Gerçekten Özgür müyüz? - CAN UĞURATEŞ

7 Aralık 2021 Salı 10:32

Özgürlük, uğrunda baş verilen, üstüne şiirler yazılan, şarkılara ve filmlere konu olan epik bir kavram. Özgür müyüz gerçekten? Bunu anlayabilmek için, önce özgürlüğün ne olduğunu bilmek gerekir. Özgürlük: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbesti; her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet tanımlarıyla anlamını bulur.

O halde özgürlükten bahsedebilmek için, öncelikle hür irade gerekir. Bu durumda da toplumsal yaşamda uyulması gereken kuralların koyduğu sınırlar, doğrudan bireysel özgürlüğü sınırlar. Özgürlüğü geniş anlamda ele alırsanız, uygulama imkânı ortadan kalkar. Çünkü her bireyin özgürlüğü, bir diğerinin özgürlük alanına girmekle, bireyler birbirlerinin özgürlükleriyle çatışma yaşar.

Bu durumda, kabul gören özgürlük kavramı, daha başlangıçta kısıtlamalarla karşılaşır. Toplumsal yapıda birlikteliğin temeli de bireylerin, kendi özgürlüklerinin bir kısmından, diğerleri lehinde feragat etmesini gerektirir. Konulan kuralların her bireye eşit yansıması, göreceli özgürlük için gerek şarttır.

Sosyal bir varlık olan insan, toplumsal yapılar içinde, her durumda, özgürlüğünden ödünler vermek zorundadır. İnançlar, gelenekler, kültürel eğilimler, toplumsal kurallar ve kanunlar doğrudan özgürlükleri kısıtlar. Ancak, birlikte ve refah içinde yaşamak için de bireysel özgürlüklerin bir kısmından da feragat etmekten kaçınılamaz.

Bir de günümüz koşullarında işin farklı bir boyutu var. Dünya, giderek biri bizi gözetliyor metaforuna dönüşürken, yaşamsal sürece dahil olan teknolojik imkanlar da özgürlükleri kısıtlıyor. Günümüzde, hemen her mekânda, caddelerde, sokaklarda bulunan kameralar ile birey neredeyse her anıyla kayıt altına alınırken, esasen, yaşamsal alanına müdahaleyle özgürlüğü de kısıtlanıyor.

Günümüzde, bireyler, kendilerine ait yaşam alanlarından ayrılmalarıyla birlikte, bir kamera sisteminin içine dahil oluyor. Aynı zamanda, kullanılan elektronik aletlerin izleriyle, kullanıcıların nerede oldukları biliniyor ve neredeyse her anlarıyla takip altındalar. Kullanılan telefonlar, bilgisayarlar, banka kartları ve gelişen teknolojiyle uygulamaya sokulan tüm çipli mekanizmalar, aynı zamanda birer takip aracı konumunda. Kanunlar ve sert toplumsal kurallar bireysel özgürlükleri zaten kısıtlamışken, teknolojiyi kullanımda, bir bireysel özgürlük alanı algısı da teknolojik imkanların sunduklarıyla, bireyi kısıtlamaya başlıyor. Teknolojik imkanların toplumsal yapılara getirisi, esasen çoğu kez kolaylıklar olurken, bir yandan da özgürlük alanlarında kısıtlamalar oluyor.  

Kolunuzu uzattığınızda, eliniz bir başkasına değdiği anda, özgürlük alanınız bitiyor. Ancak, teknolojinin sunduklarıyla ortaya çıkan kaotik ortam, kafaları karıştırıyor. Kendi yaşam alanının özgürlüğünde, teknolojinin sunduklarıyla coşan birey, bir anda ne kanun tanıyor ne kural ve başkalarının alanına tecavüzden kaçınmazken, yaptığının özgürlük olduğunu sanıyor. Esasen kanunlar bireyi kısıtlarken, bir yandan da temel bireysel özgürlüğü teminat altına alıyor.

O halde özgür olmak, aklına gelen her şeyi pervasızca yapabilmek anlamına gelmiyor. Özgürlüğü garanti altına almak için, öncelikle karşılıklı saygı ve bireysel özgürlüğün bir kısmından karşılıklı feragat gerekiyor. Gerçek özgürlük, toplumsal yapıda, karşılıklı olarak bireysel hak ve özgürlüklere saygıyla anlamını buluyor.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI