Bilinçsiz Cesaret Felakete Götürür - CAN UĞURATEŞ

12 Nisan 2021 Pazartesi 09:51

Günümüzün en yeni trendi, istiklal marşının ilk kelimesi olan, “korkma” üzerinden hareketle, halkı pandemi karşısında cesur olmaya çağırmak. Bunu yaparken de özellikle sosyal medyada yayınlanan görüntülerle, bugüne kadar tedbir maksatlı yapılan tüm öneriler ve alınmış kararlar bir şekilde eleştiriliyor. Sosyal medya üzerinden ilgisiz, yetkisiz kişiler tarafından yapılan, yalan yanlış söylemlerin etkisi de uzayan ve daha da uzayacağı öngörülebilen süreçte, giderek artıyor. Bu gelişmede, insan benliğinde yerleşik özgürlük isteminin dışa vurumu önem kazanıyor. Bireyselden toplumsala insan, her ne olursa olsun özgürlüklerinden vazgeçmek istemezken, giderek uzayan ve uzayacağı öngörülen bu sıkıntılı süreçte, otoritenin haklı kısıtlamaları karşısında, tepkisel davranışlar sergiliyor.

Korkmamak değil ama korku anında panik yapmamak, karşılaşılan her vakada, beyinlerin daha iyi bir düşünme ortamıyla buluşturulmasıyla, yeni ve etkin fikirlerin ortaya çıkmasına önemli boyutlarda katkı sağlarken, korkunun karşıtı olan cesaret algısının bilinçsizlikle birleşerek, yanlış algılarla oluşan eylemsellikle, insanı felakete götüreceği de önemli bir gerçek. Korkmamak bir başına hiçbir anlam ifade etmezken, sadece eğitimli, bilgili, bilinçli beyinlerle anlam kazanıyor. Üstelik panik haline gelmemiş bir korkunun faydası da var ve bireyi daha dikkatli, daha temkinli olmaya yönlendiriyor. O halde halka yapılan söylemlerde, korkulmamasından çok panik yapılmamasının tavsiye edilmesi daha doğru bir yaklaşım. Çünkü tehlike karşısında korkmamak ya da korkmadığını ifade etmek hiç de akıllıca değil. Tehlike/tehdit karşısında her birey korkar ama korkusunu kontrol altına alıp, panik yapmaksızın, tehdit karşısında korunmaya yönelik akıllıca, mantıklı alternatif hareket tarzları geliştirerek mücadele edebilenler, cesur olarak nitelendirilmeyi hak eder. Korkusuz insan yoktur. Her insan esasen korkuyu hissederken, kimi korkusunu cahilce cesaret gösterine çevirir ki bu aslında bir panik tepkisidir, kimi de korkusunu, bilgisi ve tecrübesiyle kontrol altına alarak, tehdidi ortadan kaldıracak alternatif hareket tarzları geliştirir ki doğru olan budur ama bunu yapmak eğitimli, bilgili, bilinçli bir beyin gerektirir. 

Bireyin, korkmamaktan hareketle kendini diğerlerine kanıtlama maksatlı yaptığı her tedbirsiz, dikkatsiz, bilgiden uzak davranış şeklinin, kendisini de her an felakete sürükleyebileceğini bir an önce anlaması, küresel boyutta yaşanan ve oldukça zorlu geçen pandemi süreci için önemli bir gelişme olur. Üstelik bireysel bazda yapılan her bilinçsiz ama cesurca olduğuna inanılan atak hareketin, toplumsal boyutta da bir felaketin temellerini attığının göz önünde bulundurulması gerekiyor. Yapılan her farkındalıktan uzak, bilgisiz, bilinçsiz hareket, alınan tüm haklı gerekli tedbirleri boşa çıkarırken, pandemi sürecinin de uzamasına neden oluyor.

Küresel boyutta, halen önüne geçilemeyen ve her geçen gün insan davranışlarının farkındalıktan uzak, bilinçsiz eylemselliğiyle etkisini artıran pandemi, günümüzde, her dönemin kazananları için de bir fırsata dönüştürülmeye başlandı. Gelişmelerle görüldü ki insan sağlığını doğrudan etkileyen boyutlarda alınması gereken tedbirler için ırk, din, dil, renk ayrımının hiçbir anlamı yok. Ancak kapitalist düşünce yapısı, her durumda, bir şekilde etken faktör olmayı başarırken, farklı olarak kabul ettiği diğerlerinin ölümünü hiç de sakıncalı bulmuyor ve önemsemiyor. Bu davranış şekli sergilenirken, maddi kazanım hırsıyla, insanlık için önemli bir tehdidin varlığı da akıllardan çıkıyor. Tehdit, insan vücudunu doğal yaşam alanı olarak algılar ve ayrım yapmaksızın tüm insanları hedeflerken, geçen, geç kalınan her gün de mutasyonlarla yaşamsal tedbirlerini artırıyor. Yani, kendince insanlıkla savaşında, her an güç kazanıyor.

Bu durumda, günümüzde en önemli bireysel tedbir olarak değerlendirilen, kabul edilen, Temizlik-Maske-Mesafe üçlemesinin yanında, bilim insanlarınca geliştirilmiş tek önleyici, koruyucu tedbir olan aşının, tüm ayrımlardan ve kapitalist düşünce yapısından arındırılmış, küresel çaplı ve detaylı bir planlamayla, tüm insanlığa ve bir an önce ulaştırılması gerekiyor.

Doğrudur, korkunun ecele hiçbir faydası yok ve cesaret, bilincin kontrolü için çok önemli faktör. Ancak farkındalıktan uzak, bilgisiz ve bilinçsizce eyleme dönüştürülen, cesurca olduğu lanse edilen davranışların, literatürde farklı bir kavramsal anlamı var. Bu davranış şekillerine her ne kadar oldukça kibarlaştırılarak cahil cesareti denilse de esasen kavramsal olarak tam karşılığı: Aptallık. TDK Sözlükte Aptal kavramı: Zekâsı pek gelişmemiş, zekâ yoksunu, alık, ahmak tanımıyla anlamını bulurken, dikkat edilmesi gereken kelime zekâ. Çünkü zeki insan, dönüp dolaşıp bir gün bir şekilde kendini de vurabileceğini öngörebildiği tehdidi ortadan kaldırmak için, bilimsel temelli verilerle alınması gereken tüm önleyici ve koruyucu tedbirleri, koşulsuz olarak uygulamaktan çekinmez. Zeki insan bilir ki insan için sosyalleşmenin öneminde, iletişim ve etkileşimin olmazsa olmazlığında kurulan temaslarla, sinsice kendine yaşam ortamı kurmaya çalışan mevcut tehdit, geciktirilen ya da eşit etkin alınmayan tedbirlerle, bir gün kendini de hedef olarak seçip, etkisi altına alacak. 

Bilinçsizce cesaret gösterisi sergilemek, muhtemel bir felakete zemin hazırlamaktan öte gidemez. O halde tehditten korkmalı ama korkuyu paniğe dönüştürmeksizin, otorite tarafından öngörülen tüm tedbirlerin azami riayetle uygulanması, zeki ve cesur insanın yapması gereken tek hareket tarzı olmalı.               

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI