Hz. Süleyman ve Hüdhüd Kuşu (1) - BARIŞ SANIGÖK

13.5.2022 20:41:00

Hz. Süleyman (a.s), Beyt-ül-Makdis'in (Mescid-i Aksâ'nın) inşasını bitirince, Mekke-i mükerremeye gitmeye karar verip hazırlığını yaptı.

Rüzgâr, cinler, insanlar, kuşlar ve diğer vahşi hayvanlardan meydana gelen ordusu ile birlikte yola çıktı. Mekke-i mükerremeye varıp, bir müddet orada ikamet etti. Orada, kavminin ileri gelenlerine; “Buradan bir peygamber çıkacaktır. Hak hususunda, O'nun yanında herkes birdir. Allah-û Teâlâ'nın emrini yerine getirmek hususunda kınayanın kınamasına asla kıymet vermez” dedi. Yanında bulunanlar ona; "O hangi din üzeredir?” dediler. Peygamber Süleyman (a.s) da; “O hanif dini yani İslam dini üzeredir. O'na yetişip de iman edenlere ne mutlu! Burada olanlar, olmayanlara; O'nun, peygamberlerin (a.s) efendisi ve son peygamber olduğunu ulaştırsınlar" diye buyurdu. Hz. Süleyman (a.s) birçok kurban kesip ibadet ettikten sonra bir sabah vakti Mekke-i mükerremeden ayrılarak Yemen tarafına gitti. Çok kısa zamanda San'a'ya vardı. Gördüğü güzel bir araziye inerek ibadet etmek ve ordusuna yiyecek vermek istedi. Hz. Süleyman (a.s) tepeden aşağı araziye doğru inerken Hüdhüd kuşu yükseklere çıkıp etrafı seyretmeye başladı. Daha sonra meşguliyetinin bitmesine yakın Hz. Süleyman (a.s)'ın yanında olmaya karar verdi. Hüdhüd etrafa bakınırken Belkıs'ın güzel bahçelerinden birini gördü. Hoşuna gidip oraya indi. Burada başka bir Hüdhüd ile karşılaştı. Karşılaştığı Hüdhüd ona; "Nereden gelip, nereye gidiyorsun?" dedi. Hüdhüd ona; "Peygamberimiz, Süleyman bin Davûd ile Şam tarafından geldik. O; insanların, cinlerin, şeytanların, kuşların ve diğer vahşi hayvanların sultanıdır" dedi. "Senin peygamberine büyük bir mülk verilmiş. Fakat bu Yemen diyarının melikesi Belkıs da ondan aşağı değildir. Çünkü onun emrinde pekçok kumandan, her kumandana bağlı pekçok asker vardır. İstersen sana onun mülk ve saltanatını göstereyim" dedi.

İbn-i Abbas hadisinde bildirdiğine göre, Hüdhüd nerede su olduğunu bilir ve Süleyman (a.s)'a su bulurdu. Suyun yakınlığını ve uzaklığını bilirdi. Suyun bulunduğu yeri gagalar, cinler gelir, orayı kazıp, su çıkarırlardı.

Bir hadiste İbn-i Abbas'a; "Hüdhüd (Çavuş kuşu), böyle bir haslete sahip olduğu halde bir çocuk tuzak kurup üzerini azıcık bir toprakla örtünce toprağın altındaki tuzağı görmez, gelir üstüne basıp tuzağa yakalanırdı. Halbuki o, toprağın altındaki suyu görmektedir” denildi. Halbuki Hüdhüd kuşu yer altı kaynakların tamamını görebilen, altın, gümüş, elmas, yakut vs ve bu kaynaklarda neler olduğunu renginden miktarına kadar bilgi verir, bu kaynaklara ulaşmanın girişinin nasıl olacağını söylerdi. Resmen bir dedektör idi. (Devam Edecek)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI