İnsanlar ve Diğerleri - CAN UĞURATEŞ

2 Ağustos 2021 Pazartesi 00:56

İnsan algılarında hayvanlar bölgelere, medeniyetlere, kültürlere göre anlam boyutunda ilginç farklılıklarda değişimine uğrarken, insanların hayvanlara karşı yaklaşımı ve davranış şekilleri de bu bağlamda değişim gösteriyor. Esasta bilinçli bireylerce hayvanlar, insan için bulunduğu habitatta birlikte yaşamak zorunda olduğu farklı bir yaşamsal türken, dostluk, yardımlaşma ve dayanışma kavramları öne çıkıyor. Dünyanın gelişim sürecinde, milyonlarca yıla dayanan ve değişim gösteren habitatlarda insan, hayvanlarla birlikteliğinde, çoğu kez onlara fizikötesi anlamlar yüklemekten ve doğaüstü güçleri olduğunu kabul etmekten de vazgeçemiyor. Bunun dışında, hayvanlara insani karakterler de yükleniyor. Baykuş ve karga uğursuzluğu, eşek inatçılığı ve ahmaklığı, domuz pisliği, kaz ve sazan alıklığı, aslan cesareti, at zekâ ve asaleti, köpek sadakati, bülbül aşkı, kelebek gençliği, kedi nankörlüğü, tilki kurnazlığı, yılan sinsiliği, kaplumbağa ağırlığı, tavşan hızı ve uyanıklığı simgeler olmuş halk ağzına yerleşerek ve metafor olmuş söylemlerde.

İnsanın varoluş sürecinde her dönem hayvanlarla birlikteliği var ve bu birliktelik kimi zaman korunma, kimi zaman beslenme, kimi zaman ulaşım veya haberleşme ya da erken uyarı gibi maksatlı bir zorunluluk. Ancak her dönemde de insanlar, her zaman yanlarında, çevrelerinde olan hayvanlara, kendilerine has yaratılış özelliklerini yüklemekten çekinmemiş. Yukarıda sayılanların tamamı bireysel olarak insanın karakter özellikleriyken, insan, kendi özelliklerinin tanımlarının anlamlarından yola çıkarak, hayvanları da itham ederek simgeleştirmiş.

Bununla da yetinmemiş insan ve tarihsel varoluş sürecinin önemli bir kısmında, hayvanları tanrılaştıracak kadar ileriye de gitmiş. Hayvanlara kutsal meziyetler de atfetmiş.

Hayvanlar mitolojide de yerini almış ve Türk mitolojisinde kartal: En yüksek ruhları taşıyan hayvan, Gök Tanrının simgesi; kurt: Hayvan-ata simgesi, yol göstericiliğin simgesi; At: Şamanı gökyüzüne çıkaran binek, yiğitlik, cesaret, kahramanlık; Aslan: Barışın, adaletin, huzurun, mutluluğun; Balık: Yaratılışın, ölümün ve kimi zaman bereketin, refahın ve bolluğun; Boğa: Hükümdarın ve güçlülüğün; Deve: Alp sembolü veya ongun (TDK Sözlük, ilkel toplumlarda topluluğun kendisinden türediği sanılarak, kutsal sayılan hayvan); Geyik: Şamanı, ebedi hayatı, ölümsüzlüğü, mutluluk ve refahı; Kaplan: Alpliği, hükümdarlığı, gücü, tahtı; Kuşlar: Orhun kitabelerinde ruhun sembolü, ölümün ve cennetin sembolünü temsil etmiş. Hayvanlara yönelik mitolojik timsalleri artırmak mümkün. Aynı durum bitkiler için de geçerli ve farklı astroloji kültürlerinde, bitkiler de oldukça farklı anlamlarda tanımlanmış.

İnsan, hayvanı her daim en yakın dostu, yardımcısı, destekçisi ve hatta besin kaynağı olarak her zaman yanında, yakınında bulurken, bazı hayvan türlerini kendi zevki uğruna köleleştirmekten, bazılarını esaret altına almaktan, daha da ileri giderek bazılarının genetik yapılarıyla oynayarak, onları kendi beğenisi doğrultusunda değiştirmekten kaçınmamış. Kendi türüne dahi çoğu zaman acımasızca davranışlar sergileyen insan, bu davranışlarını doğrudan hayvanlara yöneltmeyi de alışkanlık haline getirmiş.

İnsanın kazanıma yönelik hırslarından kaynaklı bencilliğinden, diğer yaşam türleri de doğal olarak nasiplenmiş. Bilinçsizce yakılan anız, acımasızca yakılan ormanlar, gölleri besleyen su havzalarının kesilmesi ya da yönünün değiştirilmesi, meskûn mahal ve teknoloji atıklarının doğrudan akarsulara ve denizlere yönlendirilmesi, trol avcılığı, bilinçsizce, gereğinden fazla ve sırf zevk için yapılan yaban avcılığı gibi birçok nedenle, insan, farklı türleri de habitatının bir parçası kabul etmekten çok öte giderek, onları her durumda ötekileştirerek, acımasız davranışlarını sürdürmeye devam ederken, her durumda yıkıcı ve yok edici oluyor.

Ve sonuçta ortaya çıkan kavram: İnsan ve diğerleri olurken, insan, bir konuda farkındalıktan uzaklaşmış durumda. Esasen var olunan dünyada çoğunluk diğerlerindeyken, insan, azınlık olanın ve bireysel bazda bir başına savunmasız olanın kesinlikle kendisi olduğunun farkında bile değil. Yani insan, sorumsuz, bilinçsiz davranışlarıyla, kendini yok etme sürecini başlattığını bilemeyecek kadar, hırslarına yenik düşmüş durumda. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI