Amerika’nın Gerçek Kâbusu - ADEM AKÖL

9.5.2022 11:07:00

Bir asra yakın bir süredir neredeyse bütün dünyayı sömüren, deyim yerindeyse halkları haraca bağlayan koca Amerika’nın bile, rüyalarına giren bir kâbusu vardır. Kimilerine göre eski Sovyetler Birliği, devamında da Rusya’dır bu kâbus…

Ancak ben öyle düşünmüyorum… ABD ile Rusya, birbirleri ile dalaşır gibi gözüken, aslında birbirlerinin ekonomilerini dolaylı olarak besleyen 2 emperyalist ülkedir.

Birbirlerine karşı oluşturdukları tehditler yüzünden, birçok ülkenin silahlanmasını teşvik ederler… Silahın satın alınabileceği ilk akla gelen adresler, ABD ve Rusya’dır şüphesiz. Dünyanın en gelişmiş savunma sanayii listesinde ilk 2 sırayı ABD ve Rusya alır çünkü…

1917 Bolşevik devrimi öncesinde çoğu Yahudi olan 4 milyona yakın göçmen alır ABD, Çarlık Rusya’dan… 1933’te ABD ve SSCB arasında güçlü diplomatik ilişkiler kurulur, o kadar ki II. Dünya Savaşı sırasında ana müttefik olan 4 ülkeden 2’si ABD ve SSCB’dir.

Ancak II. Dünya Savaşının ardından, 1947’de başlayan soğuk savaş sonrasında, Komünizm tehdidi bahanesi ile 1949 yılında kurulan Kuzey Atlantik Paktı (NATO), ABD ve SSCB savunma sanayilerinin beslenme kaynağı olur.

Öte yandan II. Dünya Savaşından galip çıkmasına rağmen, 1949 yılında Mao Zedong’un Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurmasına kadar geçen sürede büyük bir iç savaşa sahne olur Çin toprakları… İç savaşın getirdiği yıkım; ardından yeni rejimin adaptasyonunda yaşanan sıkıntılar ve nihayet 45 milyon insanın ölümüne neden olan 1958-1961 yılları arasındaki büyük kıtlık, Çin halkını perişan edip fakirleştirir.

O dönemde Amerika’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı, sonrasında da Dışişleri Bakanı olan Henry Kissinger, bir taraftan ABD-SSCB arasında yumuşama politikası geliştirirken, diğer taraftan da ABD-Çin arasında resmi ilişki başlatıyordu… Amaç, büyük bir potansiyel olarak gördüğü Çin Halk Cumhuriyeti’ni yanına çekerek SSCB’yi çevreleyebilmekti.

Henry Kissinger’in bu amaçla, elinden tutmasıyla başlayan Çin’in gelişim süreci, Mao’nun ölümünden sonra 1978 yılında iktidara gelen Deng Şiaoping’in hayata geçirdiği köklü ekonomik reformlar; yoksul Çini günümüzde ekonomik bir deve dönüştürüp, ABD’nin ticari tehdidi haline getirir… Birçok ABD’li firma, üretimini daha ucuz iş gücünün olduğu Çin’e kaydırır.

ABD Çin’den mal alıyor ama karşılığında mal satamıyordu… Bu yüzden ABD, son 20 yılda 13 trilyon dolar ticaret açığı verecekti… Özellikle eski Başkan Trump döneminde Çin mallarının gümrük tarifelerine yapılan artışlar, misilleme ile karşılık görünce, Çin’in artık kolay yutulur bir lokma olmadığı anlaşılıyordu.

Amerika’nın gerçek kâbusu Çin olmuştu artık… Üstelik bu kâbusun nedeni sadece ABD’nin Çin karşısında oluşan ticaret açığı da değildi… Tonlarca sebep vardı bunun için…

Ekonomik gücünün artışına paralel olarak, askeri gücünü de arttırıyordu Çin, üstelik nükleer silah bakımından en güçlü ülkeler arasında yerini almıştı…

Uzay yarışında, neredeyse ABD’yi çok yakından takip ediyordu…

Teknoloji savaşlarındaki üstünlüğü, özellikle 5G’deki başarısı ABD’yi çok rahatsız etmişti…

Çin’in Orta Doğu’ya yayılması, Suriye’ye yaptığı yardımlar, İran ile imzalanan 400 milyar dolarlık ticari anlaşma ve İsrail’e yönelmesi Amerika’nın hiç hoşuna gitmiyordu…

Afrika ve Latin Amerika ülkelerine borç para verip, karşılığında kendi ürünlerini satma politikası ile oluşan Çin’e bağımlılık, deli ediyordu ABD yönetimini…

Son yıllarda hızla artan Çin-Rusya yakınlaşması ise bardağı taşıran son damlaydı…

Covid-19 virüsünün 2019 Aralığında Çin’in Wuhan kentinden dünyaya yayılması ile dönemin ABD başkanı Donald Trump’ın, Çin kâbusunu çok açık bir şekilde dillendirmesine neden oluyordu… “Çin’in yükselmesine asla izin vermeyeceğim” diyordu Trump.

Başlatılan bir savaşı durdurmak, istem dahilindedir… ABD, Ukrayna’daki savaşı istediği zaman durdurabilir… Ancak kâbus görmesini engelleyemez…

330 Milyon nüfuslu ABD piyasası; 1,5 milyar nüfuslu ucuz iş gücü kullanarak üretilen Çin malları ile rekabet edemez… Amerika’nın gerçek kâbusudur Çin Halk Cumhuriyeti…

Günün Sözü

Azmetmek, terlemek ve sabretmek; başarının mağlup edilemez bir kombinasyonudur.

Napoleon Hill

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI