Hikmet - BARIŞ SANIGÖK

6 Nisan 2021 Salı 17:37

Bir takım hadislerde yer alan bazı tavsiyelere göre insanın kimden ilim aldığına dikkat etmesi gerekir. Oysa diğer bir tavsiyede şöyle yer alır “Söylenene bak, söyleyene değil.” Cümle içinde geçen bu iki söz arasında görünen çelişkiyi nasıl çözmeliyiz?

Eğer kişinin yakınları arasında çeşitli ahlaki bozuklukları olan bir kimse olur da o kişinin oğlu ondan bir soru sorar ve o da doğru bir cevap verirse sizin oğlunuza o adamın kötü olması yüzünden "bu cevap yanlıştır l" demeniz doğru olur mu? Doğru cevap kime ait olursa olsun doğruluğunu yitirmez ki!

Mesela çocuğunuzun derslerini güçlendirmek isterseniz ahlaki bozuklukları olan, çeşitli suçları işlemekten sakınmayan, kötü alışkanlıkları olan bir öğretmenin yanına onu gönderir misiniz?

Yoksa bu işin doğuracağı kötü sonuçları nazara alarak bu işten sakınır mısınız? Bellidir ki herkes ikinci şıkkı tercih edecek.

İslam’ın nazarında hak ve batılı teşhis etmekte yalnızca sözü söyleyenin kişiliği ölçü kabul edilmez. O sözü tahlil ederek genel ilkeler ve dini kaideler çerçevesinde değerlendirmek gerekir. Bu inceleme sonucunda eğer o sözün doğru olduğu ortaya çıkarsa söyleyenin kişiliğine bakmaksızın onu kabul etmemiz gerekir.

İslam Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.â) şöyle buyuruyor:

“İlim öğrenmeye çalışın, o ilim Çin’de bile olsa” Çin'de ki kasıt yani sizden ne kadar uzakta olursa olsun ilim öğrenme pahasına ona mutlaka ulaşın demektir.

İmam Ali (a.s) de şöyle buyuruyor:

“Sana hikmetli bir söz sunan kişinin o sözünü kabul et ve denen söze bak diyene bakma!” (Temimi Amudî, Abdu’l-Vahid b. Muhammed, Gureru’l-Hikem ve Dureru’l-Kelim, s. 57, H. 612, Defter-i Tebliğat-i İslami, Kum,h.ş. 1366)

Yine diğer bir yerde de şöyle demiştir: “Hikmeti nerede bulsan onu ele geçir, çünkü bazen hikmetli söz münafık kişinin göğsünde olur ve bu hikmet diline dökülünceye kadar onun içinde çalkalanıp durur. Bu hikmetten, sadece imanlı kişiler gerçek faydayı elde ederler.” (Hikmet, Daru’l-Hicre yayınları, Kum)

Yine başka yerde Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Hikmet mûmin kişinin yitik malıdır. Onu nerede olursa olsun hatta inançsız kişinin dilinde bile olsa aramalı ve elde etmelidir.” (a.g.e, 80. Hikmet)

Bu tür rivayetlerden anlaşılan şu ki hak sözü ve hikmetli düşünceleri mümkün olan her vesile ile elde etmek gerekir. Elbette bu yolda adım atan kişinin kendisi de fikir sahibi olmalı ve diğer kişilerin düşüncelerini eleştirebilmelidir. “Hz. İsa (a.s) da kendi takipçilerine diğerlerinin sözlerini azami dikkatle incelemeyi tavsiye etmiştir." (a.g.e, 80. Hikmet)

Bu bağlamda sizin Hz. Ali (a.s)'dan naklettiğiniz sözde geçen "denilene bakın" cümlesindeki “bakın” tabiri

bu tabirin Kur’ân-î Kerim ve hadisteki kullanımlarından anlaşıldığına göre (Maide - 75, Enam - 65) uymak ve kabul etmek anlamında değil, diğerlerinin sözlerine dikkat etmek, onları incelemek anlamındadır.

Diğer yandan acaba İslam’a göre üstat ve öğretmen seçiminde kayıtsız davranabilir miyiz ve herhangi bir kişiyi sadece bir dalda bilgisi var diye kendimize kılavuz ve önder seçebilir miyiz?

Bu sorunun cevabı kesin olarak olumsuzdur. İslam’a göre seçilen kılavuz ve öğretmende bir takım özelliklerin varlığına da dikkate almak gerekir. Örneğin onun kendi nefisine hâkim oluşu, dinini koruyan biri olması ve Allah’ın emirlerine riayet etmeye özen göstermesi gibi özellikleri nazara almak gerekir. (Vesailu’ş-Şia, c. 20, s. 25, 24938. Hadis)

Bu özelliklere sahip olmayan bir bilgin, kendi talebelerine bazı hikmet ve bilgileri aktarsa bile şu yanlış tutum ve tavırları takınması mümkündür:

Bilinmesini kendi maddi çıkarlarıyla uyum içinde bulmadığı bilgileri öğrencilerine öğretmekten kaçınabilir. Kur’ân-î Kerim bu tür bilginlere işaret ederek onları kınamaktadır. (Bakara - 146 - 159 - 174)

İlim öğrenen kimseler, onlara ilim veren kişinin kendisinin amel etmediğini gördüklerinde ruhsal yönden bilgilerin doğru olmadığı, olsaydı kendisi faydalanırdı düşüncesine kapılabilirler.

Zûlkarneyn’in vasiyetinde şu noktaya değinilmiştir: "Bilgiyi kendi bilgisinden yararlanmayan kişiden öğrenme. Çünkü sahibine bir faydası olmayan bir bilgi size de bir yarar sağlamaz." (Biharu’l Envar, c. 2, s. 99, 53. Hadis) Hz. İsa (as) da şöyle buyurmuştur: “Dünyaya düşkünlük dinin hastalığına yol açar. Alim ise dinin tabibidir. Eğer bir tabibin bilerek kendisini hastalığa duçar ettiğini görseniz ona iyimser olmayın ve bilin ki o başkaları için de bir yarar sağlamaz." (Vesailu’ş-Şia, c. 20, s. 25, 24938. Hadis)

Kendisini arındırma yolunda bir çaba göstermeyen bir takım bilgilere vakıf kimse, diğer insanlara nazaran daha fazla tehlikeli olabilir. Şöyle ki o kendi bilgilerinden yararlanıp hak ve batılı birbirine karıştırarak oluşturduğu bir karma fikri insanlara sunmaya kalkışabilir ve zahirde mantıklı görünen bazı şüpheler icat ederek halkı doğru yoldan çıkarabilir.

Allah c.c bu tür bilginlere hitap ederek şöyle buyurmuştur:

“Hak ve batılı birbiriyle karıştırmayın ve bu yolla hakkı gizlemeyin.” (Bakara ve Âl-i İmran)

Emirû’l-Mûminin Hz. Ali (a.s) kendi yürek acısını ifade eden bir sözünde şöyle demektedir:

“İki gurup benim belimi kırdı: Dinin dilini bilen fasıklar ve zâhirî gören cahiller…” Yine şöyle buyurmuştur ki: “Ben Peygamber Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizden duydum ki: “Bu ümmetin helakî dinin dilini bilen münafık kişiler tarafından olacaktır.” (Şeyh Saduk, el-Hisal, c. 1, s. 69, 103. Hadis, İntişarat-ı Camia-yi Muderrisin, Kum, 1403)

Bu kişilerin örneğini, kendi batıl görüşlerini Kur’ân-î Kerim ayetlerine dayanarak[13] desteklemeye çalışan Haricileri de görmek mümkündür. (Hadis, İntişarat-ı Camia-yi Muderrisin, Kum, 1403)

Bunlar Kur’ân-î Kerim'den bazı ayetlere dayanıp Hz. Ali (a.s) ile mücadele etmeye kalkışmışlardır. Hz. Ali (a.s) onların bu tavrına karşı şöyle demiştir:

“Bunlar hak söz ile batıl maksatlarına ulaşmak istiyorlar...”

Yukarıda açıklanan hadis ve ayet delilleri ihtimalleri nazara alarak, kişinin imansız bilginlerin etkisinde kalarak imanı sorunlarla karşı karşıya gelmemesi için üstat ve kılavuz seçiminde dikkat göstermesi din önderlerinin önemli tavsiyeleri sahih hadisler kapsamında araştırmaları arasında yer alır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI