Hoş geldin Ey Büyük Müjde (4) - BARIŞ SANIGÖK

23 Ekim 2021 Cumartesi 01:34

Mecûsiler bu ateş yığınını kendilerine ilâh kabul etmişlerdi. Efendimizin dünyaya teşrifleri ile birlikte bu kocaman ateş, sanki okyanusların istilasına uğramış basit bir ateşmiş gibi sönüverdi.

Demek ki, gelen nur, putperestlik gibi, ateşperestliği de bir çırpıda ortadan kaldıracak ve yeryüzünü Tevhid meşalesiyle aydınlatacaktı.

Takdis edilen meşhur Sâve (Taberiyye) Gölü bir anda ansızın kuruyuverdi.

Bu da, gelen nurun, Allah'ın izni ile, olmayan şeylerin takdis edilmesini yasaklayacağının ifadesi idi…

Dünyaya teşrifleri anında, şark ve garbı küçük bir oda gibi aydınlatan bir nur görüldü.

Demek ki, dünyaya gelen peygamberin tebliğ edeceği din, şark ve garbı bütün ihtişamıyla kucaklayacak, insanlığın beşte birini şefkadi sînesinde terbiye edip okşayacaktı.

Semâve vadisi taşan seller altında kaldı

Rasûl-i Kibriya Efendimizin dünyaya gözlerini açtıkları geceydi. Taşan seller Semâve vadisi ve Semâve şehrini sular altında bıraktı. Şehir halkı, dehşet içinde kalarak, çareyi dağlara ve tepelere sığınmakta buldu. Sonra da bir mektup yazarak durumu Kisrâ'ya bildirdiler ve kendisinden yiyecek ve içecek yardımı istediler. Şehir olduğu gibi suya gark olmuştu...

Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin dünyaya teşrifleri gecesinde hazan yaprağı gibi gök kubbeden yıldızlar döküldü. Bu hadise de şuna işaret ediyordu: Bundan böyle şeytan ve cinlerin gökten haber almaları son bulmuştur. "Madem Rasûl-i Ekrem (s.a.â) vahiy ile dünyaya çıktı, elbette yarım yamalak ve yalanlar ile karışık, kahinlerin ve gaipten haber verenlerin ve cinlerin ihbaratına (haberlerine) set çekmek lazımdır ki, vahye bir şüphe iras etmesinler ve vahye benzemesin. Evet, bi'setten evvel kahinlik çoktu. Kur'ân-î Kerim nazil olduktan sonra onlara hatime çekti. Hatta çok kahinler imana geldiler. Çünkü, daha yeryüzüne inmiş insan kılığındaki cinler taifesinden olan muhbirlerini bulamadılar."

O ana kadar görülmemiş bu hadiselerin Rasûl-i Ekremin (s.a.â) dünyamıza teşrifi sırasında meydana gelmeleri elbette kesinlikle tesadüfi değildi. Ezeli kudretin kader kaleminin tayin ve tesbitiyle vücuda geliyorlardı. Bize hak peygambere (s.a.â) iman etmek yakışır. Bu hadiseler; dün yaya ahirzaman Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin zuhurunu haber veriyorlardı...

Hz. Amine'nin bildirdiğine göre kendisi: ne hamileliği ne de doğum esnasında hiçbir zahmet çekmemiş ve Allah Rasûlü dünyaya gelirken doğu ile batı arasını aydınlatan bir nûrun kendi bedeninden çıktığını görmüştür. Peygamber dünyaya geldiğinde etrafa ışık saçan bir nur başını semaya kaldırmıştır. (İbn-i Sa'd, I, 102, 150.)

Hoş geldin ey büyük müjde, hoş geldin ve gönlümüze taht kurdun. (Son)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI