Kur’ân-î Kerim’den Dualar - BARIŞ SANIGÖK

4 Eylül 2021 Cumartesi 00:55

-Rabbenê zalemnê enfusenê ve inlem tağfir lenê ve terhemnê lenekûnenne minel hâsirîn.

Dua olarak okunduğunda söylenebilecek olan Türkçe meali:

"Rabbimiz! Biz kendi kendimize, kendi nefsimize zulmettik, günah işledik. Sen bizi bağışlamaz, yarlıgamaz, suçlarımızı örtüp silmez isen, hüsrana düşenlerden oluruz şüphesiz!"

"Allah'ım! Sen Rahmen ve Rahim'sin. Senden başka İlah yoktur. Sen her türlü eksiklikten münezzeh ulu ve yücesin, Subhansın! Rasulün Muhammed ve Ehl-i Beyt'i (s.a) hakkı için, zalimlerden olan, kendi kendisine zulmeden bizleri bağışla, yarlıga, sevginden mahrum etme! Velhamdu lillêhi Rabbil-âlemîn!"

 Bu dua, tevbe ve istiğfar için, başımıza bir musîbet geldiğinde ondan korunmak ve kurtulmak için de okunabilir. (Araf - 23)

Hz. Adem, dünyada ilk insan diye bilinir... Yeryüzündeki ahlaki sorumluluk bilinci henüz uyanmamış insanların soyundan yaratılmayıp ayrı olarak yaratılan ve eşi Havvâ ile birlikte Yeryüzü'ne gönderilecek olan ilk Allah'ın elçisi idi. Yeryüzü'ne gönderilmeden önce; esasen kendisine eş olarak yaratılmış Havva ile temasa geçmesi; insanlığı 'lanetli kılan' bir "İlk Günah" değil, bir nevi "terk-i evla" idi. Adem ve Havvâ bu "terk-i evlâ"yı, "daha iyi olan seçeneği terk etme" kusurunu İblis'in kışkırtmasına kapılarak işleyince Allah'a bu şekilde dua etmişler ve bağışlanmışlardı. Burada duanın önemini daha çok iyi anlayabiliriz.

-Rabbi inni eûzu bike en es-eleke mê leyse li bihi ilm, ve illê tağfirli ve terhamni ekûn minel-hasirin.

Türkçeye en yakın meali:

"Rabbim! Benim için hayırlı olduğunu bilmediğim bir şeyi senden istemekten sana sığınırım. Beni bağışlamaz, yarlıgamaz, suçlarımı örtmez isen hüsrâna uğrayanlardan olurum." (Hud - 47)

Bir şeyin hayırlı olup olmadığında tereddüt ettiğimiz her nevi şeyi Allah'tan istedikten sonra, ettiğimiz duanın hayırlı olmadığını anladığımızda, yahut dua da isteğimizi açıklamadan önce, yada isteğimizi elde edemediğimizde içimizden bir üzüntü geçmiş ise okunabilir mesela.

Büyük Ulu Yüce Allah elçilerinden Nuh (a.s)'ın; oğullarından birisinin Tufan'da boğulması üzerine, bunun sebebi kendisine vahyedildiğinde Rabbi'ne duasıdır.

Hz. İbrâhim Halil (a.s) da şöyle dua ederdi;

-Rabb-ic-alni mukîymes-salêti ve min zurriyyeti, Rabbenê ve tekabbel duai.

Meali: "Allah'ım! Rabbim beni salât ile mukîym kıl. Seninle olan sevgi bağı ve ibadetinde devamlı kıl, soyumu da. ve Rabbimiz duamı kabul et" (İbrâhim - 40)

-Rabbenê-iğfirlî ve li-vêlideyye ve lil-mûminyne yevme yekumul-hisêb. (İbrâhim - 41)

 Meali: "Rabbimiz! Beni, anne ve babamı ve mûminleri bağışla, suçlarını ört hesabın görüldüğü ilâhî mahkeme gününde" (Bakara - 201)

"Rabbimiz! Bize Dünya'da güzellik, Ahiret'de güzellik, iyilik ver ve ateş azabından koru. Rahmetinle ey Erhamer-Rahimîn)."

  İbrahim Suresi"nin 41. âyetinde yer alan dua bölümü; Hazret-i İbrahim"in du-asının devamıdır. Bakara Suresinin 201. âyetindeki dua kısmı, her vesile ile genel bir dua olarak dile getirilebilir:

Rabbimiz! Bize Dünyada da Ahirette de iyi ve güzeli ver!

"Rabbimiz! Sana tevekkül ettik ve sana yönelip sana dayandık! Dönüş de sanadır… Sen Aziz ve Hakîmsin! Ululuk, izzet ve hikmet, mutlak bilgelik ıssısın."

 Duanın bu kısmı genelde, bir zorba gücün tehdidi altında olup da korkanlar tarafından okunabilir. Hz. İbrahim Halil (a.s) elbette korkmamıştır, peygamberdir sonuçta. Fakat takati bu tehlikeyi sükûnetle karşılamaya elverişli olmayanlar için bu ayet ile Allah'a dua edebilirler.

  "Rabbim bana katından iyi bir zürriyet (evlâd) bağışla, şüphesiz sen duaları işitensin."

   Zekeriyya Peygamberin bu duası, Enbiya Suresinin 89 ayeti ile birlikte, çocuk isteyenler için, dua sırasında kendi isteklerinin ifadesi olarak veya özel isteklerini açıklamadan önce okunabilir:

   Rabbi lê tezernî ferden ve Ente Hayr"ul-Vêrisîn!

"Rabbim beni tek, çocuksuz bırakma, Sen Varislerin en Hayırlısısın!"

Yâ Allah! Yâ Erhamer-Râhimîn! Lê ilêhe illê ente, subhâneke innî kûntû minez-zalimîn!

 "Ey en yüce merhamet ıssı Allah! Senden başka İlah yoktut! Sen Subhansın, Seni her türlü noksanlık düşüncesinden arı bilir, seni ulularım. Şüphesiz ben zalimlerden doğru davranmayanlardan oldum."

  Yunus Peygamberin bu duası ise bir tehlike içinde bulunduğumuz zaman okunursa, inşallah kabul edilir ve bu tehlike bertaraf edilir. Yunus Peygamber, Ninova ahalisinin cezalandırılacağı tebliğinden sonra Allah onların tevbesini kabul edince balık tarafından yutulduktan sonra bu dua ile Allah'ı (c.c) çağırmış ve kurtulmuştur.

Ayrıca bir hastalıktan şifâ bulmak için de Hz. Eyyûb (a.s.)'ın şu duasını özel olarak veya kendi dileğinin ifadesi olarak okumak inşallah insanı kısa sürede dileğine kavuşturur:

"İnnî messenîyez-zurru ve Ente Erhamur-Râhimîn"

"Şüphesiz ben bir musîbete uğradım, Sen Erham"ur-Rahimînsin"

 İnnî messenîyeş-Şeytânu bi-nusbin ve azêb!"

Gerçekten Şeytan bana zahmet ve azap verdi."

"Rabbim iç alemime genişlik, ferahlık ver, bu işimi bana kolay ve müyesser kıl, dilimdeki bağı, düğümü çöz de sözümü anlasınlar."

   Hz. Musa (a.s) ulu İslâm peygamberlerindendir. Firavun'a gönderildiğinden Allah'a böyle dua etmiş, duası kabul edilmiştir. Çetin, zorba, zalim birisine bir hakkı, bir mazlumu savunmak için gidecek olanlar, ders anlatmaya, mahkeme önüne, bir tebliğ vermeye çıkacak olanlar bu duayı okursalar Allah'ın izniyle kabul olur.

"Rabbim beni gerçek, doğru olarak girdir ve gerçeklikle, doğrulukla, onayınla çıkar ve bana katından yardımcı bir güç ver!"

"Rabbim sana sığınırım şeytanların, İblis'e tabi olan cin cinsinden varlıklarla, yine ona tabi olan insan cinsinden kötüyü seçenlerin, insanların iç aleminde travmaya sebep olup zarar veren vesvese ve kötü eylemlerinden, darbelerinden Sana sığınırım onların yanımda bulunmalarından ve iç âlemimi etkilemelerinden."

 Özellikle, cahilliğinden "Ruh çağırma" vb şeyleri yapan, "tasallut" dolayısı ile, "vesvese" ile huzursuz olup rahatsız edilebilirler. Yahut kötü bir insanın bulunduğu bir çevrede büyüyen bir çocuk, cinsel taciz gibi bir sebeple, küçük yaşta bir travmaya uğramış olabilir. İnsan ile Nur arasına girmeyi başaran bir şeytan, inatçı ve dirençli bir engel gibi, bu kimsenin "Sevgi Devresine" katılmasını engelleyebilir.

İmdada çağırma duası diğer Kur'ân-î Kerim ve ayet ile duaları okunurken, bunlar "başkasının beyanları" olarak değil, yürekten kopan bir çığlık, bir imdad çağrısı olarak benimsenmeli ve dua edenin kendi dilinden ifade edilmelidir. Yahut bunlar okunduktan sonra bir de kendi içinden geldiği gibi, kendi dilince, Allah'a dileğini açıklamak gerekir.

 "Şeytan hemezetina, travmalara, ruhî darbelere uğramamak için, her türlü büyü, ruh çağırma, ruhçuluk, yeniden bedenlenme, Uzak Doğu Dinleri perdesi altındaki hokkabazlık ve dolandırıcılıklardan, medyum ve kahinlerden kaçınmalı, sakınmalıyız.

Bunlardan kaçınarak Rasûl-i Ekrem Hz. Muhammed (s.a.â) ve Ehl-i Beyt (s.a) sevgi devresi akımına girer, O'nu izlersek, gönlümüze ilahi sevgi yerleşirse, artık ne şeytani travmalara, ne onlardan kalan izlere, ne içimizde vesvseye, öyleki  ne akıl hastalığı sebebine (bakhs), ne de ruh hastalıkları (rehak) sebebine bedenimizde yer kalır.

Bakara Süresinin son iki ayetindeki duâ da, özellikle toplu ve genel dualar sırasında okunabilir. Bu ayet-i kerimeleri, dua olarak okumak isterseniz, Türkçe meali olarak okuyabilirsiniz.

Bilesiniz ki hidayet talebi için, esasen namazlarda her gün tekrarlanan Fatiha Sûresi başlı başına bir duadır:

Fatiha başlı başına bize, insanlığa eşsiz değerde bir nimetdir. Bu ilahi ihsanı, sadece namazlarda değil, her vesîlile ile okuyabilirsiniz. Dua olarak namazlar dışında da okunur.

 Âl-i İmran - 16,191-194. ayetleri de, Mûminûn, 109, Furkan 65-;66,74 Ahkaaf 15; Haşr 10. ayetleri de dua olarak okunacak ayetlerdendir.

Bu hem genel bir dua, hem de tekrarlanacak bir zikr vird olarak okunabilecek, özellikle sabah namazından sonra günün başlangıcında okunması tavsiye edilen bir ayet-i kerimedir:

Hasbiyallâhu lê ilêhe illê hûv. Aleyhi tevekkeltu ve huve Rabbul Arşil-Azîm.

 "Allah yeter bana! O'ndan başka İlah yok! O'na tevekkül ettim ve O'dur Ulu Arşın Rabbi!"

 Bir musibet ile karşılaşan, bir "cinn" veya "insan" "şeytanı'nın bir "travmasından, bir tehlikeden korkan, şöyle dua edebilir:

  Hasbiyallahu ve kefâ! Semiallâhu li-men deâ! Leyse veraallahi muntehâ!

 Acil bir tehlike söz konusu değilse, vakti varsa, Rasûl-i Ekrem Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimizin tavsiye ettiği bu kısa duadan önce, yukarıdaki ayet-i kerimeyi okumalıdır.

"Allah'a dayandım, O yeter bana! Allah, çağıranı, dua edeni duyar. O'ndan öte varılacak kişi veya makam yoktur!"

Felak ve Nâs Sureleri; sihir büyü, şeytan vesvesesi gibi kötülüklerden gelen tacizlere karşı Allah'a sığınmanın dualarını içerir. Kur'ân-î Kerim'in son iki süreleri bunlardır.

İşte bu kutlu ayetler; dar anlamda istek dualarımızdan önce, yahut zikr olarak sabah namazlarından sonra veya her fırsatta okumamız çok tavsiye edilir.

İlahi sevgi yolunda ilerledikçe bu isimlerden bitmez ve tükenmez feyizler alırız. Şimdilik bu isimleri Allah'ın kendisini nitelediği isimler olarak, saygı ile, huşu ile, sevgi ile, aşk ile tekrar edelim, zikrimiz, virdimiz kılalım. "Subhanallah, velhamdulillêh, ve lê ilêhe illallahu vallahu ekber" zikr, dar anlamda duadan önce veya her an, her fırsatta iç alemimiz de Allah ile olarak tekrarlayacağımız çok feyizli ve mübarek ibarelerdendir.

Haneleriniz huzur dolsun dileklerimle.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI