Oruçluyken Günahtan Sakınmak - BARIŞ SANIGÖK

1 Mayıs 2021 Cumartesi 09:34

Oruç, takva ve sakınma ruhunun oluşmasında ve onu güçlendirmede önemli rol oynayan bir unsurdur. Kur'ân-î Kerim orucun bu büyük yararına "Umulur ki sakınırsınız." ifadesiyle işaret etmiş ve bu ibadetin takva elde etmede ne kadar çok önemli olduğuna değinilmiştir. Takva ve Allah'tan korkarak günahtan sakınma, bir Müslümanın kendisini eğitmesinde, ıslah etmesinde ve insana layık bir şahsiyet kazanmasında çok önemli rol oynar. İşte bu pek değerli sonuca ulaşabilmek içindir ki, ramazan ayında günahlardan sakınmak, ibadetlerin en üstünü olarak gösterilmiştir.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.â) bir hutbesinde Müslümanlara mübarek ramazan ayının faziletlerini anlatırken,

Hz. Ali (a.s)'ın kendilerine "Bu ayın en iyi ameli nedir?" diye sorması üzerine şöyle buyurmuştur: "Ey Ebu'l-Hasan! Bu ayda en iyi amel, takva ve Allah'ın haramlarından kaçınmaktır..."

Oruç tutan kimse, orucunun mükemmel olmasının tek şartı olan bu ilâhî görevi yerine getirmekle, kendinde takva ruhunu canlandırır. İnsanın kendisini kontrol etmesi bu

ayda ve oruç hâlinde çok daha kolaydır. Çünkü açlık, susuzluk ve oruçlu olmanın beraberinde getirdiği diğer kısıtlamalar, isyankâr olan hayvani içgüdüler ve arzuların yaktığı ateşi önemli ölçüde söndürür. Geçici olsa bile akıl ve canı şehvetlerin pençesinden kurtararak oruçlu kimse için takva ve sakınmaya elverişli bir eğitim ortamı hazırlar.

Böylece bir ay boyunca tekrarlanan bu eğitim, denetim ve sürekli kendini kontrol ediş sonucunda, günahtan sakınmasını sağlayacak bir "koruyucu güç" oluşur. Bunun doğal bir sonucu olarak da o insanda günah, kötülük ve yanlışlıklardan çekinme huyu, bir alışkanlık olarak kök salmaya ve giderek gelişmeye başlar. Bu bir aylık denetimin kendisine kazandırdığı tecrübe sonucu ramazan ayından sonra da söz konusu çekinme ve sakınmayı sürdürür. Böylece Kur'ân-î Kerim'in tabiriyle insanın kerametinin kendisine bağlı olduğu "takva"nın yüce makamına sonsuza dek sahip olmak üzere erişebilmeyi başarır. Takva, insana birçok şey kazandırır. Takva hakkında yazacak olursak burada cilt cilt kitaplar oluşur ve bu yüzden sadece size birkaçını hatırlatayım:

-Takva sahibi insan, karşılaştığı tüm hadiselerde

hakla batılı birbirinden ayırt edebilir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: "Ey inananlar, Allah'tan korkup sakınırsanız, O size hakla batılı, hayırla şerri ayırt etme

kabiliyeti verir." (Enfal -29)

-Takvalı kimse, hayatında hiçbir zaman şaşırıp kalmaz. Her türlü hadisede nasıl hareket edeceğini ve ne yapacağını bilir. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: "Kim Allah'tan korkup sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu kılar."

-Takva sahibi insan, işlerinde devamlı kolaylık görür. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: "Kim Allah'tan

korkup-sakınırsa, Allah onun işine bir kolaylık verir."(Talak - 4)

-Takva, insanlara hem gökten, hem de yerden sayısız bolluklar ve bereketler inmesini sağlar. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: "Eğer o ülkelerin halkı inanıp kötülüklerden sakınsalardı, elbette üzerlerine gökten ve yerden bolluklar ve bereketler açardık; fakat onlar yalanladılar, biz de onları kazandıkları nedeniyle yakaladık." (Araf - 96)

Gerçek takvalı insana tahminedemediği ve hesaplayamadığı yerden rızk ulaşır ve sıkıntısı giderilir. Nitekim  yüce Allah şöyle buyurur: "Kim Allah'tan korkupsakınırsa... Allah onu ummadığı yerden rızıklandırır." (Talak - 3)

e) Kur'ân-î Kerim bütün insanların hidayeti için gönderilmesine rağmen kendisinden ancak takva sahiplerinin

yararlanabileceğini vurguluyor. Kur'ân-î Kerim'in nurundan ve içermiş olduğu hidayet belgelerinden sadece takvalılar faydalanırlar. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: "Bu, kendisinde asla şüphe olmayan bir kitaptır. Takva sahiplerine yol göstericidir." (Bakara - 2)

Müminlere şifa ve rahmet olarak indirilen Kur'ân-ı Kerim, zalimlere kendi yaptıklarından dolayı asla yarar sağlamaz. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: "Biz Kur-ân-î Kerim'den müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiririz. Oysa o, zalimlere ziyan artırmaktan başka bir

katkıda bulunmaz."

Şimdiye kadar söz konusu edilen hususlar, takvanın

dünyevî sonuçlarından bazılarıydı sadece. Takvanın birçok uhrevî semereleri de vardır. Bunlardan en önemlisi takvanın keramet ölçüsü olmasıdır. Nitekim yüce Allah şöyle buyurur: "Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere

ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz Allah katında sizin en üstün olanınız (ırk ya da soyca üstün olanınız değil), en

çok korunanızdır..."

Bu hususta fazla bilgi edinmek isteyenler,  Kur'ân-î Kerim'de ilgili ayetlerle birlikte Kitab'us-Savm, c.7, s.228 daha birçok hadis kitaplarına bakabilirler.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI