Cennetin Kat Kat İsimleri - BARIŞ SANIGÖK

8 Haziran 2021 Salı 12:21

“Daru’s-Selam”, “Dahru’l-Celal”, “Cennetu’l-Mava”, “Cennetu’l-Huld”, “Cennetu’l-Adn”, “Cennetu’l-Firdevs”, “Cennetu’n-Naim” rivayet, hadis ve tefsir kitaplarında zikredilen yedi cennetin ismidir. Detayları İanetu’t-Talibin, c. 4, s. 385 kitabında mevcuttur.

Konu ile alakalı ayet ve tefsirleri ele alacak olursak;

-Daru’s-Selam:

Yüce Allah Kur’ân-î Kerim’de şöyle buyuruyor: "…ve Allah selam ve sulh sarayına davet ediyor." (Yunus - 25) Bazı kaynaklarda "selam'dan" kasıt Allah’ın kendisi olduğu geçer. Hadisçi Hasan Kutade de kitabında; zira Yüce Allah insanları kendi evine davet ediyor. Allah’ın evi ise cennetin kendisidir diye not düşmüş.

Bazı tesfiircilerde  şöyle demektedirler: Buradaki Daru’s-Selam’dan kasıt, bir yerdir. Orada sükûnet eden kimseler her çeşit olumsuzluklara karşı güvence içindedirler.

“…sözleri ve duaları orada selamdır.” (Yunus - 10 ve Bazı ma verede fi’d-dünya ve’l-ahire”, s. 32, Daru’s-Selam yayınları kitabı).

İbn Abbas’tan şöyle nakledilmiştir: “Daru’s-Selam cennetin kendisidir. Orada ikamet eden kimseler her çeşit afet, olumsuzluk, noksanlık ve hastalıklara karşı emniyet içindedirler. Orada saygındırlar. Kesinlikle saygısızlığa uğramazlar. Onlar sürekli azizdirler, kesinlikle zillete ve alçaklığa maruz kalmazlar. Daru’s-Selam’da ikamet eden kimseler devamlı ganidirler. Hiçbir zaman fakirlik onlara yönelmez. Onlar mutluluklarına ermiş kimselerdirler. Hiçbir zaman mutsuz olmazlar…

İnci ve mercan saraylarındadırlar ki kapıları Rahmen’in arşına doğru açılır. Orada her taraftan yanlarına melekler gelir ve üzerlerine dünyada Allah’ın emirlerini yerine getirmekte, sabrettiğinizden dolayı selam olsun, derler. Ne mutlu böyle bir akıbete.”

Allâme Tabatabâî çok kıymetli el-Mizan’da “lehum daru’s-selam” ayetinin tefsirinde şöyle yazıyor: “Selam ile kastedilen selamın lügatteki anlamıdır ki ayetin zahiri akışından anlaşılmaktadır. O da zahiri ve batıni afet ve olumsuzluklara karşı güvence içinde olmaktır. Daru’s-Selam, ölümün, yaşlılığın, hastalığın, fakirliğin, üzüntünün ve diğer hiçbir olumsuzluğun gerçekleşmediği bir yerdir. İşte vaad edilen cennet budur.” (Tabatabâî, Seyyid Muhammed Hüseyin, el-Mizan, c. 7, s. 345)

Şöyle de denilmektedir: Cennetin Daru’s-Selam diye isimlendirilmesinin nedeni, Allah’ın, sıhhat ve selamete sahip olan evi olmasındandır. (A.g.e., c. 10, s. 39)

-Dahru’l-Celal:

İkinci cennetin adı “Dahru’l-Celal”dir. Rivayette Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz şöyle nakledilmiştir:

“Allah yolunda yüksek sesle “lê ilêhe illallâh” diyen herkesin üzerine Allah kendi rızasını karar kılar. Ridvan-ı ilahi makamına ulaşan herkesi Yüce Allah “Dahru’l-Celal”de Hz. İbrahim (a.s) ve Hz. Muhammed ile (s.a.â) birlikte kılar. Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimize “Dahru’l-Celal nerededir?” diye soruldu, Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle buyurdu: “Allah-u Teâlâ’nın kendi ismiyle isimlendirdiği cennettir. Orada ikamet edenler sabah ve akşamları celal ve ikram sahibi olan Allah’ı seyrederler.” (Bakiyetu’l-Mebahis, s. 196)

- Cennetu’l-Mava:

Cennetu’l-Mava, şehit olan kimselerin ruhlarının gittiği yere denilmektedir. (Tacu’l-Arus, c. 10, s. 26)

Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz, Ramazan ayının faziletlerini anlatırken şöyle dediği nakledilmiştir:

“Allah-u Teâlâ, Cennetu’l-Mava’da altından yapılmış olan bin sarayı (oruç tutanlara) bağışlar.” (Şeyh Saduk, Fezailu’l-Eşhuri’s-Selas, s. 85)

- Cennetu’l-Huld (Ebedî Cennet):

Ebedî cennet, Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle vasıflandırdığı cennettir:

“Yaşamının benim yaşamım gibi olmasını ve Rabbimin -kendi kudretiyle sütunlarını yaptığı ve- bana vaat ettiği cennete yerleşmek isteyen kimsenin Ali’nin velayetini kabul etmesi gerekir.” (Menakıb-ı Emiru’l-Muminin, c. 1, s. 426)

- Cennetu’l-Adn:

Allâme Hillî şöyle diyor: “Adn Cennetine bu ismin verilmesinin nedeni, orasının daimi kalınan bir yer olmasından dolayıdır.[12] Bir rivayette Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle nakledilmiştir:

“Ben, Fatime’nin dalı, Ali’nin verimli hale getirdiği, Hasan ve Hüseyin’in meyvesi, Şia ve bizi sevenlerin yeşil yaprağı olduğu bir ağacım. Bu ağacın aslı Adn Cenneti’ndedir.” (Şehid-i Evvel, zikra, s. 6)

Kaşifu’l-Gita kitabında ise şöyle geçiyor: “Cennetin ortası Adn Cenneti’dir.” (Kaşifu’l-Gita, Keşfu’l-Gita, c. 2, s. 302)

Başka bir rivayette şöyle nakledilmiştir:

“Adn Cenneti, Allah-u Teâlâ’nın kendi özel kudretiyle yarattığı, şimdiye kadar hiç kimsenin görmediği bir cennettir.” (Vesailu) -Cennetu’l-Firdevs:

Yüce Allah Cennetu’l-Firdevs’i altın ve gümüşten yaratmış ve katmanlarına güzel kokulu olan misk-i amberi yerleştirmiştir. Rivayette şöyle nakledilmektedir:

“Yüce Allah cenneti misk-i amberden yapmış ve orada en güzel ve en iyi meyveleri ve çiçekleri ekmiştir.” “Cennetu’l-Firdevs cennetin en yüksek mertebesidir.” (Erdebilî, Zübdetu’l-Beyan, s. 55. Kaşifu’l-Gıta, s. 19)

Bu cennet, Hz. Zehra (s.a)'nin babasının irtihali sırasında ağlarken vasıflandırdığı cennettir. Şöyle buyurmuştur:

“Ey baba sen, Rabbin seni çağırdığında davetine icabet ettin, ey baba Firdevs’in yan tarafı senin yerindir.” (Şevkanî, Neylu’l-Evtar, c. 4, s. 161)

-Cennetu’n-Naim:

Ramazan ayının faziletlerinde şöyle nakledilmektedir: Ramazan ayının yedinci günü geldiğinde, Yüce Allah Cennet-i Naim’de kırk bin şehidin ve kırk bin sıddıkın sevabını verir. Bu cennet, Hz. İbrahim’in (a.s) kendi duasında “Allah’ım beni Cennet-i Naim’in varislerinden kıl” şeklinde vasıflandırdığı cennettir. (Şeyh Saduk, Emali, s. 104 ve Şuara - 87)

Allame Tabatabâî el-Mizan tefsirinde şöyle yazıyor: “Cennet-i Naim, velayet cenneti olan cennettir.” Yine şöyle buyuruyor: "Naim (nimet) yani velayet, Cennetu’n-naim, velayet (imamet) cennetinin kendisidir." (Tabatabâî, Seyyid Muhammed Hüseyin, el-Mizan, c. 11, s. 369 ve  A.g.e., c. 19, s. 121)

Hatırlatılması gerekir ki müfessirlerin bir kısmı, yedi cennet olarak bilinen bütün cennetlerin, asıl itibariyle bir cennet ve sayılan bu isimlerin bütününün tek bir cennetin farklı adları olduğunu savunmuşturlar.

Fakat cennette daimi ikamet edildiğinden dolayı Adn Cenneti, selamet ve güvence yeri olduğu ve orada ikamet eden kimseler için hüzün ve üzüntüden uzak, güvenilir bir yer olduğu cihetiyle de Selêm Diyarı (Dêru’s-Selêm) deniliyor. (İanetu’t-Talibin, c. 4, s. 385)

Netice olarak asıl itibariyle cennet bir tanedir ama mertebelere ve derecelere sahiptir. Dolayısıyla farklı isimlerle adlandırılmıştır ve her bir isim bir mertebesinin adıdır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI