Libya’nın Ankara Çıkarması - ADEM AKÖL

19 Nisan 2021 Pazartesi 00:24

Osmanlı Devleti egemenliğine 1551 yılında giren Libya, 1800’lü yıllara kadar sorunsuz yönetilir… Ancak, II. Abdülhamid’ten sonra özellikle Balkanlarda süregelen karmaşa, İmparatorluğu hayli zorladığı için o dönemde Libya ile yeteri kadar ilgilenmek pek mümkün olmaz.

Dünyada 16. yüzyılda başlayan sömürgecilik yarışını savaşlar yüzünden kaçıran İtalya, 1870’de siyasi birliğini sağladıktan sonra sahneye çıkar… O zamana kadar Afrika topraklarının neredeyse tamamı güçlü devletler tarafından çoktan işgal edilmişti… Kuzey Afrika’da Fransa Tunus’a, İngiltere ise Mısır’a girmişti.

Osmanlı Devletinin Kuzey Afrika’daki topraklarını uzun yıllar ihmal etmesi ve Libya’nın ‘çizme devletine’ yakınlığı, İtalya Hükümeti’nin iştahını kabartır… Diğer sömürgeci Avrupa Devletleri ile gizli antlaşmalar yaparak Trablusgarp ve Bingazi’yi kolay ele geçirilecek bir hedef olarak seçer.

İtalya, Libya’ya ‘medeniyet’ götürme bahanesi ile 1911 yılında Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ederek Trablusgarp ve Bingazi’yi işgal eder… Osmanlı Devleti’nin o dönemdeki zayıflığına rağmen; Mustafa Kemal ve arkadaşları çetin koşullarda Mısır üzerinden bölgeye gidip, dağılmış olan kuvvetleri örgütleyerek, İtalyanlara karşı saldırıya geçerler… İnanılmaz başarılar elde edilse de 100 bin kişilik İtalyan ordusuna karşı bir avuç Osmanlı askeri ve gönüllü, fazla bir direnç gösteremez ve resmen İtalyan hakimiyeti başlar Libya’da.

1951 yılında bağımsızlığını kazanan ülke, 1969 yılında iktidarı ele geçiren Muammer Kaddafi tarafından yönetilir 42 yıl boyunca… Libya halkının belki de en iyi dönemleridir o yıllar… Ülkeye ‘hürriyet’ götürme bahanesi ile yaratılan Arap Baharı düzmecesi neticesinde, 2011 yılında Kaddafi devrildikten sonra yaratılan iç savaş yüzünden Libya halkının kan, ölüm ve sefalet yılları başlar.

Türkiye’nin devreye girmesi ile oluşan güç dengesi sonucunda çatışmalar büyük ölçüde durulur; ancak güçlü bir çözüme ve kalıcı barışa ihtiyacı vardır Libya halkının… Türkiye ve BM’in çabaları ile, ülkenin siyasi dengelerinden oluşturulan 75 üyeli Libya Siyasi Diyalog Formu nihayet 5 Şubat günü İsviçre’de toplanır… Amaç, ülkeyi 24 Aralık 2021’de seçime götürecek bir Başkanlık Konseyi oluşturmaktır… Dört farklı liste katılır oylamaya; ilk turda hiçbir liste gerekli olan 3’te 2’lik oyu toplayamaz ve 2. tur yapılır.

75 üyeden 39’unun oyunu alarak Başkanlık Konseyi Başkanlığına Muhammet Menfi, Başbakanlığa da Abdülhamid Dibeybe seçilir… Göreve gelen yeni hükümete dünyadan destek mesajları yağar; doymak bilmez bazı aç kurtlar da apar topar Libya’yı ziyarete giderek birtakım imtiyazlar elde etmeye çalışır… Ancak fazla itibar göstermez onlara yeni kurulan seçim hükümeti.

Nihayet geçtiğimiz 12 Nisan’da Başbakan Abdülhamid Dibeybe, günlük işleri takip edecek sadece 1 Devlet Bakanı’nı Libya’da bırakarak; geriye kalan 15 bakan ve diğer hükümet yetkililerini yanına alarak Ankara’ya çıkarma yapar.

Çok anlamlı ziyaretler yapılır ve çok önemli antlaşmalar imzalanır Ankara’da… Libya’nın toparlanabilmesi için özellikle elektrik santralleri, havaalanı terminalleri, alış veriş merkezleri gibi projelerin yapımını üstlenir Türkiye… Medya alanında stratejik işbirliği antlaşması imzalanır ve en önemlisi yayınlanan ortak bildiride “Libya’nın toprak bütünlüğünün muhafazası” vurgulanır… Türkiye açısından önemli olan ise 27 Kasım 2019’da imzalanan MEB antlaşmasının teyit edilerek pekiştirilmesidir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Libya’ya verdiğimiz destek, yeni katliamların önüne geçmiştir” der… Libya Milli Birlik Hükümeti Başbakanı Dibeybe de “Türkiye’nin ülkemizdeki kalıcı ateşkes desteğinden dolayı müteşekkiriz” ifadesinde bulunur.

Bu noktada önemli bir Avrupalı diplomatın sözlerini tekrarlamakta yarar vardır… “Türkiye’nin Libya’ya gelmesini, önceleri şiddetle kınamıştık, ancak zaman içerisinde gördük ki Türkiye olmasaydı ve Makron’un istediği yapılmış olsaydı, bugün biz bu topraklardan daha çok cesetler çıkarırdık… Türkiye, dünyanın bugüne kadar yaşadığı belki de en büyük insani felaketi durdurdu… Toplu mezarların müsebbibi Hafter değil, Makron’dur ve Makron’un Hafter’le birlikte yargılanması gerekmektedir.”

Birşeyler koparabilme ümidiyle tüm dünya Libya’ya akın ederken, Libya’nın Ankara’ya yaptığı çıkarma; Fransa, Yunanistan, Mısır, BAE, İtalya ve diğerlerine çok şey anlatmıştır ümit ederim… Yine de rehavete kapılmadan; haklı yolda dimdik yürümeye devam edilmelidir.

 

Günün Sözü

Bilelim ki, milli benliğini bilmeyen milletler, başka milletlere yem olurlar.

Mustafa Kemal ATATÜRK

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI