Keşke Yapılsaydı… - ADEM AKÖL

21.1.2022 13:56:00

Keşke yapılsaydı da boylarının ölçüsünü alsalardı… e bahsediyorum.

Muhakkak duymuşunuzdur; Doğu Akdeniz’de bulunan doğal gaz rezervlerini Avrupa’ya taşıma projesine verilen isimdir East-Med.

“Hayal kurmak; her şeyden önce bir türlü planlama yapmaktır” demiş ünlü gazeteci ve aktivist Gloria Marie Steinem, günümüzden 60 yıl önce… Yani “hayal” bir projedir ayni zamanda… Ancak onu gerçekleştirebilmek için üzerinde iyice çalışıp detaylı tatbikat projesi çıkarmak ve maliyet hesaplamak gereklidir.

East-Med; projesi hazırlanmamış, sadece bir hayaldi… Tamar, Leviathan ve Afrodit gibi havzalardan çıkacak doğal gaz, Kıbrıs’ın güneyinde toplanarak pompajla Girit, Yunanistan oradan da İtalya’ya basılarak tüm Avrupa’ya dağıtılacaktı.

Bu hayali kurarken; iki politikanın etkisi altında kalmıştı projenin baş mimarları olan Yunanistan, İsrail ve Güney Kıbrıs…

Birincisi; Türkiye, ona bağımlı olmadan ve zırnık koklatmadan baypas edilecek, ikincisi ise; doğal gaz bakımından Rusya’nın kucağına oturmuş olan Avrupa rahatlatılacaktı.

2 Ocak 2020 tarihinde projenin anlaşmasına imza koyar Yunanistan, Güney Kıbrıs ve İsrail liderleri, Atina’da… Proje ile ilgili toplantılara Mısır, Ürdün ve Filistin de katılır… Finansör ülke ise Amerika’dır.

East-Med boru hattının uzunluğu 1900 kilometre ve bunun en az 1300 kilometresi derinliği 3 kilometreyi bulan deniz tabanından geçecektir… Kabaca 7 milyar dolar maliyet çıkarılmış, proje tamamlanma süresi de 7 yıl olarak öngörülmüştür.

İlk bakışta Amerika tarafından da güzel bir proje olarak algılanır... Son yıllarda söz dinlemez Türkiye’ye büyük bir ders verilecek; Avrupa, Rusya’ya olan enerji bağımlılığından kurtarılacak ve hem de yeni evlatlığı Yunanistan mutlu edilecekti.

Ne zaman ki, işi üstlenecek veya finanse edecek Amerikalı firmalar oturup hesap kitap yaparlar; East-Med’in bir proje değil, sadece bir hayal olduğu anlaşılır… Çünkü East-Med boru hattının ekonomik olarak yapılabilirliği yoktu, fizibıl değildi anlayacağınız.

Hesap çok basitti aslında: Doğal gazın yerini tespit edebilmek için sismik araştırmaya bir ton para vereceksin, sonra deniz tabanından bilmem kaç kilometre derinlikten gazı çıkarmak için ilave bir kaç ton daha… En az 7 milyar dolar da East-Med için harcadıktan sonra, çıkardığın gazı ancak 7 yıl sonra satmaya başlayabileceksin.

East-Med’in taşıma kapasitesi yılda 10 milyar metre küp olarak öngörüldüğünden; en iyimser şartlarda bin metreküpünü 200 dolara satsan, yılda 2 milyar eder… Yani, boru döşeme süresi 7 yıl; en az 5 yıl da onun maliyetini karşılamak için geçer; 12 yıl sonra para kazanmaya başlarsın… Bu durumda rekabet kuralları çalışmaya başlayıp Rusya’nın elindeki malı ucuzlatmayacağı ne malum?

Üstelik 12 yıl sonra doğal gaza olan talep azalmayacak mı? İklim anlaşmasına göre doğal gaz kullanımı 2030 yılında oldukça azaltılıp, 2050 yılında tamamen yenilenebilir enerjiye dönülmeyecek mi? Henüz harcanan para toplanmadan, doğal gaza olan talep azalmayacak mı?

Doğal gazı nakletmenin başka bir yöntemi daha bar tabii… (-162) derece santigrata kadar soğutarak sıvılaştırıp tankerlerle taşıyabilirsin… Gaz fazından sıvı fazına geçerken hacmi 600 kat küçülmesine rağmen, bu yöntem boru ile taşımaktan çok daha pahalı; ama hemen paraya dönüşebilecek bir yöntem.

Amerika’nın önerdiği başka bir yöntem daha var ki, yine Türkiye devre dışı bırakılarak Yunanistan mutlu edilebilir… Amerika diyor ki; Kıbrıs’ın güneyine doğal gazla çalışan elektrik santrali kurup üreteceğiniz elektriği ayni güzergahı kullanarak Avrupa’ya nakledin… Deniz altından kablo döşemenin maliyeti boru döşemeye nazaran hem daha kolay hem de daha ekonomik… Üstelik parasal geriye dönüş süresi oldukça kısa olan bir yöntem.

Türkiye’nin devre dışı bırakılması için çeşitli yöntemlerin düşünüldüğü apaçık ortada… Ancak eninde sonunda ekonomik çıkarlar galip gelerek, Türkiye üzerinden çözüm bulunacağı kesindir… Çözüm şu an zaten mevcuttur… Sadece Türkiye’ye kadar döşenecek bir boru hattı ile çok kısa bir süre içerisinde Doğu Akdeniz doğal gazı, Avrupa piyasasına ulaşabilecektir… Yoksa yenilenebilir enerji üretimindeki hızlı artış, bir süre sonra doğal gazın önem yitirmesine sebep olacaktır.

Günün Sözü

Hayal kurmak; her şeyden önce bir tür planlama yapmaktır.

Gloria Marie Steinem

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI