Sen Kimsin - CAN UĞURATEŞ

29 Kasım 2021 Pazartesi 00:49

Günümüz diyaloglarında ve özellikle de sinirlerin giderek gerildiği anlarda doğrudan ağızdan dökülen iki kelimelik bir soru cümlesi: Sen kimsin?

Bu soruyla, karşıdakinin kimliği, mesleki kariyeri, hangi aileye veya hangi gruba mensup olduğu gibi birçok soruya cevap aranıyor olanabilir. Ancak sorunun söyleniş biçimi önemlidir ve eğer bir tartışma esnasında bu kelimeler kullanılıyorsa, kuvvetle muhtemel, karşıdaki küçümseniyordur. Bu soru, aynı zamanda soruyu yönelten kişiyle ilgili de bilgi verir. Soruyu soran kendini üstün görüyor olabilir ya da bir güvensizlik içinde de bulunuyor olabilir ancak temelde bu soru, karşıdakine “Sen kim oluyorsun ki böyle bir davranış sergileyebiliyorsun” ya da “Kim olursan ol, fark etmez” anlamlarında soruluyordur.  “Sen kimsin” temelde bir tanıma sorusuyken, genelde, biraz küçümseme veya değersiz görme anlamında kullanılır.

Sen kimsin sorusu, sıradan tartışmalarda, iki tartışmacı arasında oluşan sağırlar diyaloğunda en fazla kullanılan cümle olarak yer etmiş durumda. Üstelik tirajı komik bir tarafı da var ve sorunun cevabı da aynı soru cümlesinin tekrarı olarak geliyor.

İşin ilginç yanı, tartışma başlatanlardan biri, soruya, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” diye başlamaktan çekinmezken, cevap yine aynı. Karşılıklı bir küçük görme, aşağılama söylemi ardından, tartışma ya kavgayla şiddete dönüşmeden sona eriyor ya da şiddetini artırarak kavgaya dönüşüyor.

Şimdi gelelim işin tirajı komik tarafına. Esasen tartışmanın tarafları bu soruyu yöneltirken, kendi zayıf tarafını da ele veriyor. Nedir zayıf tarafı? Aşağılık kompleksi ve birileri tarafından ötelenmenin verdiği baskı. Yani, eğer karşıdaki daha üstün bir kişilik olduğunu ispatlarsa, tartışma kavgaya dönüşmeden sona erecek gibi görünüyor. Ancak hiç de öyle olmuyor ve baskılardan gelen sıkıntı, genelde, patlama noktasında kavgayla sonuçlanıyor. Dikkat çekici bir detay da sorunun siz değil sen zamiri ile başlaması ki sen adılının kullanılması yakınlık, samimiyet bildirgesi değilken, esasen başlı başına bir küçümseme bildirgesi olarak ortaya çıkıyor.

Soru her ne olursa olsun, tartışma hangi söylemle başlamış olursa olsun, olumsuz tartışmalar için bilinen en büyük gerçek, hiçbir şekilde kazananın olmayacağı. Hiçbir olumsuz tartışmanın kazananı yoktur. Tartışan tarafların söylemleri bir süre sonra sağırlar diyaloğuna dönüşürken, konudan uzaklaşılır ve olay boyut değiştirirken, taraflar, karşılıklı olarak bir kazanım elde edemezler.  Sen kimsin ile başlayan söylemler, karşılıklı olarak sen kimsin söylemiyle devam eder. Tartışmalar ancak olumlu, bilimsel seviyede ve öğretici maksatlı olduğunda kazanım elde edilebilir. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI