Artık Çok Sıktı - CAN UĞURATEŞ

13 Eylül 2021 Pazartesi 00:58

Özellikle ilkokullarda yaşanan kimi sevinç kimi heyecan kimi coşku dolu muhteşem günler vardı. Bu günlerden biri de aşı günleriydi. Genellikle il Hıfzıssıhha Müdürlüklerinden gelen ekiplerin, araçlarının okul bahçesine girdiği görüldüğünde, öğrenciler şaşkınlıkla farklı tepkiler verirken, kimi aşı yaptırmamak için kaytarmanın yollarını arar ve bulur da kimi ise, “önce ben” diyerek, gururla önlüğünün kolunu sıyırıp, aşı yaptırmak için sıraya girerdi. Ancak her bir masum gözden de meraklı bir tedirginlik okunurdu: Acaba, çok acıyacak mı?

Aslında o yaşlarda çocuklar için, sınıftaki görünüm de oldukça ürkütücü olurdu. Düşünün ki öğretmen masası üzerinde kurulu bir ispirto ocağı, üzerinde kaynatılan oldukça büyük metal ve ilginç, tarih sayfalarından kaçmış görünen enjektörler; sağlık memuru aşıyı enjektöre çektikten sonra, havayı almak için, birazını boşluğa doğru sıkınca ortaya çıkan görüntü ve oldukça kalın olan iğne yapılırken, çocukların yüzüne yansıyan görünüm, geride bekleyenler için oldukça korkunç bir sahne yaratırdı. İşin güzel tarafı ise aşı sonrası ders yapılmayıp eve gidilmesi ve hatta biraz nazla, ertesi gün de okuldan kaytarmaktı.

O günlerde tek aşı karşıtı olanlar, sadece kaytarmaya çalışan çocuklardı ki onların perspektifinden bakınca, hak vermemek de mümkün değildi. Ancak, yoğun ve başarılı bir aşı programıyla, genç nesil giderek daha sağlıklı bir yaşam sürecine ulaşırken, birçok ölümcül veya sakatlık derecesinde arıza bırakan hastalık da ortadan kalkmış oldu. Mesela aşılama programlarının etkinliğinde, artık çiçek hastalığı tamamen ortadan kalkmışken, çocuk felci, tetanoz, menenjit, kızamık, verem, boğmaca gibi birçok hastalığın da ölümcül etkisi ve sekelleri ortadan kalktı. Bu arada aşılama sırasındaki ürkütücü görüntü de ortadan kalkarken, iğneler de neredeyse görünmezlik derecesinde incelerek, ağrı hissini neredeyse ortadan kaldırdı. Ancak, bu kez de ortaya bilinçli, farklı ajitasyonlar çıktı.

Günümüzde aşı olgusunu korkunç hale getirmek için yapılan, manipüle edilmiş aşı karşıtı söylemler özellikle sosyal medya üzerinden toplumsal yapıyı oldukça fazla etkilerken, ileri sürülen gerekçeler ise sadece cehaletle tetiklenebilecek kadar basit olmasıyla şaşırtıyor. En çok ortaya atılan gerekçeler, nanoteknolojiyle, insanların vücutlarına çip yerleştirerek, onların kontrol altına alınacağı; yapılan aşılarla, insanlar kısırlaştırılarak ya da ömürleri kısaltılarak, Dünya nüfusunun beş yüz milyon civarında bir rakamla sınırlanıp, yaşamın devamlılığının sağlanacağı; küresel güçlerin, aşıyı biyolojik bir silah olarak kullanacağı gibi manipüle edilmiş bilinçli söylemler ki bu söylemler günümüzün en önemli insanlık sorunlarının başına yerleşen, Covid pandemi süreci başlangıç söylemleriyle de doğrudan çelişiyor. Covid virüsünün Dünya insan nüfusunun kontrolünü sağlamak için laboratuvar kaynaklı olduğu söylemleri, şimdi evrilerek, aşı karşıtlığı söylemlerine dönüştürüldü.

İnsanlık, bireysel ve toplumsal boyutta büyük bir sıkıntı ve stres ortamına girmişken, pandemiyle mücadele sürecindeki bu yoğun manipüle edilmiş ajite boyutta provokatif söylemler artık çok sıktı. Şöyle bir düşünelim. Neydi aşı karşıtı söylem: Nanoteknolojiyle tüm insanlara çip yerleştirilecek. İyi de hemen her hastalıkla karşılaşılmasında, her yaşta insan, doğrudan sağlık merkezlerine müracaatla, ilgili hekim tarafından düzenlenen tedaviyi koşulsuz uygulayarak sağlığına kavuşurken, reçete edilen ve kullanılan onlarca ilaç da nanoteknolojiyle, bir çip transfer vasıtasına dönüştürülemez mi? Nanoteknoloji sayesinde, içilen meşrubat veya yenilen temel gıda maddeleri, belirli hedef kitlelere uygun yapılan dönüşümle, çip transfer vasıtasına dönüşemez mi? İnsanlığı belirli nüfuslarda sınırlandırmak isteyen güç odakları, bunu daha kolay ve ucuz yollardan yapamaz mı? Yasak olmasına rağmen, hemen her savaşta, sıcak çatışmada bir şekilde kullanılabildiği görülebilen, nükleer-biyolojik-kimyasal silahlarla, toplu ölümler daha önce de acımasızca yapıldığı gibi yeniden yapılamaz mı? Uzun yıllar boyunca yapılan programlarla sürdürülen aşılamada, zaten geleceğe yönelik hedefler var ise bunlara ulaşılmamış mıdır? Diş tedavisinde kullanılan ağrı kesiciyle ya da estetik müdahalelerde veya kozmetikte kullanılan malzemelerle, vücuda bir nanoteknolojik implant yerleştirilemez mi? Sorularla çelişkileri artırmak mümkün.

Günümüz bilimsel verileriyle aşılamanın önemi yeniden ortaya çıkmış ve insanlığı etkileyen pandemi sürecinin elimizdeki tek savunma silahı da aşı iken, bunu farklı gerekçelerle reddetmek oldukça anlamsız. Aşı karşıtı ajitasyonlar artık çok sıktı. Yeter artık. Hep birlikte bilinçli bir şekilde aşılamaya yönlenerek, bu salgının önüne geçmenin zamanı geldi de geçiyor. Aksi halde, geleceğimiz hem ekonomik boyutta hem sosyal ilişkiler ve toplumsal yaşam boyutunda hem de geleceği şekillendirecek eğitim konusunda, çok önemli sorunlarla karşı karşıya kalacak.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI