Selamın Fazileti - BARIŞ SANIGÖK

17 Temmuz 2021 Cumartesi 11:29

Selam vermedikçe hiç kimseye eve giriş izni vermeyin. Tuhef’ul Ukul, 246

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.â) buyurdu:

“Kim, esselamû aleykûm derse, kendisine on iyilik yazılır. Esselamû aleykûm ve rahmetullah diyene yirmi iyilik yazılır. Esselamû aleykûm ve rahmetullahi ve berekatuhu diyene ise, otuz iyilik yazılır.”

“Ey iman edenler! Kendi evlerinizden başka evlere, geldiğinizi farkettirip ev halkına selâm vermeden girmeyin.” (Nûr 24 -27)

Nur suresini bir sonraki ayeti anlamı şöyledir: "Orada kimse bulamazsanız, size izin verilinceye kadar girmeyin. Eğer size geri dönün denilirse hemen dönün. Çünkü bu sizin için daha temiz bir davranıştır."

“Size selam verildiği zaman, siz de ondan daha güzeliyle

karşılık verin. Veya aynısıyla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyi hesap edendir.” (Nisa suresi, 86)

“Mûminler tarafından size selam verildiği zaman, siz de ondan

daha güzeliyle karşılık verin ve aleykûmusselam ve rahmetullah demek suretiyle, bereketin artmasını dileyin.

Selam, sağlıklı ve uzun ömürlü olmak için bir duadır.

“Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek

güzel bir yaşama dileği olarak kendimize (birbirimize) selam verin."

Bir insan diğerine “esselamu aleykûm” dediği zaman, onun

sağlık ve selameti için dua etmiştir. Bu selam, karşısındaki insanın kurtuluşuna ve güvenliğine bir garanti teşkil eder.

Selam verilmek suretiyle: “Sen benden emin ol, benden sana

asla hiçbir kötülük gelmez” anlamı ifade edilir. Selamet (kurtuluş), uzun ömürlü olmayı da kapsar.

Es-Selam aynı zamanda Allah’u Zülcelalin isimlerinden

birisidir. Selamı veren kimse dilerse, “Selamun aleykûm” dilerse, “es selamu aleykûm” der. Çünkü bu iki şekil de Kur’ân-î Kerim'de Taha suresi 47 ve Neml suresi 59. Ayetlerde zikretilmiştir.

Selama karşılık vermek vaciptir. Muhayyerlik ise, verilen selama ilave yapmak veya yapmamaktadır.

Sünnete göre selamlaşmak şu şekilde olur:

Binekle giden yürüyene,

Küçük büyüğe, Azlık çokluğa selam verir, Çocuklara selam vermek, vermemekten faziletlidir.

Kurtubi: "...Müslüman

olan herkese, tanısan da, tanımasan da, selam verilir. Büyük günah işleyenlere, defi hacette bulunana selam verilmez."

Nevevi der ki: "Bir insana selam vermek, onu yüceltmektir. Bir mûminin, kâfiri yüceltmesi ise caiz değildir.”

Tercih edilen bir görüşe göre, bidat ehline de selam verilmez.

Müslüman olmayan bir kimse sana selam verirse, sen "Aleyke" "sanada” de. Bu konuda Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.â): "Size bir Yahudi selam verirse, ölüm size (Es-Selêmu aleykûm) der. Siz de ona, sana da (ve aleyke) deyin."

(Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Camiul Usul 6/609)

Sünnet olan selamın açıkça verilmesidir. Çünkü Peygamber

Efendimiz (s.a.â) "Selamı yayın" buyurmuştur.

Rasulullah (s.a.â) Mezarlığa vardığında, mezara uğrar ve şöyle

selam verirdi: "Ey burada yatan mûmin ve Müslümanlar! Allah’ın

selamı sizlerin üzerine olsun. Sizden önce gelenlere de sonra gelenlere de Allah rahmet eylesin.

Siz, bizim geçmişlerimizsiniz. Bizler ise, size tabiyiz. İnşallah

bizler de, sizlere ulaşacağız. Bize de, size de Allah’tan afiyet dileriz.

Rasulullah (s.a.â) ümmetine

mezarlıklara selam vermeyi emretmiştir. Bu işiten ve anlayanlara

verilen selamdır.”

Hakikat erbabı da şöyle der: “Ruhun, bedenle bir bağı vardır.

Ruhların durumu, bedenlerin durumu gibi değildir.

Buradaki yanlışlık, görünmeyen şeyi, görünen şeyle

kıyaslamaktır. Zannedilir ki, ruh, bir yeri işgal ettiği zaman, başka bir yerde olma imkânı olmaz.

Ruhu; bazıları gökteki güneşe benzetmişlerdir. Bunun ışınları

yerdedir.

Hz. Muhammed (s.a.â): "Bir kimse bana selam verirse, ben de onun selamına cevap veririm” buyurmuştur.

(Ebu Davut, Sünen; Nevevi, Kitabul Ezkar s. 95)

Cabir, Rasulullah Hz. Muhammed  (s.a.â)'in yanındaydık. O bize “size cennet odalarından bahsedeyim mi? dedi. Bizler de: “Bahset ey Allah’ın

Rasulü” dedik. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.â): “Cennette dışarısı içeriden, içerisi de dışarıdan görünen odalar vardır. Orada hiçbir kulağın duymadığı, hiçbir gözün de görmediği nimet ve lezzetler vardır.” buyurdu. Ben: “Bu odalar kimindir ey Allah’ın elçisi” diye sorduğumda ise: “Selamı yaygın hale getirenin, birbirinden selamı kesmeyenin, yemek yedirenin, oruca devam edenin ve insanlar uykudayken namaz kılanındır.” buyurdu. (Tirmizi; A.b. Hanbel)

Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve güzel bir yaşama dileği olarak kendinize birbirinize selâm verin.” (Nur - 61)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI