Sevdayı Bombaladılar - MERVE SÖKMEN

22.1.2022 21:13:00

Kadın köşemize hoş geldik kadınlar, geçen haftaki bölümümüzde Deniz’in Mahir ile yaşadığı duygu karışıklığını ve affedilemeyecek günahların bedelinin mağdurlara ödetilmesini ele aldık. Bu hafta bakalım Adana’mızda geçen hikâyede neler olacak? Sivri topuk sizler için vurdu yere, son sesiyle…

11.BÖLÜM: SEVDAYI BOMBALADILAR

Deniz sabah güzel bir kahvaltı hazırlayıp, Elifnaz’ı küçük alnından öperek uyandırdı. Elif de annesi Gülbahar’ı. Hep birlikte masaya oturdular. Deniz bankadan biraz izin almış, öğlene kadar Elif’e vakit ayırmak istiyordu. Birden bir ses duyuldu. Elif:”Gök mü gürlüyor anne?” diye sordu. Deniz, “Dur bakayım Elif gök gürlemiyor çekil pencerenin önünden.” Deniz gördüklerine inanamıyordu. Adana’nın mihenk taşı, A noktası, çekirdeği yanıyordu. Hem de alev alev. Peki, ama nasıl olurdu? En yoğun güvenlik önleminin alınması gereken yerde nasıl bombalar patlardı? Elif’i pencerenin önünden zorla çekip televizyonu açtı Deniz. Biraz sonra canlı yayınlarda son dakika gelişmesi olarak  “Adana Valiliği’ne bombalı saldırı” manşeti geçmeye başladı. Gülbahar, aşağı inip bakmak istedi. Deniz de Elif ile birlikte evde kalmalarını söylerek aşağı indi. İyi ki bankadan izin almıştı. Yoksa tam o saatte oradan geçecekti. Ama neler düşünüyordu böyle? İki vatandaşın bir anda ölümü üzerine kendi sağlığına mı şükrediyordu yani? Üstelik oturduğu evin yanı başında yaşananları gözleriyle görmüştü. Çıkan dumanlar, insanlığı uzaklara mı götürüyordu usulca? Hayır. Kimse orada ölmediğine yahut bir yakınını o saldırıda yitirmediğine şükretmemeliydi. Asıl mesele, bu saldırılara karşı dik durabilmekteydi. İki gün sonra unutulup gitmemeliydi artık bu olanlar. Hainlere böylelikle prim verilmiş olmaz mıydı? Yukarı çıkıp üzerini değiştirdikten sonra işe gitmek üzere ayrıldı evden. Bankanın önüne geldiğinde gözlerine inanamadı. Modern Tarzan Mahir bankanın yanındaki kafede oturuyordu. Bu kadarı da tesadüf olamaz diye düşünerek kafeye girdi. Mahir’e yaklaşıp selam verdi. Mahir hemen tanıdı ve yanına oturmasını söyledi. Sohbet etmeye başladılar. Deniz patlamadan bahsediyordu. Mahir ise gayet ciddi bir şekilde dinleyip yanıtladı: “Şehitlerimizden biri henüz iki aylık nişanlıydı. Nişanlısı mahvoldu. Yarın cenazeleri defnedilecek. Çok sevmişler birbirlerini ama ölüm… Maalesef âşıkları ayırdı. Diğeri ise geçici görevinin bitmesi 4 gün kala şehit oldu ne yazık ki…” Deniz şaşkın gözlerle, bu kadar bilgiyi bu kadar çabuk, üstelik ajanslardan bile önce nasıl öğrendiğini sordu. Mahir sivil polisti. Aman Tanrım. Hem yakışıklı hem de sivil polis. Peki, ama bu kudretli adam yeryüzüne nasıl inmişti böyle? Eğer bu kadar Tarzan’sa, yeğeni Mercan’a neden sahip çıkamamıştı? Hemen sormalıydı bu konuyu: “Geçen gün göl kenarında, yeğeninizle ilgili konuya kulak misafiri oldum. Yanlış anlamayın Mahir Bey, benim de ilkokula giden bir kuzenim var. Neden?” Mahir Deniz’in sözünü bir hışımla kesiverdi: ” Sizi ilgilendirmeyen konulara ne kadar da meraklısınız böyle? Lütfen bu konuyu kapatın. Ben Mercan’a yardım ediyorum. Bilmediğiniz şeyler üzerine yorum yapmayın Deniz Hanım.” Deniz kızarmıştı. Kızgınlığı volkanlara benziyordu Mahir’in. Düşündü. İki aylık nişanlı iken şehit olan vatandaşa bu kadar üzülen bir adam elbette yeğenine de sahip çıkardı. Gaddar değildi ki Tarzan! Hemen toparlanıp bankaya gitmesi gerektiğini söyleyerek ayaklandı. Mahir kolundan tutup: ”Sizi tekrar görmek isterim.” Deyince eli ayağı birbirine dolanan Deniz, “Bankaya uğrayabilirsiniz.” Diyebildi sadece. Talaşla ayrılıp uzaklaştı oradan. Sonra düşündü. Birbirini seven iki insanı ecelin ayırması ne kadar da acıydı. Belki de acı olan hain bir saldırıda, uzun gece nöbetinin ardından bir selam mesafesi el sallayamadan ayrılmaktı. Son sevda sözcüklerini söyleyemeden sevdiğine, uzaklara, çok uzaklara uğurlanmaktı gözyaşları içinde… (Devam Edecek)

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI