Afganistan Barışı… - ADEM AKÖL

23 Nisan 2021 Cuma 01:21

Pakistan, İran, Türkmenistan, Tacikistan ve Çin ile çevrelenmiş; denizle bağlantısı olmayan, sarp dağların yoğunlukta olduğu, Fransa büyüklüğünde bir ülkedir Afganistan… Yıllık 5-6 yüz dolar gelirle, ıslanmış ekmeği aş yaparak 35 milyon insan yaşamaya çalışır orada… Erkekler çenelerinde 2 karış sakal, kafalarında 2 kiloluk başlıkla çetin koşullarda zor bir hayat sürerler belki ama; her iki gözünün de kataraktla perdelendiği yaşlılar gibi, burka gerisinden dünyayı seyretmek zorunda olan kadınların yaşantıları çok daha zordur erkeklerine göre.

Afganistan’ın şansızlığı, 19. Yüzyılın sonlarında kuzeyde Rusya İmparatorluğu ile güneyde Hindistan’daki Birleşik Krallık arasında kalarak bir tampon gibi sıkıştırılması ile başlar… Çok farklı yönetim şekillerine sahne olur Afganistan yakın tarihi.

Atatürk’ün yakın dostu olan Emanullah Han’ın ülkeyi İngiliz hakimiyetinden kurtararak kurduğu krallık, 1926 tarihinden 1973’e kadar devam eder… Ancak, Atatürk inkılaplarını örnek almaya çalışan Emanullah Han, ömrü kifayet etmediği için pek başarı sağlayamaz.

1973-1978 yılları arasında, kısa bir dönem cumhuriyeti deneyen Afgan halkı, Sovyetler Birliği’nin doğrudan müdahalesi sonucunda Demokratik Afgan cumhuriyeti kurulur 1978 yılında… İslam aleyhtarlığı yaygınlaşır bu dönemde, minareler yıkılır inatla… Dini inançları oldukça güçlü olan halk kışkırtılır ve ayaklanmalar başlar ülke genelinde.

Bunun sonucunda Afganistan İslam Cumhuriyeti kurulur 1992 yılında… Geri çekilen Sovyetler’in yarattığı boşluğu bu kez de yeni kurulan aşırı İslamcı Taliban örgütü doldurmaya başlar… Yıl 1996’ya geldiğinde başkent Kabil’i ele geçirir Taliban birlikleri… Katı kurallar koyar; kadınların çalışması, kız çocuklarının eğitim görmesi yasaklanır, erkeklerde sakal bırakma, kadınlarda peçe takma yasallaştırılır.

Sovyetler Birliği’nin Afganistan’da etkin olduğu dönemde, yüzyıllardır ilaç için yetiştirilen haşhaştan elde edilen afyonu saflaştırıp, eroin elde ederek para kazanma yöntemleri öğretilir Afganistan halkına… Ancak Taliban örgütü, ülkenin yönetimini ele geçirdikten sonra haşhaş tarlalarını yok eder ve afyon üretimi oldukça azalır.

11 Eylül 2001 tarihinde New York’taki İkiz Kulelere yapılan uçaklı saldırılarda hayatını kaybeden 3 bin kişi için, Taliban’la ayni dönemlerde Suudi Arabistan kökenli Usame bin Ladin tarafından kurulan silahlı terör örgütü El-Kaide sorumlu tutulur.

Afganistan’da olduğu iddia edilen Usame bin Ladin’i yakalamak için ABD önderliğinde NATO kuvvetleri tarafından işgal edilir Afganistan… Her ne hikmetse, ancak 10 yıl sonra Usame bin Ladin’in Pakistan’da saklandığı öğrenilir ve gizli bir harekat sonucunda ABD Ramboları tarafından öldürülür.

İyice yerleşir ABD ve İngiliz güçleri Afganistan’a… Taliban militanları şiddetle karşı koyar ülkelerini işgal eden bu uluslararası kuvvetlere… Mücadelesine finansman sağlayabilmek için, başlarda tahrip ettiği haşhaş tarlalarını yeniden üretime geçirir Taliban… Taliban ve ABD’nin kontrolü altındaki bölgelerde hızla artar afyon üretimi… Bugün dünyayı zehirleyen uyuşturucuların ana maddesi olan afyonun yüzde 90’ı Afganistan’da yasa dışı yetiştirilen haşhaş bitkisinden üretilmektedir.

Vasat bir ailenin aylık 100 dolarla hayatını idame ettirebildiği Afganistan’da, Taliban militanlarına 300-400 dolar civarında maaş veriliyor… Tam 20 yıldır dış güçlerle savaşmak zorunda bırakılan Afgan halkının büyük bir çoğunluğu ABD ve Taliban kontrolündeki haşhaş ekiminden elde ettikleri gelirle hayatlarını sürdürmektedirler.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, görevinin son döneminde artık Afganistan’dan çekilmeleri gerektiğini vurgulamıştı… Yeni Başkan Joe Biden ise bunu daha da ileriye götürerek geçtiğimiz 25 Mart’ı askeri güçlerin çekilme tarihi olarak ilan etmişti.

Ancak içinde bulunduğumuz günlerde resmi açıklama yapılmamış olmasına rağmen bu kararın askıya alındığı anlaşılmaktadır… Kültürel mirasların yıllarca Amerika’ya taşınıp tüketildiği, haşhaş üretiminin küresel güçlerin yönettiği örgütler tarafından yürütüldüğü, dolayısı ile artık fiili olarak Amerika’nın orada bulunmasının bir gereği kalmadığı yorumu yapılırken Afganistan’dan asker çekmenin askıya alınma sebebinin arkasında 3.5 trilyonluk bir servetin yattığı anlaşılıyor.

Afganistan, yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengin bir ülke… Bilinen demir, bakır, petrol, uranyum ve granit zenginliğinin yanı sıra, sadece ilkel yöntemlerle doğa tahrip edilerek yerli halkın çıkarmaya çalıştığı altın, zümrüt, yakut ve en önemlisi kaliteli pillerin ana maddesi olan lityum bakımından oldukça zengin yataklara sahip… Bu hazinenin değerinin 3.5 trilyon dolar olduğu yeni hesaplanmış olmalı ki son anda ülkeden asker çekmenin pek de akılcı olmadığına karar verilmiş.

Öte yandan ABD Başkanı Joe Biden, Afganistan’daki barışı sağlayabilmek için Türkiye’ye arabuluculuk teklifinde bulunmuş ve Taliban ile Afgan Hükümeti arasında Doha’da sonuçsuz kalan görüşmelerin 22 Nisan ile 4 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da yapılması kararı alınmıştı… Henüz Taliban tarafından tarihi onaylanmayan bu görüşme sonucunda ne olur bilemeyiz, ancak Biden ikiz kuleler saldırısının 20. Yıldönümü olan 11 Eylül 2021 tarihine kadar bu işi bitirmek istiyor.

Ülkede bu kadar yeraltı zenginliği ve küreselci sermayenin doymak bilmez iştahı varken, görüşmeler sonucunda Afganistan’ın gerçek barış ve huzuru yakalaması biraz zor gibi görünmesine rağmen, Türkiye gibi adaletli bir ülkenin sürece müdahil olması oradaki halkın umutlarını yeşertmiştir.

Günün Sözü

Emperyalizmin ve halk yönetiminin hiçbir ortak noktası yoktur. Politikaları, usulleri ve ruhları birbirinden ayrıdır.

John Atkinson Hobson

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI