Müjde Alınca Kim Sevinmez ki? - BARIŞ SANIGÖK

10 Haziran 2021 Perşembe 01:21

Hemen hemen çoğumuz eve geçtiğimizde yaparız. Koltuğumuza yerleşir sonra elimize tv kumandasını alır ekranın başına geçer ve kanalları kontrol ederiz. Bugün yayında ne var acaba diye… Şimdi o an bir kendinize şöyle hafifçe bakın:

-Ama ne kadar da çok rahatım, diyeceksiniz değil mi?

Öyledir de yani...

Çay ya da kahvenizi yudumlarken, bir elinizde tv kumandası ile ekran akışını, kanalları kontrol ediyorsunuz.

Dilediğiniz programı, sinema ya da dizi vb şeyleri açıyor, sevmediğiniz benimsediğiniz kanalı da kapatıyorsunuz. Sesini kısıyor veya istediğiniz kadar sesini yükseltiyorsunuz. Tamamen kontrol sizde. Şu ana dek her şeyin gücü ve kontrolü sizde ve bu size müthiş bir rahatlık veriyor. En üst seviyede yaşadığınız keyif ve konfor sadece sizin yani...

Kişi eğer dünyada da böyle mutlu ve keyifli olmak istiyorsa "ölüm" denen şeyi daima aklında tutmalıdır.

Ama şu şeytan insanın peşini kesinlikle bırakmaz yani. Hemen yanınıza gelir ve;

-Yahu bak keyfineee... Ölüm sana göre değil, ona buna, falana filana ulaşır, onlara yakışır diye kalbine aklına vesvese yaratır. Ne dert ederde düşünürsün! Ölüm denen şey komşuna gider ama sana gelmez, uğramaz boş ver düşünme der. Sende bu vesveseye kanarsın zaten… Kim olursa yutar yani.

Sana gücünü, makamını, kudretini, şöhretini, şehvetini, hırsını, hayalini ve elindeki tüm imkanları şeytana yenik düşesin diye hatırlatır. "Yaşamana, yaşamına, yarınlarına bak! Boş ver gitsin diğer tarafı. Sakın düşünme hiç!" der.

Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz şöyle buyurmuştur: Kabir, insanlar arasında beş konuşma yapar.

Buyurur ki bunlar;

-Ey Ademoğlu! Şimdi sırtımda yürüyorsun ama yarın bağrımda yol alacaksın.

-Üzerimde esenlik içindesin, mutlusun ama bağrımda üzüleceksin!

-Üzerimde günah işliyorsun ama bağrımda cezalandırılacaksın!

-Üzerimde gülüyor ve kahkaha atıyorsun ama bağrımda ağlayacaksın.

-Üzerimde haramları yiyorsun ama bağrımda da kurtçuklara yem olacaksın!

Yine Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz şöyle buyurmuştur: Kabir, insana beş şekilde hitap eder:

-Ben yalnızlık yurduyum! O halde bana gelirken yanında arkadaş getir.

-Ben yılanların yuvasıyım! O halde bana gelirken yanında panzehir getir.

-Ben karanlıklar yurduyum! O halde bana gelirken yanında lamba getir.

-Ben, topraktan bir evim! O halde bana gelirken yanında sergi getir.

-Ben, fakirlik yurduyum! O halde bana gelirken yanında hazine getir.

Bugün bunları bize Hz. Muhammed (s.a.â) Efendimiz bildirmiş ve bize hep ölümü hatırlatmış ki ölümden sonraki hayata dikkat çekmek için yapmıştır. Hemen hemen bütün İmamlar'ın (s.a) bu konuda benzeri açıklamaları vardır. Hepsine "Nasıl sabahladın?" diye soru sorulmuş ve hepsi de ölüm konusuna net bir şekilde dikkat çekmişlerdir. Ama şimdi onlar masum idiler diyecek birçoğu. O halde size masum olmayan ama Masumların yani İmamların (s.a) "O, bizdendir" dediği 'o kimsenin' bu konuyla ilgili bir hadisesine değinelim.

Okuduğunuzda şaşıracağınıza eminim. Acaba nasıl oldu da, ne yaptı da "Selmân" Masumların "O, bizdendir" dediği 'büyük makama' sahip oldu diye sorulmaz mı? Düşünülmez mi? Araştırılmaz mı?

Şöyle ki;

Selmân-ı Farisi'ye "Nasıl sabahladın? (Nasıl oldu da Ehl-i Beyt'ten sayılabileceğin böylesine yüce bir makama eriştin?) diye sorduklarında şöyle cevap vermişti:

-Daima hep şunu hatırladım: Ölüm denen bir şey var. Ne yaparsam yapayım o hep peşimde. Önümde de bir kabir var. Kurtçuklar ise mezarda beni bekliyor ve eğer Allah beni bağışlamazsa, sonsuza dek kalacağım yer cehennem olacaktır!...

Ölümü anmak, hele hele önümüze yılda bir defa gelen böylesine mübarek aylarında fırsatlarından yararlanıp kabir alemi için hazırlık yapmak ne kadar da büyük bir nimetmiş!...

Ölüm insanın kolunu kanadını toplamasına, oraya buraya el uzatmamasına, hırslarını, şehvetini ve heveslerini dizginlemesine neden oluyor. O halde mübarek ayların nimetlerinden yararlanmak gerek. Kabir için bir arkadaş, bir panzehir, bir lamba, bir sergi ve bir hazine hazırlamalıyız...

Ölüme hazırlık, "Sen de bizdensin!" müjdesidir. Böyle bir müjdeyi alacak olan kimse dünyaya kesinlikle bel bağlamaz. Müjde, karşılığında kıymetli şeyleri vermeyi gerektirir. Nefsinizin değer olarak gördüğü dünyevi birikimlerinizi, makamlarınızı ve şöhretinizi bu müjdenin karşılığında verin ki mezara girdiğinizde "Sen de bizdensin!" cümlesi size de söylensin…

Böyle bir müjdeyi alınca kim sevinmez ki! Böyle bir müjdeyi verene hem neler verilir neler.

Selmân'a ve 'sen de bizdensin' söyletebilene SELAM olsun...

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI