Eğitim Derken

Eğitim derken - CAN UĞURATEŞ

09.07.2024 16:37 | Güncelleme Tarihi: 09.07.2024 16:37

Sorguluyor, okuyor, araştırıyor, öğreniyor ve öğrendikçe boşluğunun farkındalığında daha çok okuyup, daha çok araştırmaya yöneliyor insan. Hep bir şeylerin eksiği var ve bir türlü dinmiyor zihinsel açlıklar. Sürekli sorgulamayla geçerken hayat, insan öğrendikçe ve aklına yer eden problemleri çözdükçe, mutluluğa ulaşıyor. Üstelik bu bir çift yönlü denklem şeklinde, yaşam boyunca süreklilik arz ediyor.

Sıradan, eğitimsiz bir beyinde, karşılaşılan her sorunda ortaya atılan tezler ve doğal olarak geliştirilen antitezler, çoğu kez birbirlerini nötrleyip ortadan kaldırmaya yönelirken, eğitimli beyinler, felsefi düşünceyle sebep-sonuç ilişkilerinden yola çıkarak, yaşamın hemen her boyutunun gerekliliğini ortaya koymakta gecikmiyor.

Toplumda, eğitimin bilimsellikten uzaklaşmasıyla birlikte, iki genel sosyal grup ortaya çıkıyor: Eğimli bireyler ve eğitimsiz (cahil) bireyler. Yani bilim ile dogmalar karşı karşıya geliyor. Bu durumda, cehaletin bilinçsiz cesaretinin, biat kültürünün yönlendirmesiyle ortaya çıkan vahim görüntü, halen Ortadoğu’da ve Afrika’da olduğu gibi acımasızca yaşam bulmaya devam ediyor. Çünkü cehalet, bilgisizlikle birlikte önemli derecede bilinçsiz bir cesaret ortamı da yaratıyor.

Yaratılışından kaynaklı sorgulamayı her daim devam ettiren insan için, aileden başlayan ve daha Dünyadaki ilk günlerinden itibaren etkin olan çevrenin etkisiyle gelişmesi beklenen eğitimin, bireye kim veya hangi ideoloji tarafından verileceği, insanlık için hayati önem taşıyor. Çünkü eğitimi verecek olanlar bilinçli veya bilinçsiz bilimsellikten uzaklaştıkça, bireyin ve devamında toplumsal yapının ortaya çıkarabileceği sorunları, düşünmek bile korkutucu.

İnsan, inanca dayalı öğretilerde her ne kadar indirilmiş öğretinin dışında, sadece çıkar odaklarının menfaatlerine yönelik, sorgulamadan uzak tutulmaya çalışılsa da sorgulama bilinçaltında devamlı bir faaliyet olarak devam edeceğinden, bireyin beyninde oluşan açlığı bilen odakların bilinçli olarak yapacakları yanlı yönlendirmeler, inancın değerlerinden de destek alacak olgulukta empoze edilince, bireyin, sonraki eğitimlerde verilmeye çalışılan gerçek değerleri, bilgileri, kavramları bilinçaltında kabul etmesi önleniyor veya değerler biat kültürüyle de özdeşleştirilince, bireyin biat ettiği kişinin söyledikleri karşısında, gerçek değerler devamlı ket vurularak, öteleniyor.  

Eğitim konusunun önemli bir mesele olduğunun kavranmasıyla, Kurucu Lider ve arkadaşları tarafından Milli kavramı altında isimlendirilip yönlendirilen iki bakanlıktan biri, Milli Eğitim Bakanlığı. Daha Cumhuriyetin ilk yıllarında alınan etkin tedbirlerle, yüzyıllarca eğitimin bilimselliği ile tanışamayıp dogmalarla, geleneklerle ve inanca dayalı ancak söylentilerle, atadan aktarılan ve bir kısmı tartışmalı olan öğretilerle eğitim yapma zorunluluğunda bırakılan Anadolu insanı, yeni sistemle bir anda şahlanmaya başladı.

Arka arkaya etkin tedbirlerle modernleşme yönünde hızlı bir ilerleme sağlanırken, 1950’lerin siyasi ortamıyla birlikte yapılanlar engellenmeye, yıkılmaya veya en azından sistemli yönlendirmelerle, farklılaşmaya başladı.

Günümüzde gelinen noktada, üzerinde en çok değişim yapılan sistem, Milli Eğitim Bakanlığının müfredatı ile önümüze geliyor. Üstelik sistem kurmanın önemiyle birlikte sistem mühendisliği de üniversitelerimizde yerini almışken. Devamlılığıyla ve gücü ile öne çıkmış, devlet geleneğine sahip, köklü ve çağdaş kabul edilen ülkelerde ise durum farklı. Bu ülkelerde eğitim, temel bir sistem üzerinde ve ana esasları değiştirilmeksizin, sadece bilimsel gelişmelerle yönlendirilirken, ülkemizde halen ana esasları oturtulamamış ve üstelik bilimselliği kanıtlanmış, evrensel, bilimsel değerler tartışmaya açılarak, bilimsellikten uzaklaştırılan sistemlerin denenmesiyle, bireylerin gerçeği öğrenme hakları da ellerinden alınmaya çalışılıyor.

Oysa gerçeklerin tekrarlarla örtülebileceği ve çok tekrar edilenin, bir süre sonra bireylerde gerçek algısı yaratacağı da bilimsel bir veri. Bu bilimsel veri, günümüzde, siyasilerce yoğun olarak kullanılırken, ortaya anlamlı bir çelişki çıkıyor. Eğitime tabii tutulan birey bilimsellikten uzaklaştırılırken, bunu gerçekleştirmeyi hedefleyenler, kesinlikle bilimsel verilerle hareket ediyor.

İnsanın her anı eğitim ile geçerken ve eğitim süreklilik arz ederken, kimi bunun farkındalığında etkin verimliliği sağlıyor, kimi ise cehaletin esaretinde, kendini bilerek ve isteyerek köleliğe mahkûm etmek için çaba sarf ediyor.  

YAZARIN DİĞER YAZILARI