip NASA’ya gönderilen bir hidrolik motor NASA’nın baz istasyonlarında uzay aracını yöneten cihazlarda kullanılıyor. Ankara’da IT tabanlı genç girişimcilerin ve eğitimcilerin Momentum A.Ş adıyla kurulan bir teknoloji ve eğitim firması şimdi endüstri 4,5 için Almanya ve ABD bilim ortaklı İK ve yetişkin eğitimleri tasarlıyor,  ürün ve hizmet tasarımları yapıyor.

Bu işlerde parmağımız varsa endüstri 4,0’da 4.5’da daha bereketlileri olsun. Her şey daha güçlü bir Türkiye için.

Cüneyt ÖRKMEZ