Depremin Hukuki Boyutu - AV. ENES ŞAHİN

Depremin Hukuki Boyutu - AV. ENES ŞAHİN

07.03.2023 11:25 | Güncelleme Tarihi: 07.03.2023 11:25

6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş ilimiz Pazarcık ilçesinde gerçekleşen, hemen ardışık şekilde Elbistan ilçesinde tekrar eden ve onları izleyen sayısız artçı depremlerle Kahramanmaraş, Hatay, Malatya, Diyarbakır, Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Elazığ, Osmaniye ve Adana illerinde, ilçelerinde ve köylerinde onarılamaz yıkımlara, can kayıplarına ve yaralanmalara yol açılmıştır. Ülkemizin konumu, içinde bulunduğu deprem kuşağı ve bu coğrafyada sürekli olarak depremlerle beraber yaşanması gibi bilinen gerçekler dikkate alındığında; deprem olgusuna göre ve bu olgunun gerektirdiği kurallara uygun yapılaşma zorunludur. Bundan kaynaklı olarak; bu hususların dikkate alınmamasından doğacak depremin verdiği zararlardan, bu olaylarda ihmali ve icrai davranışlarda bulunanlar hukuki ve cezai anlamda sorumlu olacaklardır.

Depremin meydana getirdiği zararı özel hukuk açısından inceleyecek olursak; deprem sebebiyle ölen kişilerin yakınları destekten yoksun tazminatı talebinde bulunabilir, yaralananlar ve malları zarar görenler maddi tazminat talebinde bulunabilir ve ayrıca bütün bu kişilerin tamamı bu içinde bulunduğu üzüntü ve elem verici yaşanılanlardan dolayı manevi tazminat talebinde bulunabilmektedir. Tüm bu tazminat davaları özel hukuk alanına girmekte olup mağdurların; sorumlulardan sorumlulukları oranından bu zararlarının giderilmesini talep etme hakları bulunmaktadır. Özel hukuk açısından açılacak bu tazminat davalarında, mahkemenin atayacağı uzman bilirkişiler vasıtasıyla sorumluların kusur oranları tespit edilecek olup, meydana gelen zarar da yine bilirkişi vasıtasıyla hesaplanarak, sorumluların sorumlulukları oranında ödenmesi talep edebilecektir. Bu tarz sorumluluklar müteselsil sorumluluk olup, mağdur ve tazminat sahibi kişiler, haklarını kimden tahsil edebiliyorsa ondan direk tahsil etme hakkına sahip olacaklardır.

Depremin meydana gelmesi sonucu oluşacak zararları ceza hukuku açısından inceleyecek olursak; inşaat aşamasından itibaren görev yapan her türlü yapı denetim görevlileri ve ilgili kişiler; binalara yapı kullanma izin belgesi veren, oturma izni veren görevli ve yetkililer; onlara bu yönde emir ve talimat veren yetkililer; denetim görevini yerine getirmeyen ilgili belediye, Bakanlık yetkilileri ile depremin gerçekleşmesinin ardından arama ve kurtarma çalışmalarının geç, eksik ya da hatalı başlaması neticesinde kayıpların artmasına sebep olan sorumlular hakkında yürütülecek ceza soruşturması sonucunda ilgili maddeler uyarınca üst hadden cezalandırılması gerekmektedir.

Depremin meydana getirdiği zararı idare hukuku açısından inceleyecek olursak; emsal Danıştay kararlarına göre, idarenin direk olayın olmasında ve ağırlaşmasında kusuru yoksa, sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve herhalde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir.  İdareye karşı depremden doğan zararlarda dava açmadan önce idareye başvuru zorunluluğu mevcut olup akabinde; cevap alınamazsa ya da olumsuz cevap alınırsa tam yargı davası olarak tazminat davası açılabilmektedir.

Deprem nedeniyle oluşan zararları meydana getirenlerin yargılanmalarında, Yargıtay ve Danıştay kararları gereğince zamanaşımı süresi, o yapının yıkımının oluştuğu tarih itibariyle başlamaktadır. Bundan dolayı zamanaşımı hesaplanırken yapının yapıldığı tarihin baz alınmadığı, zamanaşımı başlangıç süresinin yıkımın olduğu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği açık ve net şekilde karara bağlanmıştır.

Geçirmiş olduğumuz deprem felaketi dolayısıyla binlerce yurttaşımız vefat etmiş, yaralanmış ve mal kaybı yaşamıştır. Bu zararları meydana getirenlerin en ağır şekilde cezalandırılması ve ayrıca; maddi ve manevi olarak zarara uğrayan kişilerin mağduriyetlerin madden giderilmesi gerekmektedir. Depremin oluşturduğu ekonomik zararlar da telafi edilmedikçe insanların hayatlarını yeniden oluşturabilmesi mümkün olmayacaktır. Bundan kaynaklı olarak da sadece kişilerin ceza yargılanması ile cezalandırılması yeterli olmayacak olup, tazminat davalarında da sorumluların en adil şekilde yargılanarak vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI