28.06.2025 11:22 | Güncelleme Tarihi: 28.06.2025 11:22
Yıldıray Oğur bir yazısında şöyle
demişti:
“Çünkü kimsenin ötekinin kötülüğü
dışında söyleyecek daha orijinal bir sözü pek kalmadı.”
Bu cümle, uzunca bir süredir
hissettiğimiz ama belki de tam olarak ifade edemediğimiz bir gerçeğin özeti.
Günümüzde fikirler artık anlamak, anlatmak ya da ortak bir zemin kurmak için
değil; karşı tarafı alt etmek için ortaya atılıyor. Tartışmalar hakikat
arayışından çok, galip gelme mücadelesine dönüşmüş durumda.
Artık söylenen sözün kıymeti, içeriğinden
değil; kimin söylediğinden ve kime karşı söylendiğinden ölçülüyor. Fikirler,
düşünsel üretimin değil, kimliksel savaşların bir parçası haline gelmiş..
Siyaset meydanlarından televizyon
ekranlarına, sosyal medyadan gündelik sohbetlere kadar her alan adeta bir
satranç tahtası gibi. Herkes kendi hamlesini yapıyor ama kimse oyun kurmuyor.
Herkes konuşuyor, ama kimse birbirini gerçekten dinlemiyor.
Fikri olan değil, karşısındakini susturabilen güçlü sayılıyor.
Bu ortamda orijinal söz söylemek
yerine, karşı tarafı eleştirmek, çürütmek, hatta karalamak daha fazla alkış
topluyor. Oysa düşünce bir silah değil; topluma yeni kapılar açan, insana iç
yolculuk yaptıran bir yol arkadaşıdır. Gerçek fikir, sadece kendini doğrulamak
için değil; başkalarının sözünü duyabilmek ve kendi fikrini gözden geçirebilmek
cesaretiyle değer kazanır.
Ne yazık ki fikir beyan etmek bugün
çoğu zaman sadece bir cepheye bağlılığın ilanı gibi algılanıyor. İnsanlar ne
düşündüklerini değil, kim olduklarını ispat etmeye çalışıyor. Bu da fikirleri
değil, safları kalınlaştırıyor.
Oysa hakiki tartışma karşılıklı bir
kabul ile başlar.
Birbirini dinlemeye niyetli iki insan arasında filizlenir.
Ve bir toplum, ancak birbirini anlamaya çalışan bireyler sayesinde ilerler.
Bugün eksikliğini hissettiğimiz şey;
düşünce değil, duyarlılık.
Eleştiri değil, empati.
Söylem değil, samimiyet.
Bu yüzden, her tartışmanın, her
yazının, her fikrin önüne koymamız gereken o cümleyi hatırlayalım:
Seni ve fikrini önemsiyorum.
Çünkü bu cümle varsa; konuşmak,
tartışmak, hatta susmak bile anlamlı hale gelir.