Erkeğe Yüklenen Fazla Nafaka Anayasa Mahkemesi Tarafından İptal Edildi - ARB. & AV. CENNET AŞAMA

11 Ocak 2021 Pazartesi 00:29

Toplumumuzda gün geçtikçe artan boşanma davaları beraberinde nafaka yükümlülüğünü de doğurmaktadır. Nafaka kavramı Türk Medeni Kanunu’nun 175. Maddesinde; “Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.” şeklinde tanımlanmıştır. Belirtmek gerekir ki nafaka sadece kadınlara değil, ekonomik gücü daha düşük olan erkeklere de bağlanabilir. Ayrıca müşterek çocuk varsa bunlar için hükmedilen nafaka da iştirak nafakası olarak tanımlanmaktadır.

Nafakada amaç güçsüz olan tarafı korumaktır. Genel olarak yapılan yargılamalarda kadınların nafakaya hak kazandığını görmekteyiz. Evet gerçekten de ülkemiz şartlarında kadın olarak ayakta kalmak güçtür, hatta evliliği süresince kendisini yalnızca ailesine, eşine ve çocuklarına adayan bir kadın için boşandıktan sonra maddi anlamda sıfırdan başlamak kaçınılmaz acı gerçektir.

Ancak her boşanmada güçsüz taraf kadın olmayabilir. Nitekim aleyhine hükmedilen nafaka nedeniyle maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğini iddia eden erkek bu gerekçeyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur.

Kişi başvurusunda “Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde şirket elemanı

olarak asgari ücretle çalıştığını, aylık 950 TL maaş aldığını, buna karşılık Mahkemece toplamda 1.000 TL nafakaya hükmedilmesinin haksız olduğunu iddia etmiştir. Kendisinin geçimi için para kalmadığını, yaşamını idame ettirmesinin mümkün olmadığını, bu nedenlerle eşitlik ilkesi, yaşama, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ayrıca yeniden evlendiğini ve bu evlilikten bir çocuğunun olduğunu, nafaka belirlenirken Mahkemenin yeni eş ve çocuğunu dikkate almadığını belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

ANAYASA MAHKEMESİ  7/11/2019 tarihinde vermiş olduğu 2016/3140 K. numaralı kararı ile bu başvuruyu haklı bularak, yerel mahkemeden başvurucunun taleplerini göz önüne alarak yeniden yargılama  yapmak suretiyle hakkaniyete uygun bir karar vermesine hükmetmiştir.

Anayasa mahkemesi  vermiş olduğu bu kararın gerekçesini şu şekilde açıklamıştır;

Derece mahkemelerinin özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda takdir yetkilerini kullanırken tarafların çatışan menfaatleri arasında adil bir denge sağlayıp sağlamadıklarının belirlenmesi gerekmektedir. Her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir sonuca yol açmaması gerekir. Menfaatler dengesinin kurulmasında taraflardan biri aleyhine bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenmesi, pozitif yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir. Olayın bütün koşulları ve taraflara tanınan tüm imkanlar ile tarafların tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak menfaatlerin adil bir şekilde dengelenip dengelenmediği değerlendirilmelidir. Bu adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının denetiminde derece mahkemelerinin ortaya koyduğu gerekçeler büyük önem taşımaktadır (Marcus Frank Cerny, § 73; T.A.A., B. No:2014/19081,1/2/2017, § 99). b.

İlkelerin Olaya Uygulanması

Somut olayda Mahkeme tarafından başvurucunun boşandığı eşi ve dört çocuğu için toplamda aylık 1.000 TL nafaka ödemesine hükmedilmiştir. Mahkemece tarafların ekonomik durumlarının araştırılması sırasında sadece kolluk tarafından verilen bilgilerin esas alındığı görülmektedir. Mahkemece başvurucunun Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde memur olarak çalıştığı, aylık geliri hakkında bilgi sahibi olunmadığı kabul edilmiştir. Ancak başvurucu; Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde memur olarak değil şirket elemanı olarak asgari ücretle çalıştığını, 950 TL aylık aldığını iddia etmektedir.

Başvurucunun aylık gelirinin gerçekten de 950 TL olması durumunda aleyhine hükmedilen aylık toplam 1.000 TL nafaka miktarının ölçülü olduğundan söz edilemez. Olayda taraflardan biri aleyhine bireysel olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetin yüklenip yüklenmediğinin anlaşılabilmesi için tarafların ekonomik durumlarının tam olarak ortaya konulabilmesi önem arz etmektedir.

Başvurucu; şirket elemanı olarak asgari ücretle çalıştığı, 950 TL aylık aldığı şeklindeki iddiasını derece mahkemesi önünde 9/1/2015 tarihli cevap dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde dile getirmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Bilgi Sistemi'ndeki kayıtta başvurucunun Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde temizlik ve yardımcı hizmetler sınıfında çalıştığı belirtilmektedir. Derece mahkemesinin başvurucunun çalıştığı kurumla iletişime geçerek başvurucunun görevinin ne olduğunu, ek gelir ve diğer ödemelerle birlikte aylık ne kadar gelir elde ettiğini araştırmak suretiyle konuyu aydınlatması mümkün iken bu konuda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapmadığı, kararda bu iddiaya yönelik olarak bir gerekçe de ortaya koymadığı vurgulanmalıdır. Başvurucunun söz konusu iddialarını temyiz aşamasında da öne sürmüş olduğu ancak Yargıtay tarafından da bu konuda bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Bu durumda derece mahkemelerinin kararlarının başvurucunun maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına ilişkin davanın sonucuna etkili olabilecek mahiyetteki iddia ve itirazlarına cevap verecek nitelikte yeterli bir gerekçe içermediği tespit edilmiştir. Bu sebeple kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının korunmasına yönelik usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerine getirilmediği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla bireysel başvuruya konu olayda kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin kamu makamlarınca yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI