08.09.2022 12:54 | Güncelleme Tarihi: 08.09.2022 12:54
“Bir ben vardır bende, benden içeri” der Yunus Emre. Bu sözle, kontrolün kendinde olmadığından hareketle, inanç doğrultusunda yüklemler yapar ifadesine. İnanç retoriğinde söylediği bir anlam kazanır ama durup bir düşünmek gerekmez mi? İnsan, realitede tek bir birey midir, yoksa davranışlardaki değişkenlikle, çoğalır mı bireyler?
Hiç kendinize sordunuz mu, “Ben kaç kişiyim” diye? Diyeceksiniz ki: “Bir kişiyim tabii ki ve sağlığım da yerinde çok şükür.” Doğru, görünürde bir kişi var ayna karşısında. Ancak, mimiklerle küçük bir oyunla, aynada, birçok seni görmen mümkün değil mi? Mimikleri kullanarak, ayna karşısında güler yüzlü, samimi, tedirgin, asabi, kurnaz, ciddi, sempatik … olmak mümkün. Aynı durum, bireyin ruhsal durumunda da gizemini koruyor. Aynı kişi, değişen şartlarda, gelişen duruma uygun tepkilerle, bir anda değişim gösterebiliyor. O halde bir insan, benliğinde birçok farklı karakter barındırarak, kendini çoğaltıyor.
Kişilikteki değişim, iletişimin şartlarına ve iletişimdeki kişilerin niteliklerine göre değişim gösterebiliyor. Sevecen bilinen bir birey, olumsuz etkilerle, bir anda muhteşem bir asabiyet sergileyebiliyor. Bunun tam tersi bir davranışla karşılaşmak da mümkün. Tabii ki ilgili birey, genelde, ağırlıklı olarak sergilediği davranış şekilleriyle anılıyor.
İnsan, değişken bir varlık. Şartlar ve gelişen durum, iletişimde, bir melekten şeytan yaratabilirken, bir şeytandan da melek yaratabiliyor. Hiç beklemediğiniz birinden, öyle bir davranış şekliyle karşılaşıyorsunuz ki şaşkınlığınızı gizlemek mümkün olmuyor.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Yunus Emre’nin sözünde geçen ben ile buradaki ben farklı değil mi? Doğru düşünüyorsunuz biri inanç retoriğine diğeri psikolojiye yönelik kavramlar. Ancak, bir benzerlik olduğu da düşünülemez mi?
Yani, bireyin değişken davranış şekilleri, karakter özelliklerini belirlerken, aslında her insanın davranış şekillerindeki farklılıklar, yeni bir birey olgusuyla realiteye yansımaz mı? Bu sözü ilgili şiirden bağımsız olarak değerlendirdiğinizde, ortaya çıkan sonuç, sizi bir bireyde, birden fazla kişilikle, birden fazla “ben”e yönlendirmez mi?
Birey, her ne kadar ağırlıklı davranış şekilleriyle karakterize edilse de realitede, rasyonel bir yaklaşımla, gelişen ve değişen şartlara karşı farklı davranış şekilleri sergileyerek, şaşırtmaz mı?