Allah'a Yakın Olduğunu mu Sanıyorsun? - BARIŞ SANIGÖK

12 Temmuz 2021 Pazartesi 01:49

İnsanların tamamının hesabı ile Allah'ın hesabı asla bir değildir. Bazen Allah'a tamamen bağlı olduğumuzu sanırız ama kesinlikle kopuğuzdur, bazen de Allah'tan koptuğumuzu sanırız ama bağlıyızdır.

O yüzden hiçbir zaman yaptıklarımızla gururlanmamalı, böbürlenmemeli, başkalarına hava atmamalıyız. Klasik matematik, ancak biz insanlara göredir; Allah'ın matematiği çok daha farklıdır. Her an çarpılabiliriz hafizallah!

Asla sabah namazını kaçırmayan biri, ukalalık eder de arada bir sabah namazını kaçıranları küçük görmeye başlarsa, amelleriyle kendisine bir pay biçerse, zamanla Allah'tan alacaklı olduğunu düşünürse "bunca ibadeti yerine getiriyorum, o halde Allah da benim makamımı yukarı çıkarmalı, bana cennetini vermeli" derse ve böyle hep düşünse bir de bakarsınız ki Allah, o kimseyi de sabah namazından mahrum eder. Artık o da sabahları namaza uyanamaz. Merhametli Allah, böylece ona bir ders vermek ister. Bu kişi birkaç gün sabah namazına kalkamayınca kendisini kınamaya başlar. "Yazıklar olsun!" der, "Hangi günahı işledin de namaza kalkamadın? Bu muydu senin Müslümanlığın? Bir de utanmadan insanları eleştiriyorsun!" diye düşünür durur.

İşte Allah c.c, tam da o sırada meleklerine,  "Şimdi benim istediğim gibi bir kul oldu!.."

Çünkü o, artık kendisini kınamaya başlamıştır; kendi ayıplarını görmüş, Allah'a karşı alacaklı davranmayı bırakmıştır.

İstersen milyon milyon bağış yap, her sene hacca git, geceleri namaza kalk, sadaka ver, dünyanın en büyük hayırlarını yap, onu yap, bunu yap... Bazen bunları yaptığın halde Allah'tan yine kopmuş olabilirsin. Bütün bunları yaptığın halde bencilliğin, gururun, yaptığın hayırlarını reklama çevirişin, kendini üstün görmelerin, hep benci olmayı hedeflemen ve diğerlerini adamdan saymayışın tavan yapıyorsa gittikçe Allah'tan uzaklaşıyorsun demektir!

Bazen de bir bakarsın ki bela üstüne bela yağar üzerine...

Sanki ringe çıkmış, rakip boksör tarafından sağlı sollu darbeler alıyormuş gibi kıvrım kıvrım kıvranırsın. Bir bela biter, bir bela başlar. Acılar üst üste gelir. Kendinden şüphe etmeye başlarsın. "Acaba ben ne günah işledim de Allah bunları bana reva görüyor? Farkında olmadan bir hata mı işliyorum? Henüz adam olamadım da bana bir şeyleri mi hatırlatmaya çalışıyor? Kulağımı mı çekiyor?" dersin. İşte, o zaman Allah'a bağlısındır. Çünkü hep kendinden şüphelenirsin. Suçu kendinde ararsın. Kendini zavallı gibi görürsün. Başkalarıyla meşgul olmazsın. Böyle bir durumda Allah sana aşık olur. "İşte, benim istediğim kul budur!" der.

Peki neden biliyor musunuz?

Çünkü böyle bir durumda kırgınsındır, yalnızsındır, zayıfsındır, bencillik diye bir şey kalmaz içinde. Kendini acizlerin en acizi gibi görür, o halinle Allah'a el açarsın. Kimseye tepeden bakmazsın.

Seyyid Hamid Ruhani (İslam İnkılabı Yazarı) Merhum İmam Humeyni'nin kendi dilinden bir anısını şöyle anlatıyordu:

Bir gün polisler ve Savak ajanları, sabaha doğru beni evimde tutuklayıp Tahran'a götürdüler. Kollarım kelepçeliydi ve iki yanıma da Savak ajanları oturmuştu. Kum-Tahran yolunda hızla ilerliyorduk. Sabah ezanı yaklaşınca "Bir köşede durun da namaz kılayım!" dedim. "Hayır, buna iznimiz yok; bir an önce seni merkeze götürmeliyiz!" dediler. "En azından yavaşlayın da ellerim toprağa değsin, teyemmüm alabileyim!" dedim. Ona da karşı çıktılar. Çaresiz, abamı düzleyip ellerimle üzerine dokundum, teyemmümü öyle aldım. Araçta sırtım kıbleye dönüktü, ama yapacak başka bir şey de yoktu. O halimle namazımı kıldım. Olması gerektiği gibi namaz kılamadığım için çok üzülmüştüm. Kırgın halimle başımı yukarı kaldırıp "Allah'ım, bizim kulluğumuz da böyle işte" dedim.

Seyyid Hamid Ruhani diyor ki: İmam, bunları anlattıktan sonra biraz duraksayıp bana şöyle dedi. Biri çıkar da "Kıyamette hangi ibadetinden umutlusun?" diye sorsa, "O araçta kıldığım iki rekatlık sabah namazıdır" derim. Çünkü orada, o halimle namaz kıldığımda Allah'tan zerre kadar bir karşılık, bir alacak beklemiyordum.

Nitekim Usul-u Kafi eserde Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.â), Allah'ın bir kudsî hadisinde şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Bazen kullarımdan bazıları bana ibadet etme konusunda büyük çabalar harcarlar. Kulum, gecenin bir yarısında şirin uykusunu terk ederek namaza durur. Bana ibadet etmek uğruna kendisini zahmete sokar. Ama ben, şefkatim gereği kendi iyiliği maneviyatı için birkaç günlüğüne ona uykuyu musallat ederim. Sabahleyin namaza kalktığında gece uyanamadığı için kendi kendine kızar. Zira o, sürekli bana ibadet edecek olsa kendisini beğenecek, gurura kapılacaktır. Gurura kapılsa da yoldan çıkacak, kendi helakini kendi hazırlayacaktır. Yaptıklarıyla gurura kapıldığı, kendisini beğendiği, kendini diğerlerinden üstün gördüğü ve ibadetinde hiçbir eksiğin kalmadığını düşündüğü için bu, ona reva olacaktır. O, bu haliyle bana gittikçe yaklaştığını zanneder, oysaki daha da uzaklaşmaktadır."

-Kaynak-

-Usul-u Kafi, c.4, s.60, h.2

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI