Suriye’de Amerika ile Rusya Anlaştılar mı? - ADEM AKÖL

10 Kasım 2021 Çarşamba 09:32

Geçtiğimiz Pazartesi günkü “Amerika mı, Rusya mı” başlıklı yazımızda, bazı çevrelerin arzu ettikleri gibi, Türkiye’nin bu iki ülke arasında tercih yapma lüksüne sahip olmadığını, tüm olumsuzluklara ve yaşanan sıkıntılara rağmen NATO’dan çıkması halinde doğacak olan sonuçların çok daha vahim olacağını anlatmaya çalışmıştım.

Daha önce sık sık dile getirdiğim gibi “ülkeler arasında kalıcı dostluklar veya düşmanlıklar yoktur; kalıcı çıkarlar vardır” sözünden hareketle, hissi duygulara yenik düşerek bazı ülkeler veya ittifaklar arasındaki ilişkilerimizi bozup, başka ülke ve ittifakların kapanına yakalanmak hiç doğru değildir… Önemli olan; kendi ülkemizin çıkarlarını ön planda tutup, kıvrak ve akıllı politikalar güderek her nabza göre uygun şerbeti verebilmektir.

Türkiye’nin ABD ile karşı karşıya geldiği en büyük sorun ne S400’ler ne de F35’lerdir… En büyük sorun; Türkiye’nin bölgede büyük bir güç haline gelmiş olması ve Suriye sorununu kendi güvenliği doğrultusunda halletmesi sonucunda, daha da güçleneceği gerçeğidir… Bu durum ne ABD’nin ne de Rusya’nın arzu ettiği bir şey değildir.

Eski Başkan Donald Trump döneminden başlayarak, Suriye’den çıkacağını defalarca tekrarlayan ABD; sadece bir miktar askerini sınırın diğer tarafına, Irak topraklarına göndermiş bulunuyor… Her ne kadar Suriye’de yapmak istediği şeyi PKK/YPG’yi kullanarak gerçekleştiriyor olsa da, bugün hala petrol kuyuları gibi kritik noktaları Amerikan askerleri tutmaktadır.

Gerek Trump gerekse Biden olsun, istedikleri kadar “Suriye’den askerlerimizi çektik” deseler de, Pentagon’un bunu kesinlikle kabul etmediği bilinen bir gerçektir… Amerikan askerlerinin Suriye’den çıkması, İsrail’in de işine gelmemektedir; bu yönde Washington’daki Yahudi lobisi büyük çaba harcamaktadır… Kaldı ki Rusya’nın olduğu yerde Amerika’nın bulunmaması, eşyanın tabiatına aykırıdır.

Rusya, Suriye’de kendi nüfuzu altında egemen bir yönetim arzu ederken; ABD ise, kafasında İsrail’in de güvenliğini hesaplayarak, parçalanmış bir Suriye tasarlamaktadır. ABD, PKK/YPG’yi silahlandırıp bu amaçla kullanırken; Rusya ise ülkenin bütünlüğünü gözeterek, YPG’ye etnik bir grup gözüyle baktığı için yardım etmektedir. Diğer yandan Rusya, Esad’ı ayakta tutabilmek adına İran’ın Suriye’de beslediği, karasal bir güç olan Hizbullah’ı kullanmak, işine gelmektedir.

Türkiye’nin Suriye sınırında 30 kilometrelik bir güvenlik koridoru oluşturabilmek için yaptığı 2016 Fırat Kalkanı, 2018 Zeytin Dalı ve 2019 Barış Pınarı Harekatları sonucunda elde ettiği başarı, ne Amerika’nın ne de Rusya’nın işine gelmemektedir… Bu yüzden Türkiye’yi bölgeden çıkarabilmek için aylar öncesinden, iki ülke yetkililerinin buluşup ortak hareket etme konusunda anlaştıkları bilinen bir gerçektir… Müşterek çıkarlar doğrultusunda, İki ezeli düşman olan Amerika ve Rusya bile, bir araya gelerek anlaşma yapabiliyorlar.

Suriye’deki Türk varlığını kaldırmak isteyen sadece ABD ve Rusya değildir… İsrail de bunu istiyor… Hatta İsrail, İran’ın Suriye’de beslediği örgütlerin de temizlenmesini arzu ediyor… Bu amaçla, geçtiğimiz 22 Ekim’de İsrail’in yeni Lideri Naftali Benett Soçi’ye giderek Putin ile buluşur… İsrail’in, Suriye’deki İran güçlerine karşı yapacağı hava saldırılarında Rusya’dan lojistik destek konusunda Putin’le mutabakata vardığı anlaşılıyor.

Yani sen Rusya olarak, Şam Rejimini ayakta tutabilmek için hem İran’ın kara güçlerini kullanacaksın, hem de İsrail’le anlaşma yaparak onu Suriye’den çıkarma planları yapacaksın.

Demek oluyor ki ortak çıkarlar uğruna Amerika ile Rusya, el ele verip İsrail’i de yanlarına alarak önce İran’ı sonra da Türkiye’yi, Suriye’den temizleme planları yapıyorlar… İran’ı bölgeden temizleyebilirler belki ama, 911 kilometrelik sınırımızı koruyan Mehmetçiğin tek bir tanesini dahi, bu sınırın diğer tarafına göndermeye güçleri yetmez.

Günün Sözü

Gelişebilmeniz için hata yapmaktan korkmayın, risk alın. Acı, sizi cesaretlendirir. Cesurluğu deneyimleyebilmek için, başarısızlığı tatmanız gerekiyor.

Mary Moore

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI