Demokratlık ve Özgürlük İlişkisi

Demokrat Olmak - CAN UĞURATEŞ

30.05.2024 12:12 | Güncelleme Tarihi: 30.05.2024 12:12



Demokrasi nedir diye yola çıktığınızda: Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık; siyasal denetimin doğrudan doğruya halkın ya da düzenli aralıklarla halkın özgürce seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, toplumsal ve ekonomik durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı yönetim biçimi ya da tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir tür yönetim biçimidir tanımlarına ulaşıyorsunuz. Burada temel olarak öne çıkan kavramlar: Eşitlik ve halkın egemenliği.

Eşitlik: İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu, denklik, müsavilik, müsavat, muadelet; kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu; bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu tanımlarıyla anlamını buluyor.

Egemenlik: Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet ya da daha basit olarak; bir toprak parçası ya da mekân üzerindeki kural koyma gücü ve hukuk yaratma kudreti tanımlarıyla anlamını bulur ki halkın egemenliği demek, bir toplumu oluşturan tüm sosyal yapıların, tamamen eşit koşullarda yönetime katılması anlamına geliyor. Pratikte ise yönetim, tamamen eşit koşullar içinde yapılan seçimlerle belirlenen vekillerin yetkilendirilmesiyle sağlanıyor.

Demokratlık ise sözlükte demokrasi yanlısı olma tanımıyla anlamlanıyor ki burada öne çıkan yeni bir kavram var: Özgürlük. Çünkü özgürlüğün tanımından yola çıkarak demokrasiye baktığınızda, demokratların, tamamen özgür düşünceye sahip olması gerekliliği ortaya çıkıyor.

Özgürlük: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî; her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet tanımlarıyla anlamlandığında görülüyor ki özgür insan her türlü dış etkiden uzak, bağımsız karar verebilme özelliğine de sahip konumda olmalı.

Yani, demokratlık ile özgürlük eşdeğer yürüyen kavramlar olmalı.

Özgürlük aynı zamanda bağımsızlığı gerektirdiğinden, bireyleri biat kültüründen de uzak tutmayı amaçlıyor ki birey kendiliğinden, hür iradesiyle, kendi görüşleri doğrultusunda karar verebilme yetisine sahip olsun.

O halde demokratlık özellik gerektiren bir kavram ve ben demokratım demekle, demokrat olunmaz. Demokrasi de zorlama ile olmaz, yaşanır. Demokrat yaşam tarzı özgürlük esaslı, bilimsel temelli, felsefi yapıda eğitim ile kazanılır. Bu yaşam tarzını benimsemek için gereken eğitim ancak hür iradeyi ve araştırmayı, sorgulamayı teşvik eden bir sistemle verilir. Çünkü demokratlık hür iradeyi, tavizsiz sorgulamayı ve felsefi düşünce yapısını gerektirir. Eğitimi bu yönüyle inançlara dayandırılmış biat kültüründen uzaklaştırmak gerekir. Çünkü biat kültürünün baskısında ve inançlara yansıtılmış dogmalarla gelenekselleştirilmiş eğitim, düşünce özgürlüğünü kısıtlar ve ket vurur. Bu durumda, inanılması lanse edilen fikirler ya değişmez ya da değiştirebilmek için gerekli sorgulamayı da yeniden vermek gerekliliği ortaya çıkar. Değişim olmaması demek, bilimsellikten ve gerçeklerden uzaklaşmak demektir. Çünkü değişmeyen kafaların, yaşam şekilleri de liderleri de değişmez. Değişim olmayınca gelişme de olmaz ki gelişmeyi hedeflemiş yapılarda değişim de esastır. Demokrasiler, tamamen özgür iradeyle, serbest beyinlerin verdiği eğitimi alan, ufku net olarak görüp algılayan, üretebilecek ve geliştirebilecek düşünce yapısına sahip olan beyinlerle, doğal olarak tesis edilir, değişir ve gelişir. Demokratlık ise hür irade, sorgulama, sebep-sonuç ilişkisi kurabilme, tarafsız hareket edebilme kabiliyeti ve rasyonel kararlar alabilmeyi gerektirir.


YAZARIN DİĞER YAZILARI