Taraftar Olmak - CAN UĞURATEŞ

14 Ekim 2021 Perşembe 11:04

Bir tarafı seçmek, tek tarafta bulunmak ve bulunulan tarafın tüm uygulamalarını, koşullarını, performansını her durumda kabul ederek benimsemek, belirli konularda güzel bir karakter örneği olarak kabul edilebilir. Ancak, aynı karakter özellikleri, demokrasi koşullarında uygulamaya giren ve işlevselliğiyle geleceği yönlendirecek, şekillendirecek konularda ise tamamen sorun yaratan durum olarak ortaya çıkabilir.

Bir spor müsabakasında taraftar olmak, oldukça keyifli ve muhteşem haz veren bir durum olarak algılanır. Kavramımız, “taraftar”. Taraftar, yandaş anlamına gelirken, sporcunun veya sporcuların temsil ettikleri renklere, kulübe veya bayrağa bağlı kimse tanımıyla da anlamını bulur. Spor müsabakaları, tatlı bir rekabet ortamında icra edildiğinde, sporcunun fiziksel yapısını ve kullanacağı taktiklerle düşünsel yapısını geliştirirken, izleyicilere güzel, keyifli bir ortam sunar. Müsabakalarda rekabet olağandır ve taraftarın verdiği destekle, sporcular ya da komple takım kimi zaman coşar kimi zamansa bir nedenle yenilgiyi kabul etmek zorunda kalır. Takımın mağlubiyeti, başarısız olması taraftar için oldukça üzücüyken, bu durum, sadece moralini etkiler. Bunun dışında, belki bir de spor müsabakasını izlemek için sarf edilen emek ve verilen bilet ücreti kayıp olarak kabul edilebilir. Ancak taraftar hırslıdır. Bilir ki takımı bir şekilde başaracak ve onu yalnız bırakmaz. Taraftar, takımla yek vücut olmuştur ve bununla da gurur duyar. Sporda, yenmek de vardır, yenilmekte. Güçlü olan, güzel oyun kuran kazanır. İyi taraftar da asla takımını yalnız bırakmaz ki bu durum anlayışla karşılanır ve birçok hararetli tartışmanın da tatlı, neşeli konusu olur.

Bu kavramdan hareketle, sosyal toplumda, aynı zihniyetle yürütülen bir taraftarlığın daha olduğu gözlemlenir. Ancak bu kez işler biraz daha farklıdır ve bu zihniyet, taraftarın geleceğini etkileyecek boyutlara ulaşabilecek güçtedir. Bu taraftarlık, siyasi parti, siyasi yapılanma taraftarlığıdır ve buna dar çerçevede partizanlık adı verilir. Partizan, sözlükte partici olarak anlamını bulurken, bir diğer tanımı da düşmanlarına karşı mücadele verirken, cephe gerisinde silahlı harekete katılan kimsedir.

İç siyasette partizanlık, esasen ideolojik bağlamda oldukça makul görülebilecekken, bu durum, kendi görüşüne, kendi ideolojine yakın olunan siyasi yapılanmaya oy verme bağlamında ısrarcılıkla, sıkıntı yaratır. Çünkü sandıkta verilen oyla seçilen ve hükümet edecek olan siyasi yapının başarısında da başarısızlığında da bireyin hem kendi geleceği hem çevresinin geleceği hem de sosyal toplum yapısının geleceği doğrudan etkilenir. Sırf ideoloji doğrultusunda, sanki bir futbol takımı taraftarlığı yapar gibi partizanlık yapmak, başarısızlıkta, bir anda geleceği risk altına alabilir.

Doğaldır ki siyasi yapılanmaların kadroları olacaktır. Kadroları oluşturan ekip ile taraftar karıştırılmamalıdır. Kadrolu teşkilat yapısı, tabii ki her koşulda devam diyebilecek dirayette ve geri beslemelerle yolunda devamda kararlı olmalıdır. Genel bakışla, siyasi yapılanma kadroları, esasen bir iş, bir meslek edinimi konumundadır. Ancak, yandaşlık, geniş kitlelerle karşılık bulur ve bu geniş kitlelerin, aynı siyasi yapıyı benimseyip, ısrarla yandaşlık yapması bakılan perspektifle orantılı etkiler sunar. Bu durumda, partizanlık militanlığa dönüşürse durum vahimleşir. Militan, sözlükte: Bir düşüncenin, bir görüşün başarı kazanması için savaşan, mücadele eden kimse; bir siyasi örgütün etkin üyesi; mücadelesini zor kullanarak ve yasa dışı yollarla yapan taraftar tanımlarında anlamını bulur.

Taraftarlık, spor müsabakalarında insana keyif verir ve sonuçlarıyla geleceği de etkilemezken, işe taraftar zihniyeti ile başlayan bir partizan düşünce, bireyi militan konumuna getirdiğinde, kronikleşen katı taraftarlığın sabit görüşe indirgenmesi neticesinde ortaya çok önemli sorunlar çıkabilir. Sandıkta, sadece taraf olunduğu için verilen oy sonucu hükümetle görevlendirilen siyasi yapının her davranış şekli, doğrudan bireyin, çevresinin, toplum yapısının ve daha geniş boyutta devletin geleceğini etkiler.

O halde bir durup düşünmek gerekmez mi?

İdeoloji uğruna, militan boyutunda bir taraftarlıkla ya da daha açık, basit ve farklı ifadeyle, bir spor takımı taraftarlığı gibi bir siyasi yapıyı benimseyip, doğrusunda ve yanlışında kesinlikle desteklemek, doğru bir davranış şekli midir?

Yoksa taraftarlığı spor boyutunda bırakıp, ideolojik boyutta partizanlığa devamla, militanlaşmaksızın, ilgili siyasi yapının programı çerçevesinde, eğer planladıkları, sundukları projeler veya halen hükümet ediyorsa, yaptığı veya yapamadığı tüm faaliyetlerle geleceğe etkisinin değerlendirilmesiyle, onu desteklemek veya onu yeterli görmeyip, bir başkasına yetki vermek midir doğru olan?

Burada püf noktası, bireyin, toplumun ve devletin geleceğinin devamlılığı, güvenliği, refah seviyesinin yükseltilmesi değil midir?

Öyle ise en büyük taraftar her durumda halk iken, kendi geleceğini belirleme yetkisi de doğrudan halktadır ve halk, bu yetkisini, sıradan ya da tutucu, ısrarlı bir taraftar zihniyeti ile değil, kesinlikle rasyonel bir perspektifte, karşılaştırmalı bir değerlendirmeyle kullanmalıdır. Çünkü vereceği kararın etkisi, doğrudan kendi geleceğini şekillendirecektir.          


Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI