Özgürlük Üzerine - CAN UĞURATEŞ

12 Şubat 2021 Cuma 00:41

Özgürlük, çok büyük, çok geniş anlamlı bir kavram. Tüm canlıların en büyük ideali her daim özgür olmak, özgür yaşamak. Peki özgür müyüz gerçekten ya da ideal özgürlüğe ulaşmak mümkün mü? Bu soruyu cevaplayabilmek için özgürlüğün tanımını bilmek gerekiyor. Özgürlüğün sözlüksel tanımı: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbesti; her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet olarak anlamını buluyor. Bu tanımdan yola çıkıp, hayatın gerçekleri göz önüne alınarak karar verildiğinde, ortaya şöyle bir varsayım atmak mümkün: Özgür canlı yoktur. Özgürlük izafi bir kavramdır.

Özgürlüğün tanımında yer alan, herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın ya da her türlü dış etkiden bağımsız veya herhangi bir şarta bağlı olmama, tamamen kendi iradesine, düşüncesine dayanarak karar verme kati söylemleri, bu kavramı daha tanımlama aşamasında ütopikleştiriyor. Neden mi?

Bilinen tüm yaşam türlerinin, daha başlangıçlarından itibaren yaşamlarını sürdürebilmeleri için birtakım kurallara uyması gerekiyor. İşin içine başka bir güç tarafından, bireyin kendi iradesi dışında dayatılmış kurallar girdiği anda, doğrudan özgürlüğün tanımı dışına çıkılıyor. Doğumdan ya da yaşam sürecinin başlangıcından itibaren, tüm yaşam türlerinin hatta evrende bulunan tüm varlıkların, kati olarak uyması gereken kurallar var. Bu kuralların bir kısmı fiziksel, matematiksel, kimyasal formüllerle bilinen bir gerçekken, bir kısmı biyolojik gerekliliklerle, bir kısmı yaşamı kolaylaştırmak için doğrudan insanlarca bilinçli ya da yaşam türlerince içgüdüsel oluşturulan kanunlarla, bir kısmı geleneklerle, bir kısmı ise inanç öğretileriyle ya da etik değerler adı altında, yaşam sürecinin her aşamasında insanları ve diğer yaşam türlerini kısıtlıyor. Bunların dışında evde, okulda, işyerinde, sosyal faaliyetlerde, yani akla gelebilecek hemen her ortamda, uyulması gereken kurallar var. Düşünürken ürkmemek elde değil. Katı bir besin zinciri realitesinde, canlılar yaşamak için birbirleri tüketmek zorundayken, ölmemek için de uymaları gereken zorlu, zorunlu kurallar var ki bu kurallar bütünü, evrendeki tüm varlıkları doğrudan etkiliyor. Bu gerçek maddesel varlıklar için de geçerli ve bilim, bu konu üzerinde vazgeçmeksizin çalışıyor. Yani yaratılış, Big Bang, tesadüfler zinciri ya da her ne şekilde tanımlanırsa tanımlansın, oluşan ya da oluşturulmuş sistem, katı kurallar bütünüyle korunuyor görünüyor.

Esasen tüm canlılar, sınırlı, sorumlu bir yaşam süreciyle kısıtlanırken, ortaya sanal gerçeklik kavramı çıkıyor. Bu kavram günümüzde oldukça fazla kullanılırken, çoğunlukla anlamı bilinmiyor. Sanal gerçeklik, farklı yöntemler kullanılarak oluşturulan kurgularla, gerçek ile hayalin birleştirilmesi anlamına gelirken, kullanılan kavramsal tanımlama kafaları karıştırıyor. Elbette ki internet ortamı bir sanal gerçeklikken, yaşamın, hatta evrenin de bir sanal gerçeklik olup olmadığı halen bilimsel çevrelerde tartışılıyor. Yaşam bir sanal gerçeklik olarak tanımlanırsa, ortaya atılan varsayım doğrulanarak teoreme dönüşüyor. Yani, “Özgür canlı yoktur. Özgürlük izafi bir kavramdır” lafzı ispatlanmış oluyor. Çünkü yaşam türlerinin kendi iradeleri dışında kurgulanmış yaşam süreçlerinde, özgür davranış şekillerinden söz etmek mümkün değil ki inanç doktrinleri esasen bu konuyu haklı çıkarıyor. Ceza dayatması olan ve bireysel davranışlara doğrudan etki eden kurallar bütünü varken, ideal özgürlükten söz etmek mümkün değil.

Canlılar, öncelikle güvenlik ve ardından yardımlaşma, sosyalleşme ve zihinsel gelişim gibi devam eden sorunlarla daha kolay mücadele edebilmek adına toplu yaşam düzenlerine geçtikleri anda, bilerek ve isteyerek özgürlüklerinden feragat etmiş oluyor. Bu feragat, bireysel bazda sınırlı, sorumlu bir yaşamla özgürlükleri kısıtlarken, önemli bir realiteyi de ortaya çıkarıyor. Birlikte ve ideale yakın, mutlu bir yaşam süreci için birliktelik ve dayanışma olmazsa olmazlardanken, kesinlikle, bireysel olarak bazı özgürlüklerden kısmen ya da tamamen feragati gerektiriyor. Hani bir laf vardır, “Kolunuzu uzattığınızda bir başkasına değdiği anda özgürlük alanınız biter” der. Bu söylem eylemsel olarak doğrudur. Ancak özellikle insan, sözleriyle, gözleriyle ve mevcut tüm teknolojik imkanları kullanarak, başkalarının özgürlük alanlarına girmekten de imtina etmez. O halde birlikte yaşam için mutlaka davranış şekillerinin kısıtlanmasına, değiştirilmesine, düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Demek ki ideal özgürlük, kesinlikle izafi ve ütopiktir. Bu durumda, ideal özgürlüklerden karşılıklı bireysel feragatlere dayalı kurgulanmış bir yaşam ortamında, başka bireyleri ve farklı yaşam türlerini rahatsız etmeksizin, ulaşılabilen en konforlu bireysel yaşamı kabul etmek ve bulunulan ortamı herkes için daha yaşanılır hale getirmeye yönelik davranış sergilemek en doğru olanıdır.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI