Seni Seviyorum Diyebilmek - CAN UĞURATEŞ

30 Temmuz 2021 Cuma 03:35

Hemen her insanın, özellikle ikili ilişkilerde, sıkıştığı anda sıklıkla kullanmaktan çekinmediği iki kelimelik kısa bir cümle: “Seni seviyorum”. Bu kısacık cümle öylesine güçlü ki retorikte adına efsun, büyü ya da farklı bir literatürde hipnoz denilebilecek önemli derecede bir etkiye sahip. Peki, bu iki kelimelik, sımsıcak duygular içeren cümleyi, doğru anlamında ve samimiyetle hissediyor ve paylaşabiliyor muyuz? Sevmeyi gerçekten biliyor muyuz?

Özellikle iki sevgili arasındaki -sevgili kelimesini sadece kadın erkek birlikteliği olarak değil, birbirlerini seven bireyler olarak ki bunlardan biri herhangi bir canlı türü de olabilir. Geniş anlamda kullanıyorum- duygusallıkta, muhteşem derecede etkili olan bu iki kelimelik cümle, insan türünün bencilliğinde, yönlendirilmiş algı oluşturmak için de rahatlıkla kullanılabiliyor. İkili ilişkilerde, bireylerden biri farklı türden bir canlı olduğunda, esasen, samimiyet tek taraflı bozulma tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Çünkü insan türü dışındaki canlılar, sözlü olarak ifade edemeseler de davranış şekillerinde, muhteşem bir tutarlılıkla, samimiyet sergiliyor. Belli ki onlar, yaratılışları gereği gerçek sevgiyi çok iyi biliyorlar ve sahipleniyorlar. İnsan ise her duyguyla birlikte yaptığı gibi sevgide de bencilliği öne çıkarmada tereddüt etmiyor.

Sevgi duygusu da tüm diğer duygular ve alışkanlıklara dönüşen davranış şekilleri gibi öncelikle aile ortamında şekillenmeye başlarken, bilinçli eğitim süreciyle gelişerek, özümsendiği zaman gerçek anlamına ulaşıyor. O halde eğitim sürecinin içinde sevgi duygusunun geliştirilmesi ve bilinçlendirme için bir tedbir alınması gerekiyor.

Özellikle günümüz küresel yaşanmışlıklarında, giderek artan her yönden rekabet, çatışmalar ve savaşlar süreciyle körüklenen nefret söylemlerinde, sevgi duygusunun önemi giderek anlamını yitiriyor. Üstelik farklı ülke insanlarının, gelişerek değişen küresel dengelerde zorunlu bölgesel yer değiştirmelerinde, bireysel algılarda, özellikle insan sevgisinin pekiştirilmesinin önemi giderek artıyor. Aksi halde, insanlık büyük kitleler halinde zorunlu demografik birleşimlere yönlenirken, esasen oluşturulan, yeniden şekillendirilen yapıda, temele, geleceğe yönelik olarak ve nefret doğrultusunda, her an tetiklenebilecek, kırım etkili çok büyük tuzaklar kurulmuş olunuyor.

Tarihselliğinde İnsanlık, ortaya çıkan farklı temelli çatışmalarla gelişen savaşların ardından, her dönem birleşme doğrultusunda önemli görülen adımlar atarak, oluşturduğu uluslararası organizasyonlarla, yerinde ve doğru kararlar almayı başarabilse de uygulamada, halen birleşmeden, bütünleşmeden çok ayrışıma yönlenildiğini görmek oldukça üzücü.

Sevmek, samimiyetle seni seviyorum diyebilmek, gerçek manada ve samimiyetle sevmek, sevebilmeyi bilmek, insanlığı barışa, dolayısıyla mutluluğa, huzura, refaha götürebilecek tek ve en güçlü duygu. Sevgiyi türlerine göre ayırmak da mümkünken, esas olan, kalben ama bilinçli sevgiyi bilip, hissetmek. Sevgi duygusu, doğal olarak her türlü şiddetin de önüne geçebilecek güce sahip. Şiddeti önlemek için, insanlara, sevmeyi öğretmek gerekiyor.

Bu arada önemli bir konuyu kesinlikle atlamamak, unutmamak gerekiyor. İnsan, yaratılışıyla ben merkezli oldukça bencil bir yapıya sahip. Bu durumda da sevgi, her ne kadar karşılıksız olarak tanımlanmaya çalışılsa da ben merkezli ve bencilliği de barındıran bir duygu olarak algılarda yer ediniyor ki birey severken, altta gizlenen bir duygu var ve bu duygu gerçekte çoğunlukla sevilme arzusu. O halde hemen her sevgide biraz bencillik gizlenmişken, farklı bir kelimenin tanımında oluşan başka bir kavram ortaya çıkıyor: Saygı.

Bu durumda eğitim sisteminin içine bireysel bazda kişisel saygının yerleştirilmesi ve bu yönde bilinçlendirmenin de sağlanması gerekiyor. Çünkü saygı kavramı bilinip, benimsenip, davranış şekline dönüştürülmeden, sevgiden söz etmek oldukça anlamsız kalıyor. 

Herhangi bir canlıya, bireye seni seviyorum diyebilmek insana muhteşem bir keyif, muhteşem bir rahatlama hissi verirken, saygıyla bütünleşen sevginin karşılıklılığıyla, bireyselden toplumsallığa uzanan süreçte, insanlığın geleceğini mutluluk ve huzur dolu günlerle süslemek mümkün ki mutluluk ve huzurun bilimsel bütünlükte çalışmayla birleşmesiyle oluşturulabilecek Dünya güzelliklerini düşünmek dahi insanı mutlu ediyor.

Gerçekten de bilmek gerek. Ne güzel ne coşkulu nasıl da yürek hoplatan bir duygudur, karşılık beklemeksizin seni seviyorum diyebilmek. 

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI