Son Şans Yitirildi mi? - ADEM AKÖL

15 Kasım 2021 Pazartesi 00:18

Birleşmiş Milletler (BM) bünyesi altında oluşturulan İklim Değişikliği Konferansı, COP26’nın 31 Ekim-12 Kasım tarihleri arasında Glaskow’da 200 ülkeden 30 bin delegenin katılımıyla gerçekleşen toplantılar ve paneller zinciri tamamlanmış oldu… Birçok dünya liderinin de boy gösterdiği konferansta; dünyamızı tehdit eden tehlikenin boyutu ve çözümleri, 12 gün boyunca yüzlerce bilimsel panelde anlatılarak tartışmaya açıldı.

Konferansın başladığı günlerde bu sütunlardan kaleme aldığımız “Son Şans” başlıklı yazımızda, küresel ısınmanın yarattığı tehdidin boyutlarını anlatmaya çalışmış; kapımıza dayanmış olan tehlikeyi ortadan kaldıracak radikal tedbirleri, özellikle gelişmiş ülkelerin acilen uygulamaya koyacakları iyimserliğine kapılmıştık.

Ancak ne yazık ki beklenen çıkmadı COP26’dan… Sonucu belirsizliklerle dolu, askıda kalabilecek laflar ve vaatlerle bezenmiş bir konferans süreci yaşadı dünyamız… Deyim yerindeyse, küresel ısınma konusunda “mangalda kül bırakmayan” sivil toplum kuruluşları bile çok pasif ve yetersiz kaldılar konferans süresince.

Endüstri devriminden günümüze kadar, atmosfere salınan 2,5 trilyon ton sera gazının yarısı sadece 5 ülkeden… Bunun yüzde 20’sine denk gelen 500 milyar tonu ABD’den… Yüzde 12’si Çin, yüzde 8’i Rusya, yüzde 6’sı Brezilya ve yüzde 4’ü Endonezya’dan.

Endüstrileşme süreçlerine göre atmosfere bıraktıkları sera gazı miktarı bakımından, ülkeler birbirleriyle yarışır durumdadır 1850 yılından bu yana… 1850 yılından 1900’lerin başına kadar İngiltere, Fransa ve Almanya ilk 3 sırayı paylaşırken; 1900’den sonra Amerika ikinciliğe oturarak, ilk üç sırayı İngiltere ve Almanya ile paylaşır… 1915 yılından başlayarak günümüze kadar ABD’nin zirvede olduğunu görüyoruz… 1915-1975 arasında ABD, İngiltere ve Almanya ilk 3 sırada; daha sonra Rusya da devreye girerek 1975-2000 arasında ABD, Rusya ve İngiltere; 2000’den sonra ise ABD, Çin ve Rusya zirvenin ilk 3 basamağını kimseye kaptırtmıyorlar.

Hal böyle iken; ikinci ve üçüncü sıradaki, Çin ve Rusya’nın Liderleri COP26’ya katılmayarak konuya karşı ciddiyetsizlik sergilerken; 106 yıldır atmosferi en çok kirleten ülke olan ABD’nin ise, somut olmayan vaatlerde bulunması, çocuklarımıza pek de yaşanılır bir dünya bırakamayacağımız anlamı taşımaktadır.

COP26 zirvesinde ülkelerin; kömür kullanımından vaz geçmeleri ve fosil yakıt kullanımını da acil planlarla azaltmaları gereği konusunda mutabakata varmış olmalarına rağmen, bunun sonunun açık olması ve kesin bir son tarih belirtilmemiş olması; insanlığın geleceğinin vahametini göstermektedir.

Dünyanın 6 büyük otomobil üreticisi ve 30 ülkenin hükümetleri, fosil yakıtla çalışan araba satışlarını aşamalı olarak 2040 yılına kadar durdurma kararına karşın; Toyota, Volkswagen, Nissan ve Renault gibi otomotiv devlerinin, bunun yasal bağlayıcılığı olmadığı gerekçesi ile alınan karara katılmamaları da COP26’nın ciddiyetsizliğinin bir başka örneğidir.

ABD ve Çin, iklim değişikliğine karşı mücadeleyi hızlandırmak için ‘anlaşmışlar’ gibi bir görüntü sergileyerek; Çin’in 5 yıllık plan kapsamında kömür tüketimini azaltmasına karşılık; ABD’nin de 2035 yılına kadar karbon kirliliği içermeyen yüzde yüz elektriğe ulaşma hedefi belirlediği açıklamaları yapıldı… Halbuki insanlık, atmosferi en fazla kirleten bu iki ülkeden çok daha somut adımlar atmasını bekliyordu.

COP26’ya katılan geri kalmış ülkeler “dünyayı biz kirletmedik ki temizleyelim” yönünde haklı bir gerekçe öne sürerek, mevcut sanayilerinde iyileştirme yapabilmek için, gelişmiş ülkelerin vermeyi taahhüt ettikleri yılda 100 milyar doların hemen ödenmeye başlanması gerektiğini dile getirdiler… ABD-Çin ortak açıklamasında, bu paranın gelişmekte olan ülkelere her yıl düzenli olarak ödeneceği konusunda bir kez daha söz verildi.

Son şans yitirilmiş gibi gözükürken, Sanayi Devrimi öncesine göre 1,5 Derece Santigrat ısınmış olan dünyamızın; radikal önlemler alınmaması halinde, önümüzdeki süreçte bu farkın hızla artarak; kuraklık, bölgesel sağanak yağışlar, deprem, fırtına, orman yangınları, buzulların erimesi, göllerin kuruması gibi doğal felaketlerle daha sık yüzleşmemize neden olacağı kesindir.

Günün Sözü

Dünya’nın sana bir hayat borçlu olduğunu söyleyemezsin. Dünya sana hiçbir şey borçlu değildir... O senden çok önce buradaydı.

Mark Twain

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI