Yaşama Dair… - TAYGA ŞİRİNZADE

23 Kasım 2021 Salı 09:55

“Deniz kıyısında bir ihtiyar taş ustası kayayı yontmaktadır. Güneş onu yakar kavurur. O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye.

“Ol” der Tanrı. Güneş oluverir. Fakat bulutlar gelir örter güneşi, hükmü kalmaz Güneşin.

Bulut olmak ister. “Ol” der Tanrı. Bulut olur. Rüzgâr alır götürür bulutu, rüzgârın oyuncağı olur.

Rüzgâr olmak ister bu kez. Ona da “Ol” der Tanrı. Rüzgâr her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur. Her şey karşısında eğilir. Tam keyfi yerindeyken koca bir kayaya rastlar.

Oradan eser buradan eser, kaya bana mısın demez! Doğru tahmin ettiniz: Tanrı kaya olmasına da izin verir.

Dimdik ve güçlüdür artık dünyaya karşında… Sırtında bir acı ile uyanır bir sabah…. Bir ihtiyar taş ustası kayayı yontmaktadır.”

Friedrich Nietzsche

İnsanların yaşam alanına saygı duymak, çocuk hakları, kadın hakları, insan hakları, hayvan hakları derken gündem hep başkalarının alanına saygı duymaktan dem vurulur oldu. Fakat bu durum benim ya da birilerinin öğretmesi gereken bir durum olmamalı insan doğası gereği bu öğreti ile doğar körleştirmek işine gelmekle alakalı, canım nasıl isterse öyle yaşanıyor artık. Bizler saygı duy beri dur derken, ruhumuzda açılan büyük boşluklardan bi haber yaşamaya başladık, etrafımız narsist kişiliklerle doldu benmerkezci, mutsuz, tatminsiz insanların egosu altında bize kalan o tünelin ucundaki ışık da artık soluk ve puslu.

İnsan ancak yaşanmışlık ve eğitim doğrultusunda ruhunu benliğini eğitir ve olgunlaşır aksi ilkelliktir, bağnazlık ve benmerkezcilik olur. Dünyayı düşünsenize tüm bitki örtüsü tek renk ve çimen olsa, bir anlamı, özelliği olur muydu? Oysa tüm renk ve çeşitleri ile bezeli çiçeklerle kaplı bir dünya eşsiz manzara mahzeni gibi değil midir? Her adımda başka güzellik, başka farklılık ve eşsizlik ve bu farklılığın yarattığı huzur armonisi.’’

Demem o ki:

İnsanların, bitmek tükenmek bilmeyen beklentileri vardır. Ve karşılık bulan her beklenti yerini başka bir isteğe bırakır. Sonu gelmeyen istekler insanı tatminkâr olmayan ve yetinmeyi bilmeyen bireyler haline getirir. Bu da nefes almanın bile artık hesabı sorulduğu hayatta karşılığını huzursuzluk ve de mutsuzluk olarak bulur. Sahip olduklarıyla yetinmeyen insana, ne yazık ki dünyayı bile verseniz memnun edemezsin, ya bahane bulur ya da başka bir istekle oturur karşınıza.

İşte burada bizler, duruşumuz bilincimiz ile devreye girmeliyiz. Ne istiyorsun demeliyiz, nasıl her şey olamazsınız, her şeyi yapamazsınız bu insan doğasına aykırı. Her birimiz belli kabiliyet ve özelliklerle yaratıldık ve bir zincirin parçalarıyız. Birbirimize saygı duyarak, iyi ve güzele teşvik ederek bütün oluruz. Bir zırhlının dişlileri gibi hepimizin birbirimize ihtiyacı var. Bir kişiyi ya da kişileri mutlu etmek için değil dünya ve gelecek için bütünde parça olmayı kabul etmek, saygı duymak, fırsat vermek ve korumak gerek. İşte o zaman o yaşamak zorunda kaldığımız yoldaki tünelin sonunda ışık hayali ile yürümek yerine bizzat ışıktan bir yolda yürürüz.

Ruhunuz ve yolunuz ışık olsun! Yolunuza çıkan tüm karanlıklar ruhunuzdan akan ışıkla aydınlık olsun.

Görüşlerinizi Bildirin

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI