Biden-Putin Görüşmesi ve Türkiye - ADEM AKÖL

21 Haziran 2021 Pazartesi 09:21

İsviçre’nin Cenevre kentinde 19 Kasım 1985 yılında dönemin ABD Başkanı Ronald Reagan ile SSCB Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov arasında yapılan tarihi zirveden 36 yıl sonra ayni kentte ikinci bir tarihi buluşma daha gerçekleşti geçtiğimiz Çarşamba günü.

Bu kez, yıkılan SSCB’nin yerine kurulan Rusya Federasyonu Lideri Vladimir Putin ile ABD Lideri Joe Biden bir araya geliyordu ayni amaçla… Amaç, birbirlerini tehdit olarak gören iki ülkenin silahlanma yarışına son vererek, dünya barışını tesis etmenin formülünü bulmaktı.

Cenevre’ye giderken her iki liderin de cebinde müzakere etmeyi arzuladığı 5’er ana başlık bulunuyordu… Biden, Amerika’ya karşı yapılan devlet destekli siber saldırıları, seçimlere müdahale edilmesini, insan hakları ihlallerini, Ukrayna meselesini ve Belarus’taki durumu konuşmayı planlarken; Putin de, batılı ülkelerin Rusya’yı çevreleme politikasını, Ukrayna’ya vaat edilen NATO üyeliğini, ekonomik yaptırımları, Kuzey Akım-2 Projesini ve Rusya’nın iç işlerine müdahale edilmesini masaya yatırmayı planlıyordu.

Her iki ülke de, özellikle nükleer silahlanma yarışı yanında, zaman zaman birbirlerinin ekonomilerine zarar verecek müdahalelerde bulunuyordu… ABD, Rusya’yı ekonomik açıdan zayıflatmak için önemli sektörlere yönelik yaptırımlar uygularken; Rusya da Amerika’nın seçim sistemine, en büyük petrol boru hattının işletim sistemine ve Federal ajansların bilgisayar ağlarına siber saldırılar düzenliyordu.

Beş saat olarak planlanan iki lider arasındaki görüşme, üç-buçuk saatte tamamlanıp ayrı ayrı basın mensuplarının karşısına geçtiklerinde pek de olumlu bir sonuca ulaşılmadığı anlaşılıyordu… Putin, “ABD ile ilişkilerin iyileşip iyileşmediğini söylemek zor”, Biden ise, “Navanin ölürse, sonuçları Rusya için yıkıcı olur” diyordu.

Bağımsız kaynaklar ise, toplantının sonuçlarını birkaç madde ile özetliyordu… Her iki ülke de nükleer savaş kararı çıkarılmaması yönünde bağlılık sözü veriyordu… Her iki ülke de siber güvenlik konusunda istişare etme kararını onaylıyordu… Ve tarih belirtilmese de, her iki ülke de büyükelçiliklerini yeniden açmayı kabul etmişlerdi.

Tarihi zirve öncesinde, iki lider arasında geçen tatsız diyalog sonrasında daha somut sonuç beklemek iyimserlik olurdu zaten… Biden’ın “katil” diye suçladığı Putin’in, “kötü söz sahibine aittir, sağlık dilerim” diyerek yanıtlaması iki liderin ilk atışmasıydı… Ardından Biden’ın “seçime müdahale için bedel ödeyecek” lafı üzerine, Putin’in “çirkinsen aynaya kızma” diye cevap vermesi; sonra da Biden’ın Putin için “zeki, zor, değerini hak eden bir hasım” ve Putin’in “Hollywood maçosu, kariyer adamı” yakıştırmalarının zirveye etki etmemesi beklenemezdi.

Her şeye rağmen görüşmenin yapıcı geçtiğini söylemek iyimserlik olmaz… Gerçekleşen Cenevre zirvesi sayesinde, her iki lider de birbirlerini anlamaya ve pozisyonlarını netleştirmeye çalışmış oldu… Zaten hedeflenen amaç da buydu.

Aslında Amerika’nın önündeki en büyük tehlike, ekonomik ilerlemesi durdurulamayacak boyuta gelen ticari rakibi Çin Halk Cumhuriyetidir… Biden, Çin’i kuşatabilme pahasına Putin’e elini uzattı… Putin bir gazetecinin sorusuna verdiği “Çin’le binlerce kilometrelik sınırı olan Rusya’ya tabii ki ihtiyaçları olacaktı” yanıtıyla, durumun çok iyi farkında olduğunu açık bir şekilde ifade etmiştir.

Ancak burada dikkate alınması gereken başka bir durum daha vardır… Son kamuoyu yoklamaları, giderek artan Trump etkisi ile Cumhuriyetçilerin gelecek yıl yapılacak senato ara seçimlerinde büyük bir zafer kazanacağını göstermektedir… Bu gerçeklik, Biden’ın NATO zirvesindeki liderlerle ve sonrasında Putin’le yaptığı görüşmelerde verilen vaadlerde sıkıntı yaratacağı kesindir.

Trump ve Biden’ın NATO, AB ve Rusya’ya dair görüşleri çok farklıdır… Biden, NATO ve AB ile pazarlık yapıp, oluşacak güçle Çin’in karşısında durmayı hedefliyor… Trump ise, NATO ve AB ile pazarlık yaparak birtakım tavizler vermek yerine; onları Rusya’nın insafına terk edersem bana daha çok yaklaşırlar… Öte yandan, Rusya ile de işbirliği yaparak Çin’e karşı durabilirim diye düşünüyor.

Türkiye, uyguladığı politikalarla Amerika-Çin ve Amerika-Rusya arasındaki tercihlerde pozisyonunu dengeleyerek, her üç ülkeye olan mesafesini çok iyi korumaktadır… Bunu büyük bir diplomatik başarı olarak değerlendirmek gerekmektedir.

Günün Sözü

Yarın yeni bir dünya kurulur, Türkiye de o dünyada yerini alır.

İsmet İnönü

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI