3. Dünya Savaşının Eşiğinde miyiz? - ADEM AKÖL

5.8.2022 11:22:00

Geçtiğimiz Çarşamba günkü yazımı ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin, Güney Asya ülkelerine başlattığı ziyaret programına Tayvan’ı da dahil edip etmeyeceği tartışmalarının, dünya medyasında yoğunlaştığı saatlerde kaleme almıştım.

Yazımın sonunda “her şeye rağmen Pelosi, Çin uçaklarının takibinden sıyrılıp Tayvan’a iniş yapabilir mi, yapsa bile Çin ekonomisinin kötüye gittiği; bankaların battığı bir süreçte Pekin buna karşılık verir mi, bilinmez… Bilinen tek şey; her iki ülkenin de büyük bir pazarlık içerisinde olduklarıdır… Böyle kritik bir dönemde, kendilerini ve tüm dünyayı ateşe atmak yerine, ortak bir yol bulabilmek için azami gayret göstereceklerine inanmak istiyorum” diyerek beklentimi dile getirmiştim iyi niyetle.

Çin Lideri Xi Jinping’in 2 saat 17 dakika süren telefon konuşmasında, ABD Başkanı Joe Biden’ı “Ateşle oynayan ateşle yanar, yok olur” tehdidi ile Pelosi’nin Tayvan’a gidişini engellemeye çalışması ve Tayvan sahilleri yakınlarında gerçek mühimmat kullanarak tatbikat başlatmış olması, işe yaramamış demek ki.

Singapur’la başladığı Güney Asya ziyaretinin ardından Salı akşamı, beklenmedik bir saatte yüksek düzeyde güvenlik önlemleri altında; Tayvan başkentindeki, ışıkları kapatılmış Taipei havaalanına iniş yapar Pelosi.

Çin Hava Kuvvetlerine bağlı 21 uçak takip eder Pelosi’nin uçağını… Jinping-Biden telefon görüşmesinde konuşulanların detaylarını bilmememize rağmen, teknik olarak bu uçaklar Pelosi’nin Taipei’ye inişini engelleyebilirdi… Ancak “uçağı düşürürüz” tehditlerine rağmen Pekin bunu yapmadı.

Bunun yerine Tayvan’ı çevreleyen sularda başlattığı tatbikatın kapsamını genişleterek, tam anlamıyla Tayvan’ı denizden ve havadan kuşattı… Ordusunu teyakkuza geçirerek “gerekli yanıtı vereceğiz, olacaklardan ABD sorumlu olacak” mesajları gönderdi Washington’a.

Washington ise, olası bir Tayvan işgalini engellemek için; ziyaretin Çin’in egemenliğini ihlal etmediğini ileri sürerek Güney Çin Denizinde konuşlandırdığı Ronald Reagan isimli dev uçak gemisi ve ona refakat eden askeri filoyu Tayvan’a doğru yola çıkardı.

Amerika’nın amacı belli… Kendi açısından Rusya-Ukrayna örneğindeki başarıyı, Çin-Tayvan platosuna taşımak istiyor… Amerika artık eski Amerika değil… Yakın tarihimizde olduğu gibi bizzat asker göndererek ülkeleri yakıp yıkmak ve bunun için milyarlarca dolar harcamak yerine; tek bir askerinin burnunu dahi kanatmadan, üstelik bedelini başka ülkelere ödettirerek, kendi emelleri için savaşacak örgütleri veya halkları cepheye sürüyor…

Tıpkı Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da olduğu gibi… Tıpkı Ukrayna’da olduğu gibi… Hele Ukrayna örneği ABD’nin yeni stratejisini o kadar net bir şekilde ortaya koyuyor ki, bunu üreten akıl karşısında donup kalmamak olası değil…

Rusya’yı zayıflatıp dizginleyebilmek için, bir taraftan Putin ile Zelenski’yi kandırıp savaşa sokacaksın; diğer taraftan Avrupa ülkelerinin Ukrayna’yı silahla beslemelerini sağlayacaksın; bir diğer taraftan Kongreye şu kadar milyar dolar yardım onaylattım aldatmacasıyla, siparişleri karşılayabilmek için ülkendeki silah fabrikalarına 7 gün 24 saat kesintisiz üretim imkanı sağlayacaksın.

İşte ABD’nin Asya-Pasifik bölgesinde yapmaya çalıştığı da budur… Tayvan’ı, 1949’da Mao Zedong’un kurduğu Çin Halk Cumhuriyetinden ayrı tutabilmek için bin bir entrikaya başvurur… Daha 1954 yılında, dönemin ABD Başkanı Eisenhower Tayvan’ı ziyaret ederek onun garantörlüğünü üstlenir… Tayvan’a yapılacak bir saldırıda; saldırgan ülke, karşısında Amerika’yı bulacaktır.

Pelosi’nin ziyaretinin altında saklı olan neden de budur… Pekin’i tahrik ederek Tayvan’a saldırtmak ve tıpkı Rusya’ya yaptığı gibi Çin’i de zayıflatarak karizmasını çizdirtmeyi amaçlamaktadır.

“Çin anakarasındakinin aksine Tayvan, demokrasi irade ve iyi niyet sayesinde, bir kez daha rüştünü ispat etmiştir. ‘Tek ülke iki sistem’ anlayışı içinde Hong Kong’da yaşananlar, daha fazla kanıta ihtiyaç bırakmıyor. Kimsenin kuşkusu olmasın: ABD’nin Tayvan halkına bağlılığı sarsılmaz şekilde sürüyor ve gelecek on yıllarda da sürecek” diyor Pelosi.

Günümüz dünyasının her alanına girmiş olan elektronik teknolojinin temel ihtiyacı olan mikroçip üretiminin üçte ikisinden fazlasını Tayvan üretiyor… Birkaç yıl önce başlayan mikroçip sıkıntısı, Amerika’dakiler dahil binlerce sanayi kuruluşunu sıkıntıya sokmuş durumdadır… Henüz 10 gün önce ABD Senatosu, mikroçip üretimi için 280 milyar dolarlık teşvik paketi hazırlamasının ardından, Pelosi’nin Tayvan ziyareti sırasında mikroçip devi TSMC firması yetkilileri ile görüşme yaparak onları Amerika’da yatırım yapmaya davet etmesi de ziyaret amacının başka bir boyutunu oluşturmaktadır.

Pekin yönetimi, bütün bu gelişmeleri yakından takip ediyor ve 64 ülke ile anlaşma yaparak “Bir Yol, Bir Kuşak” projesini hayata geçirerek, dünyaya daha fazla çıkma planları yaparken, Amerika’nın kurduğu tuzağa düşeceğini hiç sanmıyorum.

Üstelik Çin, sürekli olarak ordusunu geliştirmesine rağmen, hiçbir savaş tecrübesi yok… Kaldı ki bir adalar ülkesi olan Tayvan’a asker göndermenin zorluklarını da çok iyi hesaplamıştır.

Özetle Pekin, Amerika ile sıcak bir savaşa girmeyi göze almayacaktır… Sadece ‘it dalaşı’ anlamında tahriklere cevap vermekle yetinecektir… Yani klasik anlamda bir 3. Dünya savaşı olmayacak… Bana sorarsanız; 3. Dünya savaşı çoktan başlamış bulunmaktadır… Ama bu; ticaret, enerji ve silahların harmanlanmasından oluşan “hibrit” bir savaştır.

 

Günün Sözü

Kapitalizm, insan nefsini kırbaçlamayıp tükettirmediği gün kendisi biter.

Bülent Akyürek

 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI