Güzellikler içinde ebedi kalmak - BARIŞ SANIGÖK

4.6.2022 18:55:03

Kuşkusuz insan toplumsal bir varlık olarak yaratılmıştır ve onun için ilişkisiz bir yaşam düşünülemez. Hedefine ve amacına da ilişki kurmadan varamaz. Dolayısıyla insan için hayati önem taşıyan konulardan biri, yaşamını kuşatan ilişkileri sağlam bir temel üzerine oturtmak ve onları yaratılışına uygun ve fıtratına hizmet verecek şekilde düzenlemektir.

İlişkileri düzenleme noktasında insan fıtratını ve onun gerçek ihtiyaçlarını ancak insanı yaratan ve tüm özelliklerini bilen varlığın öğretilerine dayalı sistem göz önünde bulundurabilir. Yani insanoğlunun bu özelliği dini ahlak ve öğretilerde ancak gözetilebilir.

Dini ahlak ve öğretilere bakıldığında, bunun dayanaktan yoksun bir söz olmadığı anlaşılacaktır. Bunu en çok tetikleyen maddi ekoller ise insanın ilişki sınırlarını ve alanlarını belirlemede bile kesinlikle yetersiz kalmışken…

Söz konusu ilişkilere nasıl bir düzenleme getirebilir ve bu hususta hangi önerilerde bulunabilir diye sorular gelir akla?

İlişki alanları içerisinde insanın tüm ilişkilerine yön verecek nitelikte olan ve maddi ekollerin asla dikkate almadığı en önemli husus insanın kendi iç dünyasıyla olan ilişkisidir. İnsan varlık olarak genel anlamıyla çevresiyle yani doğayla ve insanlarla, hatta Rabbiyle ilişkisinden önce kendisiyle gerçeklere dayalı ilişki kurar ve kendisini iyi tanırsa şayet bu onun diğer ilişkilerine de yön verecek ve gerçek mutluluğunun yönünde hareket etmesini sağlayacaktır.

Bir hadisi şerifte; “Kendini bilen kimse şüphesiz Rabbini bilir”  buyruğu, özü tanımanın önemini ortaya koymaktadır. İnsan kendisiyle ilişki ve bağ kurabildiği takdirde Rabbiyle de bağ kurabilir. Rabbini unutan kimse, kuşkusuz kendisini de zaten unutmuş olacaktır.

Ayrıca kendisiyle iyi bir ilişki oluşturamayan ve özünü tanımayan varlık, etrafındaki varlıkları nasıl tanıyabilir ve onlarla nasıl sağlıklı bir ilişki kurabilir ki diye düşünür dururuz? Kendisiyle barışık olmayan, başkalarıyla da barışık olamaz değil mi?

İnsanın kendi nefsini bilme sonucu Rabbini bilen bir insan, etrafındaki şeylere de Rabbinin eseri olarak bakar ve değer verir, saygı gösterir ve hiçbir canlı varlığı incitmez. Sevgi esaslı bakış açısıyla onlarla kendi arasında tamamen sevgiye dayalı hürmetle iyi bir ilişki bağı oluşturur.

Kendi nefsini tanıyan bir insan, hem kendine, hem de kendi dışındaki doğada bulunan tüm canlara tüm varlıklara, hem de Rabbine karşı yükümlü olduğunu bilecek ve bu yönde hareket edecektir.

Kısacası diyalog ve ilişkiler bağlamında insanın gerçek konumu korunmalı, ilişkiler gerçekler üzerine kurulmalıdır. Aksi takdirde insan, yaratılışından amaçlanan maksada varamayacaktır. Çünkü insanın fıtratında vardır kötülük.

Güzellikler içinde ebedi kalmak istersen şayet;

Eğer nefesine uyar da yaparsan bir kötülük, insanın kişiliğinde bulunan, insanın şeytani yönünü taşımış olursun.

Eğer nefsini terbiye edersen, kötülüklerden uzak durursan işte insanın melek yönünü taşımış olursun.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI