Tahriklere Karşı Tek Vücut - ADEM AKÖL

17.6.2022 03:18:00

Yunanistan hükümetinin özellikle resmen “Amerikan Tutsağı” olduğu son dönemde, Türkiye’ye karşı tahrik içeren tutumunun dozunu giderek artırması; ülkesini seven her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının midesini bulandırmaktadır.

Geçtiğimiz günkü yazımda, Yunanlı yöneticilerin bu tutumunun kendi ülkelerini de felakete sürükleyeceğini gören, hatırı sayılır sayıda politikacıların da var olduğunu anlatmaya çalışmıştım.

Ancak, Yunan Hükümetinin bu tutumunu sadece desteklemekle kalmayıp, körükleyen politikacı ve medya organları maalesef çoğunluktadır.

Başbakan Kiryakos Miçotakis’ten başlayarak, Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’a kadar; bir ülkenin dış yüzü olan tüm politikacıların Türkiye’ye karşı hasmane tutumları ortadadır… Miçotakis’in ABD kongresindeki bütünüyle Türkiye’yi eleştiren konuşmasının yankıları hala sürmektedir.

Diğer taraftan fanatik bir sağ ideoloji ile yetişen, başbakanlık koltuğuna oturabilmenin yolunun Türkiye düşmanlığından geçtiğine kendini inandırmış, bu uğurda ülkesini bir savaşa sürüklemekten bile çekinmeyen Dışişleri Bakanı Dendias.

Öte yandan, Fransız yapımı Rafale savaş uçakları ile Ege’de hava üstünlüğünün Atina’ya geçtiğini iddia ederek “Larissa’dan 3 füze atsak İstanbul Boğazı’ndaki köprüleri vururuz” diyerek provokatif açıklamalar yapan eski Yunan Koramiral Yanis Egolfopulos.

Yunanistan’ın en çok okunan gazetelerinden Kathimerini ise yaz aylarında Ankara’nın muhtemel 2 hamlesinin beklendiğini yazmış:

“Türkiye, uluslararası anlaşmalara göre silahsız olması gereken Ege Denizi’ndeki adaların statüsünü Birleşmiş Milletlere taşıyarak resmi bir meydan okumaya girişebilir.”

“Ankara, TPAO’ya 28. Meridyenin batısında (Girit ve Rodos adaları arası) yeni bir petrol arama ruhsatı verebilir.”

Gazeteci Yorgo Kırbaki’nin haberine göre ise, Yunanlı uluslararası ilişkiler uzmanı Konstantinos Filis, en hafifinden en şiddetlisine doğru 4 senaryo sıralıyor:

“Türkiye, adaların silahsızlandırılmasına ilişkin sert söylemini sürdürür…”

“Türkiye, bir araştırma gemisini Kerpe-Girit-Meis adaları arasındaki deniz sahasına gönderebilir. Yunanistan ayrıca sığınmacı akını ile de karşı karşıya kalabilir…”

“Türkiye, Libya ile olan deniz yetki anlaşmasını uygulamaya koyabilir. Girit’in güneyine araştırma gemisi gönderebilir…”

“Türkiye, bir kayalığı ele geçirebilir. O zaman da sonuçları kestirilemeyecek çatışmalar yaşanabilir.”

Son olarak da, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde gerginliğin arttığı bir dönemde Yunan silahlı kuvvetleri Ege’de bir dizi deniz ve hava tatbikatı gerçekleştirerek gerilimi hat safhaya çıkarmaya çalışıyor.

Yunanistan tarafında durum böyle seyrederken, Türkiye’nin bu konuda net bir milli politikası olmasına rağmen, hükümet desteklenmek yerine eleştirilere maruz kalıyor.

Sadece İyi Parti Lideri Meral Akşener “Türkiye olarak Yunanistan ile davamızda sonuna kadar haklıyız. Ama Sayın Erdoğan yüzünden, haksız duruma düşmekten kaygılıyız” diyerek, bir taraftan milli politikamıza destek beyan ederken, diğer taraftan da yine hükümete eleştiriler yağdırmıştır.

Halbuki olması gereken, tüm siyasi parti ve kuruluşların; hükümetin bu konudaki dik duruşunu destekleyici beyanlarda bulunup, Yunanistan ve onu yönetenlere karşı elimizin güçlenmesini sağlamaktır.

Yunan tahriklerine karşı tek vücut olmak, onlara geri adım attıracak; belki de olası anlamsız bir savaşın önüne set çekmiş olacağız.

Şunun çok iyi idrak edilmesi gerekiyor ki, halkımız savaş değil; 85 milyonuyla tek bir vücut olarak gücüne güç katmış ve hakkını bu gücünü göstererek alabilen bir Türkiye arzu etmektedir.

 

Günün Sözü

Birlik her zaman rekabetten daha kuvvetlidir.

Jack London

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

İNGİLİZCE YAZILARI